Sorularla Risale-i Nur ve Bediüzzaman | Alaaddin Başar
Sorularla Risale-i Nur ve Bediüzzaman için Arşiv"

Nur talebeleri; cesaretin ve şecaatin, menbaı ve kaynağı olan iman hakikatlerini okuyup öğrendikleri halde, pasif gibi görünüyorlar. Bunu nasıl yorumlarsınız?

cemaatÖnce şunu ifade edeyim: Bu gibi iddia ve ithamlar büyük ölçüde mazide kalmış bulunuyor. Nur talebelerinin pasiflikle itham edildiği dönemlerde, insanların kafalarında devletçilik yer etmiş, her şeyi devletten beklemek herkes için vazgeçilmez bir gerçek haline gelmişti. Zamanla, bu anlayışın devletleri de, milletleri de geri bıraktığı görülerek hür teşebbüs ve hür fikir kapıları açılmış, devletin birçok müesseseleri özel teşebbüse devredilmiş, eğitimde bile özel teşebbüsün hissesi, yavaş da olsa, yükselme göstermeye başlamıştır. Bu yeni dönemde insanlar iman ve ahlâk sahasında devletten fazla bir şey beklemeyip kendi çaplarında bir şeyler yapmanın gayreti içine girmişler ve bu çalışmalar, “Damlaya damlaya göl olur.” kabilinden, bugün büyük bir önem kazanmış, din düşmanlarının bile nazar-ı dikkatlerini çekme noktasına ulaşmıştır. Hal böyle olunca her şeyi devletten ve hükümetten bekleyenlerin ortaya attıkları söz konusu iddia da aktüalitesini büyük ölçüde kaybetmiştir. Devamını Oku »

Nur talebeleri niçin cemiyet ve siyasî teşekküllerden uzak duruyorlar?

siyasetDinsizliğin ve ahlaksızlığın komünizm ve masonluk gibi birer şahs-ı manevi ile hücum ettiklerini gören Üstadımız, bütün bu yıkıcı cereyanlara ve zındıka komitelerine siyasetle karşı koymanın çok yetersiz ve tesirsiz kalacağını görmüş, bunlara karşı iman hakikatleri etrafında bir şahs-ı manevî teşkil etmek üzere Nur Külliyatını yazmaya başlamıştır. Bu mana, onun ruhunu o derece istila etmiştir ki, “İki elimiz var, yüz elimiz de olsa ancak nura kâfi gelir, topuzu tutacak elimiz yok.” diyerek siyasetle ilgili çalışmalardan ilgisini bütünüyle çekmiştir. Devamını Oku »

Nur talebeleri imanla kabre girecekler diye Bediüzzaman’ın bir sözü var mıdır? Bu çok iddialı bir söz değil midir?

cennetÜstadın bu gibi ifadelerinde iki önemli kayıt görüyoruz: Birincisi ve en önemlisi “İnşallah” yani Allah dilerse, ihsan ederse. Diğeri ise “yüzde doksan- yahut  yüzde doksan dokuz-” ihtimale. Yani, bu müjdelerde “yüzde yüz” yahut “mutlaka, kesinlikle” gibi bir ifadeyi göremiyoruz. Çünkü kişi korku ile ümit arası yaşamak durumundadır; Allah’ın gazabından emin de olmayacak, rahmetinden ümit de kesmeyecektir. Devamını Oku »

Eski ve Yeni Said Dönemleri denilince ne anlaşılmalı?

Bediuzzaman Said Nursi

Bediuzzaman Said Nursi

Eski ve Yeni Said dönemleri, Üstad Bediüzzamanın hizmet hayatının iki ayrı döneminin isimleridir. Bu isimleri bizzat kendi vermiştir. Eski Said döneminde hizmet ağırlığı “içtimai problemler için çözüm üretmek ve gerektiğinde bizzat teşebbüste bulunmak” iken, Yeni Said dönemine  “siyasetten uzak bir iman ve Kur’an hizmeti” damgasını vurur. Devamını Oku »

Risaleler nasıl okunmalı? Üstadın “…Gazete gibi okumayınız.” tavsiyesini nasıl anlamalıyız?

Risale-i Nur'u nasıl okumalıyız?Bilindiği gibi Nur Risaleleri ne sadece akla, ne de yalnız kalbe hitap etmeyip her ikisinin de hissesini verir. Bazı risaleler, Üstadın da ifadesiyle “akıldan ziyade kalbe nazırdır.” Bazıları da bunun aksi mahiyettedir.

Hem iman yalnız ilim ile değil, imanda çok letaifin hisseleri var. Nasıl ki bir yemek mideye girse, o yemek muhtelif a’saba, muhtelif bir surette inkısam edip tevzi olunuyor. İlim ile gelen mesail-i imaniye dahi, akıl midesine girdikten sonra, derecata göre ruh, kalb, sırr, nefis ve hâkeza letaif kendine göre birer hisse alır, masseder. Eğer onların hissesi olmazsa, noksandır. (Mektubat)

Devamını Oku »

Nur cemaati şahs-ı manevi merkezli, lider ihtiyacı olmayan bir cemaattir. Bediüzzaman hazretleri de kendisinden sonra kimseyi halife yahut vekil bırakmamıştır. Bu tarz ise mazinin geleneksel hizmet biçimine uymuyor. Bunun sebeplerini izah edebilir misiniz?

Bediuzzaman Said Nursi

Bediuzzaman Said Nursi

Üstadımız bir çok mektuplarında ısrarla “Zaman cemaat zamanıdır.” buyuruyor. Bu ifade geneldir. Yani bu zamanda, sadece İslam’a hizmet için değil, her konuda başarılı olmanın yolu cemaatle çalışmaktan, fertleri değil sahs-ı maneviyi nazara vermekten geçer.  Ticaret âleminde “marka isimler” vardır. Bunlar birer şahs-ı maneviyi temsil ederler. O markayı beğenenler şirketin sahiplerini, müdürlerini, pazarlamacılarını tanımazlar bile. Devamını Oku »

‘Risale-i Nur Külliyatını bir sene anlayarak ve kabul ederek okuyan, zamanın hakikatli bir alimi olur’ cümlesinden ne anlamalıyız?

Risale-i Nur Külliyatı

Risale-i Nur Külliyatı

Üstadımızın bu konuya ışık tutacak iki ifadesini aynen aktarıyorum:

“ Çok emarelerle anlamışız ki: Bu ulûm-u imaniyedeki fetva vazifesiyle tavzif edilmişiz.” Mektubat

“Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim,   hakikatlı bir alimi olabilir.”   Lem’alar

 “Mühim ve hakikatli  bir alim” olmakla, “ulûm-u imaniyedeki fetva vazifesiyle tavzif edilmiş” olmayı birlikte nazara aldığımızda şu sonuca ulaşırız: Devamını Oku »

Risale-i Nur Külliyatını okuyup istifade edenlerin, değişik tarzlarda hizmet ifa etmeleri nedendir? Bu bir ihtilaf değil midir?

Uluslararası Risale-i Nur Sempozyumlarından Bir Kare

Uluslararası Risale-i Nur Sempozyumlarından Bir Kare

Bu ve benzeri farklılıkların “ihtilaf” tarifine girmeleri için tarafların birbirlerini inkâr etmeleri, birbirlerine düşman olmaları, aleyhte konuşmaları, gıybet etmeleri gerekir. Bunların hiçbiri olmuyorsa, kişiler kendi zevklerine ve anlayışlarına en uygun buldukları bir yolda giderken diğerlerine karşı çıkmıyorlarsa buna, menfi manada, “ihtilaf” denilmez. Bu gibi farklılıklar, Peygamber Efendimizin “Ümmetimin ihtilafında rahmet vardır” hadis-i şerifinin haber verdiği “müspet ihtilaf” grubuna girerler. Bu ihtilaf, bedenimizdeki organların farklı işler görmeleri kabilindendir. Hepsi bir ruhun emrindedirler ve aynı gayeye değişik şekillerde hizmet ederler.

Ehl-i sünnet dairesindeki farklı meslekler ve mezhepler de bu müspet ihtilafa en güzel örnektir.  Dört mezhebin her birinin mensupları diğerlerini sever, onlarla aynı mabette namazlarını birlikte kılarlar ve  birbirlerine dua ederler. Devamını Oku »

Sayfalar:12»