Sorularla Risale-i Nur ve Bediüzzaman | Alaaddin Başar
Sorularla Risale-i Nur ve Bediüzzaman için Arşiv"

Bu asırda İslamî eserler içerisinde Risale-i Nurların en fazla okunan kitaplar olduğu bilinmektedir. Bu hususta kanaatlerinizi alabilir miyiz?

Risale-i Nur Külliyatı

Risale-i Nur Külliyatı

Bu bir arz-talep meselesidir. İnsanların büyük çoğunluğunun imana susadığı, inanç konusunda problemlerinin olduğu, şüphe ve tereddütler içinde bocaladığı bir asırda, bütün bu yaraları en güzel şekilde tedavi eden ve bütün bu ihtiyaçlara kemaliyle cevap veren bir eserin fazlaca okunması çok normaldir.

Öte yandan, dinsizliğin, ahlâksızlığın ve her türlü menfi cereyanın birer şahs-ı manevî halinde örgütlenerek bütün insanlık âlemine hücum ettiği bu ahirzaman fitnesinde, insanların bu tehlikelere karşı korunmaları iki şarta bağlıdır: Devamını Oku »

Said Nursi’nin kendi telif ettiği eserlerini müteaddit defa okuduğunu söylemesini nasıl anlayacağız?

Bediüzzaman Said Nursi

Bediüzzaman Said Nursi

Bu eserler iman hakikatlerinin izahı ve delillerle ispatı mahiyetindedir. İmanda terakkinin, tefekkürde derinleşmenin ise sonu yoktur. Bu eserleri kendi müellifi de her okuyuşunda kalbine ve ruhuna yeni ufukların açılması, ayrı doğması mümkündür. Sadece akla hitap eden eserlerin bir kere okunası kâfi gelebilir. Unutulduklarında onlara yine müracaat edilir. İmanî, tefekkürî ve kalbî eserler böyle değildir.

Öte yandan, Üstadın kendi ifadesiyle bu eserlerin büyük çoğunluğu “sünuhat” kabilindedir; yani bir ilahi ilham ile kalbe doğmuşlardır.  İlham edilen bir manayı o ilhama mazhar olan zatın da defalarca okuması garip karşılanmamalıdır.

Nur Külliyatı Kur’anın manevi bir tefsiridir. Kuran ayetlerinin tekrarla okunmasındaki hikmet, onun bir tefsiri olan Nur Risalelerinde de kendini göstermiştir.

Ayrıca, Nurlar hem büyük bir tefekkür hazinesi hem de onun okunması, Üstadın kendi ifadesiyle, bir sadaka hükmündedir. Üstadın kendi eserlerini okuması ve ondaki hakikatleri tefekkür etmesi bu manada da değerlendirilebilir.

Risale-i Nur, bizim bildiğimiz normal tefsirlere benzemiyor. Nasıl bir tefsir olduğunu açıklar mısınız?

Risale-i Nur Külliyatı

Risale-i Nur Külliyatı

Risale-i Nur,  Kur’anın manevî bir tefsiridir. Üstadımız bu asın dertlerine deva olacak, şüphe ve tereddütlerini giderecek, bu fitne asrının zavallı insanlarının imanlarını tahkiki yapıp onları sefahatten ibadete yönlendirecek bir eser telif etme ihtiyacını ruhunun derinliklerinde hissetmiş ve Hizb’ül Kur’anda cem ettiği imana dair ayetlerin manalarını asrın idrakine uygun olarak, delillerle, misallerle, temsilî hikayelerle izah etmiş, o ayetlerin mana ve maksadını ruhlara hakim kılacak böyle bir külliyatın  telifine, ihsan-ı İlahi olarak, muvaffak olmuştur.

Bildiğiniz gibi, Üstadımız İşatü’l-İ’caz tefsirini cihan harbinde, harp esnasında yazmaya başlamıştı. Bu tefsir bildiğimiz tefsirler kabilinden olmakla birlikte Üstadın özlediği bir tefsire kaynaklık yapmak üzere kâleme alınmıştı. Üstad bu özlemini şöyle dile getirir:

Kur’anın ince manalarının ve tefsirlerde dağınık bir surette bulunan mehasininin ve zamanın tecrübesiyle fennin keşfi sayesinde tecelli eden hakikatlarının tesbitiyle, herbiri birkaç fende mütehassıs olmak üzere muhakkikîn-i ülemadan yüksek bir heyetin tedkikatıyla, tahkikatıyla bir tefsirin yapılması lâzımdır. Nitekim kanunî hükümlerin tanzim ve ıttıradı, bir ferdin fikrinden değil, yüksek bir heyetin nazar-ı dikkat ve tedkikatından geçmesi lâzımdır ki, umumî bir emniyeti ve cumhur-u nâsın itimadını kazanmak üzere millete karşı bir kefalet-i zımniye husule gelsin ve icma-ı millet hücceti elde edebilsin. (İşarât’ül İ’caz) Devamını Oku »

Üstadımızın 3 aylık bir tahsilden sonra böyle bir eseri telif etmesi zahiren normal görünmüyor. Külliyatın telifini ‘Yazdırıldı ve ihtar edildi’ gibi ifadelerle birlikte değerlendirebilir misiniz?

Sorularla Risale- i Nur Dersleri - 1

Bu sorular ve cevaplar Zafer Yayınları'ndan çıkan Sorularla Risale-i Nur Dersleri isimli kitaptan alınmıştır.

Üstadımız “alet ilimleri” denilen gramer bilgileri için bu kısa süre ile yetinmiştir. Zaten, Arapçası mükemmeldir. Bu sahada fazla vakit kaybetmeyip doğrudan yüksek ilimler (ulûm-u âliye) sahasına geçmiş ve bu sahada kimseden ders almamakla birlikte çok kitap okumuştur. Fevkalade hafızasıyla bütün okuduklarını rahatlıkla zaptetmiştir. Ayrıca, felsefe konusunda da birçok eser okuduğunu bizzat kendi ifadelerinden anlıyoruz. Şu var ki, bütün bu ilimler ancak bir hazırlıktır.

Risalelerdeki hakikatler ne medrese tahsilinde okutulan kitaplardan, ne de felsefi eserlerden alınmıştır. Onun kaynağı ancak Kur’andır ve ilâhi ilhamdır. Risalelerin ekseriyetinin sünuhat kabilinden olduğunu kendileri de ifade ederler. Üstadın ifadelerinden benim anladığım mana şu ki, risaleler bir ıztıraptan, bir ihtiyaçtan, bir kıvranma ve sızlanmadan doğmuşlardır. Şefkat ve hamiyetten kaynaklanan bu ıztıraplar  ıztırar derecesine gelmiş ve ab-ı hayat gibi marifet dersleri onun ruhuna ihsan edilmiştir. Devamını Oku »

Sözler tabirinin isim olarak külliyata verilmesinin bir hikmeti var mıdır?

Sorularla Risale- i Nur Dersleri - 1

Bu sorular ve cevaplar Zafer Yayınları'ndan çıkan Sorularla Risale-i Nur Dersleri isimli kitaptan alınmıştır.

Üstad hazretleri Külliyatın tamamını Sözler olarak adlandırıyor. Diğer eserlerinin değil de Sözler’in külliyatın tümüne isim olarak verilmesi konusunda farklı şeyler söylenebilir. Benim hatırıma şöyle bir mana geliyor. Risalelerde temel gaye, iman hakikatlerinin asrın idrakine uygun olarak izah ve ispatlarıdır. Allah’a iman birçok Söz’de işlenmiştir. Meleklere iman 29.Söz’de, kitaplara iman 25. Söz olan Kur’an bahsinde, peygamberlere iman 19. Söz’de, ahirete iman Onuncu Söz’de, kader 26. Söz’de en mükemmel şekilde işlenmiştir. Diğer Sözler de dolaylı olarak hep iman hakikatleriyle ilgilidir. Mesela, 12 Söz’de felsefe hikmetiyle Kur’an hikmetinin mukayesesi işlenir. Bu Söz de kitaplara imanla ilgilidir. Keza 17. Söz dünyadan ayrılmanın hakikatinden bahsetmekle ahirete imanla ilgili bir konuyu işler. Nur Külliyatının diğer eserlerinde de bu konular yer yer işlenmişse de sanki onlar Sözler’deki temel üzerine bina edilmişlerdir. Devamını Oku »

Sayfalar:«12