Bir Kader Sohbeti | Alaaddin Başar
Bir Kader Sohbeti için Arşiv"
Oca 14, 2013 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

ADALETİ KAVRAMAK

AdaletHer insan, hayatı boyunca başından geçen bütün hadiseler, alâkadar olduğu bütün meseleler ve ruhunda kaynayan bütün düşünce ve hislerle ayrı bir eser sergiliyor. Bu eserin, tamamına beşer olarak sadece kendisi vâkıf. Gel gör ki, o bile eserini kelimesi kelimesine hıfzetmiş değil. Baş sayfalara doğru gidildikçe unuttuğu şeyler çoğalır.

Hâl böyle olunca, bir insanın bir başkası hakkında bildikleri ne kadar üstünkörü, ne kadar sathî, ne kadar gelişigüzeldir!

Her insanın hayatına ayrı bir eser dedik. Biz bu milyarlarca eserden bazılarının sadece isimlerini biliyoruz. Bir kısmının ancak bazı yönlerine vâkıfız. Diğer bir kısmını da şöyle bir görmüş geçmişiz. Bu üç sınıfın dışında kalan milyarların ise yüzlerini dahi görmüş değiliz. Devamını Oku »

Ara 17, 2012 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Bir kader sohbeti (İkinci kitap – İkinci bölüm)

2005729329559562479rspo5Çetin, o gece neşesinden saatlerce uykuya geçemedi. Birkaç kez yataktan kalktı. Bir süre oyalandı, biraz kitap okudu.

Kesinlikle kararını vermişti. Bundan sonra çok okuyacaktı. Bunu fikir münakaşalarında yenik düşmemek için değil, fikir sahibi olmak için yapacaktı. Ve kaderden başlayacaktı… Bu konuda çok eksiği olduğunu, Arif Beyle konuştuktan sonra çok daha iyi anlamıştı. Onunla her şeyi konuşmaya fırsat bulamamışlardı. Sadece arkadaşlarının o gün ortaya attıkları iki sorunun cevapları üzerinde durmuşlardı. Ama kader konusu bu iki sorudan ibaret değildi. Nitekim Arif Bey de bu noktaya kısaca değinmişti.

Evet, evet! Okuyacak hem de çok okuyacaktı! Ve sonra, Arif Beyle yine görüşecekti. Ama bu defa, görüşmeleri bir başka olacaktı. Çünkü artık kader konusunda bir şeyler araştırmış, okumuş, düşünmüş bir Çetin olarak çıkacaktı onun karşısına.

Bir süre de bu düşüncelerle uykuya geçemedi. Devamını Oku »

Ara 9, 2012 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Dünyanın ıssız bir köşesinde Allah’ı duymamış bir insan sorumlu mudur? – 6. Bölüm

 

Bu sözleri uzun süren bir sessizlik takip etti. Arif Bey saatine baktı.

— Vakit hayli ilerlemiş. Hava da serinliyor. İstersen sorunun cevabını vereyim de kalkalım.

— Yoruldunuz herhalde. Sizi fazla meşgûl ettim.

— Hayır öyle düşünme. Ben bunu bir vazife telâkki ederim.

— Teşekkür ederim.

Arif Bey:

— Şunu hemen belirteyim, dedi. Bu, zannettiğin gibi, yeni bir mesele değil. Asırlar önce tartışılmış, halledilmiş, rafa kaldırılmış… Şu kadar var ki, ‘Rusya’daki işçi’ denmemiş de ‘ıssız bir dağda, cemiyet hayatından habersiz yaşayan bir adam’ denmiş… Yahut buna benzer bir başka tip üzerinde konuşulmuş.

Devamını Oku »

Tem 21, 2012 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Eşitlik Adalet mi? – 5. Bölüm

AdaletArif Bey, çantasını açtı. İçinden üç tane dergi çıkardı. Başka bir şey de yoktu çantada:

— Biliyorsun, dedi, her ay “İlim ve Araştırma” dergisinde bir yazım yayınlanıyor. Belki lâzım olur diye bunlarda üçünü yanıma aldım. Her üçüne de ilgi duyacağını tahmin etmiştim.

Dergilerden birini seçti. İçinden bir yazı arayıp buldu. Çetine uzatarak:

— Bu yazıda eşitlik konusunu işledim. Ben çeşmeye varıp bir su içmek isterim. Bu arada sen de yazıya bir göz atsan iyi olur.

Çetin, parkın sönük lâmbalarının elverdiği ölçüde yazıyı okumaya başladı: Devamını Oku »

Mar 17, 2012 - Bir Kader Sohbeti    6 Yorum

Madem Cenâb-ı Hak benim ne yapacağımı biliyor, öyleyse benim ne kabahatim var? – 3. Bölüm

— Nasıldı soru? “Madem Cenâb-ı Hak benim ne yapacağımı biliyor, öyleyse benim ne kabahatim var?” Böyleydi, değil mi?

Çetin:

— Evet, diye tasdik etti.

— Önce şunu belirteyim: Bu sorunun sahibi hem samimi değil, hem de Türkçe bilmiyor… Bu iki hususu açıkladıktan sonra sorunun cevabına geçeceğim.

Bir süre sustu. Sonra: Devamını Oku »

Şub 10, 2012 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Bir Kader Sohbeti – 1. Bölüm

Bir Kader SohbetiSedirin üzerinde bir o tarafa, bir bu tarafa dönüyor, elini bazen başının altına koyuyor, bazen aşağı sarkıtıyordu. İç âlemi karmakarışıktı. Hâlâ o tartışmanın tesiri altındaydı.

“Tekin’leri niçin susturamadım?” diye kızdı kendi kendine. “Sorularını ağızlarına öyle bir tıkamalıydım ki! Gerçi beni dinlemeye de pek niyetli değildiler ya!.. İkisi iki yandan durmadan konuştular. Kantin kalabalık, her kafadan bir ses çıkıyor! Konuşamadık ki, âdeta bağrıştık! Olsun, yine de bir şeyler söyleyebilirdim!” Devamını Oku »

Sayfalar:«12