Bir kader sohbeti (İkinci kitap – İkinci bölüm) | Alaaddin Başar
Ara 17, 2012 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Bir kader sohbeti (İkinci kitap – İkinci bölüm)

2005729329559562479rspo5Çetin, o gece neşesinden saatlerce uykuya geçemedi. Birkaç kez yataktan kalktı. Bir süre oyalandı, biraz kitap okudu.

Kesinlikle kararını vermişti. Bundan sonra çok okuyacaktı. Bunu fikir münakaşalarında yenik düşmemek için değil, fikir sahibi olmak için yapacaktı. Ve kaderden başlayacaktı… Bu konuda çok eksiği olduğunu, Arif Beyle konuştuktan sonra çok daha iyi anlamıştı. Onunla her şeyi konuşmaya fırsat bulamamışlardı. Sadece arkadaşlarının o gün ortaya attıkları iki sorunun cevapları üzerinde durmuşlardı. Ama kader konusu bu iki sorudan ibaret değildi. Nitekim Arif Bey de bu noktaya kısaca değinmişti.

Evet, evet! Okuyacak hem de çok okuyacaktı! Ve sonra, Arif Beyle yine görüşecekti. Ama bu defa, görüşmeleri bir başka olacaktı. Çünkü artık kader konusunda bir şeyler araştırmış, okumuş, düşünmüş bir Çetin olarak çıkacaktı onun karşısına.

Bir süre de bu düşüncelerle uykuya geçemedi.

Ertesi gün fakülteye şöyle bir uğradı. Öğleye kadar dersi yoktu. Mühendislik fakültesine gitmeye ve Muratı bulmaya karar verdi. Arif Beyle görüşmelerini ona anlatmak, neşesini onunla da paylaşmak istiyordu. Çünkü, Muratta kendi fakültesinde Çetinin aynı konumundaydı. Ona da aynı maksatla sıkça sorular sorulur, onun da zihni karıştırılmak istenirdi. Ama Murat öyle kolay yutulacak cinsten değildi. Okuyan, araştıran biriydi. Olsun, yine de Arif Beyin fikirlerini ona mutlaka nakletmeliydi. Çok faydalanacak ve çok sevinecekti.

Fakülteye vardığında hemen programa baktı. Murat o anda derste olmalıydı. Bekledi. Ders bitiminde onu buldu. Birlikte kantine gittiler.

Çetinin neşesi her halinden belliydi. Daha düne kadar içine kapanmış ve birçok arkadaşından ilgisini kesme noktasına gelmiş olan Çetini bu derece rahat ve mutlu görmek Muratı da çok sevindirmişti.

Çetin, olanları Murata bir bir anlattı. O anlattıkça Murat hayret ve takdir hislerini dile getiriyor ve o gece kendisini aramadığı için Çetine sitem etmekten de geri durmuyordu.

Sonunda anlaştılar. Arif Beye bu defa birlikte gideceklerdi.

Çetin, birkaç hafta sürekli okudu, araştırdı. Şimdi kendisini bir başka hissediyordu. Bu konuda artık bir şeyler bilmenin rahatlığı içindeydi. Yine de Arif Beyle bir kez daha görüşmeli ve böylece kader konusunu bir süre için de olsa noktalamalıydı. Çünkü daha araştıracağı çok konu ve okuyacağı çok kitap vardı.

Görüşmelerinin üzerinden yaklaşık bir ay geçmişti ki, Çetin, Arif Beyi telefonla aradı. Önce, gösterdiği yakın ilgi ve verdiği faydalı bilgiler için kendisine tekrar teşekkür etti ve konuya ilgi duyan bir arkadaşıyla birlikte kendisini son kez rahatsız etmek istediğini bildirdi.

Arif Bey:

— Olur ama, benim teklif edeceğim yerde buluşmamız şartıyla, dedi.

Buluşma yerimiz bizim ev olacak.

Çetin, ummadığı bir teklifle karşı karşıyaydı:

— Bilmem nasıl olur? Arkadaşımla ilk kez görüşeceksiniz. Acaba sıkılır mı? diye düşünüyorum.

Arif Bey:

— Bu hafta evde yalnızım. Kimseyi rahatsız etme endişeniz olmasın, diyerek ısrarını sürdürdü. Hem, gerektiğinde kütüphanemden de faydalanma yoluna gideriz. Sohbetimiz daha verimli olur.

Çetin ne kadar özür dilediyse de dinletemedi. Sonunda Arif Beyin dediği oldu. Cumartesi günü, yani üç gün sonra, Muratla birlikte onu evinde ziyaret edeceklerdi.

Arif Bey tam telefonu kapayacaktı ki:

— Ha! Bir dakika! dedi. Bir şey hatırıma geldi. “İlim ve Araştırma” dergisinin son sayısında “adalet” konusunda bir yazım neşredildi. İstersen arkadaşınla birlikte bir okusanız iyi olur.

Çetin bu habere çok sevinmişti. Hayalen iki ay öncesine gitti. Arif Beyin, aynı dergide yayınlanan bir yazısını parkta okumuş ve çok faydalanmıştı. Bu yazı da onun gibi güzel ve faydalı olmalıydı. Hem, Muratı bu yazıyla, bir bakıma, Arif Beyle tanıştırmış olacaktı. Böylece evde yapacakları sohbet için de bir alt yapı kurulmuş olurdu. Konuşmaları daha bir samimi hava içinde geçerdi.

Ertesi gün elinde dergiyle Muratın yanına gitti. Arif Beyin, “Adaleti Kavramak” başlıklı yazısını buldu. Murata gösterdi.

Konu Muratın da dikkatini çekmişti. “Tam bana göre,” diye memnuniyetini dile getirdi ve yazıyı birlikte okumaya başladılar:



Yorum Bırakın