Hikmetli Nükteler | Alaaddin Başar
Hikmetli Nükteler için Arşiv"
Oca 14, 2012 - Hikmetli Nükteler    1 Yorum

Ağaç Fabrikası

AğaçBir ağaca bakalım. Ağacın içinde bir tezgâh çalışıyor. Orada manevî bir fabrika var. Ağacı kestiğimizde böyle bir fabrikaya rastlamıyoruz, ama o ağacın dallarından asılan meyveler “biz bu fabrikanın mahsulleriyiz” diyorlar.

İşte ağacın maddesi olan odundan öte, onda bir manevi fabrika faaliyet gösteriyor. Bu odun maddesi ağacın zahiri, fabrika ise batınıdır;  beden ve ruh gibi..  Ve o batınî fabrika bu ağaçtan, onun zahirinden daha harikadır; ruhumuzun bedenimizden daha mükemmel olması gibi. Devamını Oku »

Oca 14, 2012 - Hikmetli Nükteler    Yorum Yok

Beden ruhun hanesidir…

Üstat hazretleri beden ruhun hanesidir buyurur. O hanede vazife gören ruh haneden daha mükemmeldir. Zira, efendi odur, beden onun hizmetine verilmiştir. Padişah, saraya göre değil, saray padişaha göre şekillenir.

Ruh bedenden daha kâmil, daha latif, daha güzeldir. Nitekim,  bedendeki güzellikler bir bakıma ondan gelmektedir; yani bütün organlar ona göre ve onun faydalanabileceği şekilde yaratılmışlardır.

Ruhta görme sıfatı var da göz ona göre yapılmış; gözlüğümüzün göze göre, ayakkabımızın ayağımıza göre şekillenmesi gibi.

Bedendeki her şey ruha göre ayarlanmış. Ruhta yazma özelliği var da el ona göre hazırlanmış. Hayvana böyle bir ruh verilmediği için böyle bir el de verilmemiş.

Ruhumuzda hayret etme ve secde etme kabiliyeti var da, alnımız ona göre yapılmış vs..

Misaller çoğaltılabilir.

Oca 12, 2012 - Hikmetli Nükteler    Yorum Yok

Gıybet caiz, ama nerde?

GıybetGıybet eden bir insan gıybet ettiği kimseden helâllık almadıkça bu cürmün ağır cezasından kendini kurtaramaz.

Nur Külliyatında gıybetin câiz olduğu birkaç madde sıralanırken, “Bir de o gıybet eden adam fâsık-ı mütecahirdir. Yâni, fenalıktan sıkılmıyor, belki işlediği seyyiatla iftihar ediyor” ifadesine yer verilir. Demek ki, bir günahı âşikâre olarak, bütün insanların gözü önünde sıkılmadan işleyen kimsenin gıybeti câiz. Bu cevazın da yine kul hakkıyla yakın alâkası var. Çünkü gizli günah işleyen bir insan Allah’ın emrine muhalefetle sadece kendisine zarar veriyor. Ama aynı günahı, insanlar arasında işlediğinde onların hukukuna da tecavüz etmiş oluyor. Zira, insanların bedenlerine indirilen darbeler gibi ruh dünyalarına, kalp huzurlarına verilen zararlar da kul hakkına girmekte. Meselâ, müstehcen bir kıyafetle insanların karşısına çıkan bir kadın, onları günaha soktuğu gibi, “sebep olan işleyen gibidir” hükmünce, o günahın bir misli de kendisine yazılıyor ve onun hayâsızlığını yadırgamak gıybet olmuyor. Bu yadırgama başkalarını aynı günahtan menetmek niyetiyle olmalı. Üstad Bediüzzaman’ın tabiriyle, “garazsız ve sırf hak ve maslahat için” yapılmalı. Yoksa, hazır cevazı yakalamışken gönlümce, doyasıya bir gıybet edeyim mânâsına değil.

Oca 12, 2012 - Hikmetli Nükteler    Yorum Yok

İnsan hakları yerine kul hakları…

Günümüzde insan haklarından çokça söz edilir. Ama bu sözler her nedense uygulamaya bir türlü konulamaz. Sadece beyannamelerde, bildirilerde, makalelerde mahpus kalır.

“İnsan hakları” tabiri aslında caydırıcı bir ifade değil. Hak ve hukukun korunması sadece insanoğlunun insafına ve vicdanına bırakılmış. Belli bir müeyyidesi yok. En kötü ihtimalle bir “kınama” cezası alıyorsunuz ve yaptığınız yanınıza kâr kalıyor.

Ama, “kul hakkı” ifadesi böyle değil. Bu ifadeyle insanın başıboş bir varlık olmadığı, Allah’ın kulu, O’nun mülkü, O’nun mahlûku olduğu zihinlerde iyice tesbit edilir ve nefisler, ‘kul hakkına tecavüzün kesinlikle cezasız kalmayacağı’ tehdidiyle karşı karşıya kalır.

Oca 8, 2012 - Hikmetli Nükteler    Yorum Yok

İnkar insana hiç yakışmyor…

Hergün, gerek nefsinde gerek haricî âlemde, gayb ve şehadetin nice misâllerine muhatap olan insanın, gaybı inkâr etmesi ne kadar tuhaf değil mi?

İsterseniz bu tuhaflığın kısa bir tahlilini birlikte yapalım:

Bir münkir meselâ, “melekleri” neyi ile inkâr ediyor? Eliyle, ayağıyla mı? Ciğeriyle, midesiyle mi?… Hayır… Ya neyiyle inkâra sapıyor bu adam? Cevap: Aklıyla.

Yâni, kendine ihsan edilen gaybî bir âlet ile gaybı inkâr ediyor.

Gaybı, taşlar ağaçlar inkâr etseler ne ise, ama bu inkâr insana hiç mi hiç yakışmıyor.

Sayfalar:«12