Alaaddin Başar | Yazar, Akademisyen (Prof.Dr), Mütefekkir
Nis 27, 2015 - Namaza Çıkan Yollar    Yorum Yok

ÜÇ TEMEL ÖZELLİK

namazÖnceki gün okuduğu bir makalede de, “Namazın manası Cenâb-ı Hakk’ı tesbih, tazim ve şükürdür.” cümlesi üzerinde duruluyor ve şu açıklamalar yapılıyordu.

Cin ve insin ancak ibadet için yaratıldıklarını haber veren ayet-i kerimenin ışığında bu cümleye baktığımızda zihnimizde şu mana canlanır:

“İnsanın yaratılış gayesi Allah’ı tesbih, tazim ve şükürdür.”

“İnsan sadece namaz esnasında değil, daima kuldur. İbadet sürelidir, ama kulluğun süresi dolmaz, insan her zaman kuldur. Devamını Oku »

Nis 27, 2015 - Makaleler    Yorum Yok

Risale-i Nur, Kur’an’dan mülhem midir?

risaleRisale-i Nur Külliyatı’nın müellifi, eserini yazarken yanında Kur’an-ı Hakîm’den başka kaynak bulunmuyordu. Bazen bir konudaki ayetleri derinden derine tefekkür eder, onları tekrar tekrar okur, her tekrarında yeni yeni feyizler alır, sonra Kur’an’dan mülhem olarak (ilham alarak) sür’atli bir şekilde o konuyu açıklar, yanındaki talebelerine yazdırırdı. Bu eserleri şahsının malı olarak düşünmediğinden, fazileti Kur’an’a râci olup Kur’an hakikatlerine hizmet ettiğinden, bunların ehemmiyetini belirtir, insanların bu eserleri dikkatli bir şekilde okumalarını tavsiye ederdi. Devamını Oku »

Nis 25, 2015 - İkinci Söz    Yorum Yok

Gerçekler ve Vehimler

gerçek vehimSoru 3-

“Zira, nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi, hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemâlât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği sûrette olamaz.” cümlesini biraz açar mısınız?

 

Cevap:

Her şey gibi dünyayı da gerçek manasının ve aslî mahiyetinin dışında değerlendirmeyi  akıl kabul etmez. Akıl dışı şıklar, “zan, cehalet veya vehim” ile ifade edilirler.

Dünya nedir, niçin yaratılmıştır? Bu konuda On Yedinci Söz’de dünyanın bazı cihetleri şöyle nazara verilir: Devamını Oku »

Nis 25, 2015 - Makaleler    Yorum Yok

Risale-i Nur, manevi bir tefsirdir

538-1600Dinî ilimlerin öğretiminin zayıfladığı, insanların himmetlerinin ve dinî ilimlere ayırabildikleri zamanın azaldığı bir dönemde, işe en sağlam yerinden başlamak gerekiyordu. İşte Üstad Bediüzzaman’ın tefsiri, dinin temeli olan; Allah Teala’nın varlığı, birliği, sıfatları, melekler, kitaplar, nübüvvet, vahiy, ahiret hayatı gibi meselelerde, güçlü açıklamalar yapmıştır. Bunları yaparken, diğer tefsirlerdeki gibi farklı kıraat vecihleri, esbab-ı nüzul, i’rab, lügat vb. yönlerini açıklamamıştır. Bu konular önemsiz olduğundan değil, bu hususta ayrıntılı açıklamaların bulunduğu geniş tefsirlere havale ettiğinden ötürü böyle yapmıştır. Devamını Oku »

Nis 23, 2015 - Şemme    Yorum Yok

Kesafet ve Letâfet

214İ’lem Eyyühel-Aziz! Maddî olan bir şey, kesafeti ne kadar fazla olursa o  nisbette ince ve gizli şeyleri göremez ve onları idraktan kasırdır. Fakat nur ve nuranî şeyler, ne kadar nuraniyette terakki ederse, o nisbette ince ve gizli şeylere nüfuzu tam ve keskin olur. Ve keza ne kadar latif olursa, o derecede maddîyatın içlerini keşfeder (Röntgen şuaı gibi). Mümkinatta mes’ele bu merkezde ise; Vâcib, Vâhid olan Nur-ul Envar ne derece نَافِذ  الّخَفَايَا عَالِمٌ بِاّلاَسْرَارِ olacağı, bir derece anlaşıldı. Öyle ise azameti, tam manasıyla ihata, nüfuz, şümulü iktiza ve istilzam eder.

Açıklama: Devamını Oku »

Nis 23, 2015 - Makaleler    1 Yorum

Risale-i Nur, Nasıl Bir Tefsirdir?

1611Tefsir, Kur’an-ı Kerim’in lafızlarından kastedilen manaları beşer takati ölçüsünde açıklamak demektir. Kur’an’ın en yetkili müfessiri, Hz. Peygamber’dir (s.a.v.). “Sana da, ey Resulüm, bu Zikri indirdik ki kendilerine indirileni insanlara açıklayasın” (Nahl 44) ayeti bunu açıkça belirtir. Devamını Oku »

Oca 1, 2015 - Şemme    Yorum Yok

Sen Allah’tan uzaksın ama o sana çok yakın

Allah ccİ’lem Eyyühel-Aziz! Ulûhiyetin azameti, izzeti, istikâliyeti, her şeyin, -küçük olsun büyük olsun, yüksek olsun alçak olsun- taht-ı tasarrufunda bulunduğunu istiyor. Senin hıssetin veya hakaretin, onun tasarrufundan hariç kalmasına sebeb olamaz. Çünki senin ondan bu’dun varsa da onun senden bu’du yoktur. Veya senin bir sıfatının hakareti vücudunun hakaretini istilzam etmez. Veya mülk cihetinin mülevves olması, melekût cihetinin de mülevves olmasını iktiza etmez. Ve kezâ, Hâlık’ın azameti, çirkin şeylerin tasarrufundan çıkmasını istilzam etmez. Bilâkîs azamet-i hakikiye, îcad hususunda infiradı, tasarruf cihetiyle de ihâtayı iktiza eder.

 

Açıklama:

“Uluhiyetin azameti, izzeti, istiklaliyeti, her şeyin, -küçük olsun büyük olsun, yüksek olsun alçak olsun- taht-ı tasarrufunda bulunduğunu istiyor.”

Uluhiyet; “ilâhlık, mabudiyet” manasına gelir. Yani, bütün varlık âlemi ancak Allah’ın tasarrufundadır, O’nun emriyle hareket eder, O’nun takdir ettiği görevleri aksatmadan yerine getirir. Devamını Oku »

Gerçek Üzerine-I (Bir okuyucuya açık mektup)

boş sayfa“Belki bütün hakaik-i kâinat, o mahiyetin Esma-i Hüsnasından olan Hak isminin şualarıdır.” Mektubat

“Kâinat mescid-i kebîrinde Kur’an, kâinatı okuyor! Onu dinleyelim… Hak olup, Hak’dan gelip, Hak diyen ve hakikatı gösteren ve nuranî hikmeti neşreden O’dur.”  Sözler

Bu mektubumda size “gerçeğin ne olduğu” konusunda birşeyler yazmağa çalışacağım.

Bildiğiniz gibi, ağzını açan herkes, gerçeği söylediğini iddia ediyor. Ve piyasa, hepsi gerçek adına ortaya atılmış bir sürü tezat fikirle dolu.

Bu ayrılıkların ortadan kalkmasını, sizin kadar ben de istiyorum. Lâkin, şunu da çok iyi biliyorum ki, gerçeğin en güzel anlatıldığı devirlerde bile, yine bir grup insan buna karşı çıkmıştır. Bu sebeple, ben bu fikir ayrılıklarını ortadan kaldırmak gibi bir dâvâ güdecek değilim. Devamını Oku »

Varlık ve yokluk üzerine

yaprak dökümü“Adem-i mutlak zaten yoktur, çünkü bir ilm-i muhit var.”  Mektûbat

Vücut, Allah’ın ezelî bir sıfatı. Türkçesi, varlık. O’nun lütfuyla yokluktan kurtulup varlık sahasına kavuşana da “mevcud” diyoruz. Yâni vücut bulmuş, var olmuş.

Allah’ın icadiyle var olan her mahlûk, mevcud ismiyle anılır.

Var ve yok kelimeleri, hayâlimizi ister istemez bir zamanların hararetli bir tartışmasına götürür:“Yok var olmaz, var olan da yok olmaz.”

 

Bu söz, maddeye ezeliyet vererek âlemlerin Rabbini inkâr etme hevesine kapılan inançsız bir grubun ağzında uzun süre sakız oldu ve sonunda fen sahasının yetkili ilim adamlarınca çürütülerek çöpe atıldı.

Ben meselenin bir başka yönü üzerinde durmak istiyorum. Devamını Oku »

Eki 2, 2014 - Makaleler    Yorum Yok

İman ile hayatı hayatlandırmak

Hayatın lezzetini ve zevkini istersenizMavi_deniz_ve_gne_fotoraf, hayatınızı imân ile hayatlandırınız ve ferâizle zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhâfaza ediniz.” SÖZLER

Bu dünya gölgeler âlemi; ahiret asıl…

Bu dünya fanilik beldesi; ahiret baki…

Bu dünya bir imtihan meydanı ve ahiret tarlası; sonuçlar ötede alınacak, mahsuller orada derlenecek.

Dünyanın mahiyetini böyle bildiğimizde, ondan bekleyeceğimiz lezzet ve zevk de “gölge zevk”, “fani lezzet”, “imtihan meydanında yahut tarlada tattığımız sade nimetler gibi ” olur.

Gerçek zevk, ebedî olandır.

“ Ahiret daha hayırlı ve bâkîdir.”   (A’lâ Sûresi, 17) Devamını Oku »

Sayfalar:1234567...23»