Alaaddin Başar | Yazar, Akademisyen (Prof.Dr), Mütefekkir

Gerçek Üzerine-I (Bir okuyucuya açık mektup)

boş sayfa“Belki bütün hakaik-i kâinat, o mahiyetin Esma-i Hüsnasından olan Hak isminin şualarıdır.” Mektubat

“Kâinat mescid-i kebîrinde Kur’an, kâinatı okuyor! Onu dinleyelim… Hak olup, Hak’dan gelip, Hak diyen ve hakikatı gösteren ve nuranî hikmeti neşreden O’dur.”  Sözler

Bu mektubumda size “gerçeğin ne olduğu” konusunda birşeyler yazmağa çalışacağım.

Bildiğiniz gibi, ağzını açan herkes, gerçeği söylediğini iddia ediyor. Ve piyasa, hepsi gerçek adına ortaya atılmış bir sürü tezat fikirle dolu.

Bu ayrılıkların ortadan kalkmasını, sizin kadar ben de istiyorum. Lâkin, şunu da çok iyi biliyorum ki, gerçeğin en güzel anlatıldığı devirlerde bile, yine bir grup insan buna karşı çıkmıştır. Bu sebeple, ben bu fikir ayrılıklarını ortadan kaldırmak gibi bir dâvâ güdecek değilim. Devamını Oku »

Varlık ve yokluk üzerine

yaprak dökümü“Adem-i mutlak zaten yoktur, çünkü bir ilm-i muhit var.”  Mektûbat

Vücut, Allah’ın ezelî bir sıfatı. Türkçesi, varlık. O’nun lütfuyla yokluktan kurtulup varlık sahasına kavuşana da “mevcud” diyoruz. Yâni vücut bulmuş, var olmuş.

Allah’ın icadiyle var olan her mahlûk, mevcud ismiyle anılır.

Var ve yok kelimeleri, hayâlimizi ister istemez bir zamanların hararetli bir tartışmasına götürür:“Yok var olmaz, var olan da yok olmaz.”

 

Bu söz, maddeye ezeliyet vererek âlemlerin Rabbini inkâr etme hevesine kapılan inançsız bir grubun ağzında uzun süre sakız oldu ve sonunda fen sahasının yetkili ilim adamlarınca çürütülerek çöpe atıldı.

Ben meselenin bir başka yönü üzerinde durmak istiyorum. Devamını Oku »

Eki 2, 2014 - Makaleler    Yorum Yok

İman ile hayatı hayatlandırmak

Hayatın lezzetini ve zevkini istersenizMavi_deniz_ve_gne_fotoraf, hayatınızı imân ile hayatlandırınız ve ferâizle zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhâfaza ediniz.” SÖZLER

Bu dünya gölgeler âlemi; ahiret asıl…

Bu dünya fanilik beldesi; ahiret baki…

Bu dünya bir imtihan meydanı ve ahiret tarlası; sonuçlar ötede alınacak, mahsuller orada derlenecek.

Dünyanın mahiyetini böyle bildiğimizde, ondan bekleyeceğimiz lezzet ve zevk de “gölge zevk”, “fani lezzet”, “imtihan meydanında yahut tarlada tattığımız sade nimetler gibi ” olur.

Gerçek zevk, ebedî olandır.

“ Ahiret daha hayırlı ve bâkîdir.”   (A’lâ Sûresi, 17) Devamını Oku »

Eki 1, 2014 - Makaleler    Yorum Yok

SIRAYLA DEĞİL BİRLİKTE

canlılarCenâb-ı Hakk’ın, yaratma, hayat verme, şekillendirme gibi İlâhî fiillerinden her birinin icraatı küllîdir; yani o fiile muhatap olan fertlerin tümünün işleri, sırayla değil, birlikte görülür.

Örnek olarak, “rızık verme” fiilini alalım. Bu fiil küllîdir; rızıklanan her canlı ise o fiile mazhar olmuş cüz’i bir ferttir. Bugün için bir milyon altı yüz bin olarak belirlenmiş bulunan hayvan türlerinin bütün rızıklarının birlikte verildiği açıkça görülüyor ve biliniyor. Bitkilerin de rızıkları düşünüldüğünde bu sayı çok daha artıyor. Bu kadar çok muhtacın beraber rızıklanmalarını insan aklı almıyor. Çünkü, insan ancak birkaç misafir ağırlayabiliyor. Misafir sayısı çok olunca, onları farklı saatlerde yahut ayrı günlerde ağırlama yoluna gidiyor. Bu misafirlerin damak zevklerinden, sıhhat durumlarına kadar birçok farklılıkları varsa hepsini memnun etmekte büyük sıkıntı çekiyor. Bu konudaki aczini görerek, Allah’ın her gün, bu kadar farklı canlıyı birlikte besleyip büyütmesini hayretle tefekkür ediyor.  Devamını Oku »

Eyl 30, 2014 - Makaleler    Yorum Yok

İLİM Mİ, HURAFE Mİ? 

outer space galaxies planets fantasy art artwork fantasy world 1920x1080 wallpaper_wallpaperswa.com_88Nur Küliyatında geçen şu cümlede çok ince bir hikmet ve rahmet tablosu sergileniyor:

“Toprağın, kudret-i Rabbâniye ile nebâtâta analık edip yetiştirdiği gibi, kudret-i İlâhiye ile taş dahi toprağa dâyelik edip yetiştiriyor.”

Bu cümleyi okuduğumda, bir anda Otuz Üçüncü Söz’deki, “Mayi haline gelen bir madde-i seyyaleden, taş ve taştan toprak halkedilmiş” cümlesi aklıma geldi. Bu iki harika cümle ile hayalimde şöyle bir tablo canlandı:… Devamını Oku »

Eyl 30, 2014 - Namaza Çıkan Yollar    Yorum Yok

Gerçek Sebep

namazGünler birbirini kovalıyor, haftalar, aylar akıp gidiyordu.

Yılmaz bey, artık akşamlarını hep okumaya ayırmıştı.

“Çocuk her organıyla büyür, ben de İslam’ı bir bütün olarak düşünmeli, hayatımın bütün safhalarını ona uydurmayı başarmalıyım.” diyordu.

Yine de en fazla ilgi duyduğu konu, ibadet idi.

Bir defasında, “Niçin namaz kılıyoruz?” başlıklı bir yazı gözüne ilişmişti. Dikkatle okudu. Yazıda, ibadetlerin “illet ve hikmetlerinden” söz ediliyordu. Devamını Oku »

Haz 23, 2014 - İkinci Söz    Yorum Yok

İkinci sözdeki şahısların farklı nazarları mı hadiseleri değiştiriyor?

Yaz-Kış-YoluSoru 2-

Temsilde hodbin ve hudabin adamların karşılaştıkları hadiseler anlatılırken her iki adamın  “nazarında” ifadesine vurgu yapılıyor. Acaba her iki şahsın farklı nazarları mı hadiseleri değiştiriyor?

Cevap:

Burada nazar kelimesi, bakış açısı manasına kullanılmıştır. Üstadın şu ifadeleri konuya açıklık getirir; fazla beyana ihtiyaç bırakmaz. Devamını Oku »

Haz 23, 2014 - İkinci Söz    Yorum Yok

İman ile gayb arasındaki münasebeti nasıl anlamalıyız? Gayb’tan maksat nedir?

Elif lam mimSoru 1-

İkinci sözün başındaki ayette Cenab-ı Hak: “O takva sahipleri öyle kimselerdir ki, gayb’a iman ederler” buyuruyor. Burada,

a-      Takva sahiplerinin, gayb’a iman etmeleri bir özellik olarak nazara veriliyor niçin?

b-      İman ile gayb arasındaki münasebeti nasıl anlamalıyız? Gayb’tan maksat nedir?

Cevap:

Takva üçe ayrılıyor. Şirkten takva (Allah’a ortak koşmaktan sakınmak), masiyetten takva (günahlardan uzak durmak),  masivadan takva (kalbe Allah sevgisinden ve Allah korkusundan başka sevgilerin ve korkuların girmesinden sakınmak)

“Takva sahipleri” denilince bu üç tehlikeden sakınan, uzak duran kimseler anlaşılır.

Takva sahipleri tarif edilirken, ilk özellik olarak, gayba iman etmeleri nazara verilmektedir.

İmanın bütün rükünleri gaybdır.

“Gayba iman ederler.” ifadesi için iki ayrı mana veriliyor: Devamını Oku »

Haz 16, 2014 - Namaza Çıkan Yollar    Yorum Yok

Kâbeye Dönen Yüz

kabeBir gün, akşam namazını kılmak üzere yüzünü kıbleye döndü, tam tekbir alacakken, kafasına bir soru takıldı:

“Allah, mekândan münezzehti; bütün mekânları o yaratmıştı. O halde, Onun huzuruna çıkmak isteyen bir kul, yüzünü niçin Kâbe’ye dönüyordu?

Namazdan sonra ansiklopediye baktı. Kâbe maddesinde şu bilgilere ulaştı:

Kâbe ilk mescit idi. Hz.İbrahim’le oğlu Hz.İsmail tarafından inşa edilmişti… Devamını Oku »

Haz 16, 2014 - Namaza Çıkan Yollar    Yorum Yok

Fikir Yoğunluğu

kitaplıkYılmaz bey bir süre Salim beyin verdiği kitapları okudu. Bu güne kadar hep roman okumuştu. Fikir yoğunluklu kitaplarla ilk defa tanışıyordu. Hayal kurmalar, yerini  düşünmeye ve kafa yormaya bırakıyordu.

Her günü bir başka düşünce ikliminde geçiyor, her gün ayrı bir terakki kapısı buluyor, içeri giriyor ve bir daha çıkmak bilmiyordu.     Devamını Oku »

Sayfalar:1234567...23»