Üçüncü Sır | Alaaddin Başar
Üçüncü Sır için Arşiv"
Haz 11, 2012 - Üçüncü Sır    Yorum Yok

“Muhabbet şu kâinatın bir sebeb-i vücududur” ifadesi ile, bu sırda geçen “rahmetin tezahüratı” arasında nasıl bir ilgi vardır?

Bir hadis-i kutsîde, “Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim ve mahlukatı yarattım.” buyruluyor. “Bilinmek istedim.” diye tercüme edilen kısmın aslı “bilinmeye muhabbet ettim” şeklindedir. İşte “Muhabbet şu kâinatın bir sebeb-i vücududur” cümlesi bu muhabbete işaret etmektedir. Bu muhabbet ise varlıkların yaratılmasının sebebi olduğu gibi onlar için büyük bir rahmettir de. Nitekim, “Rahmetim gazabımı geçti.” hadis-i kutsîsine bazı büyük zatlar şöyle bir mana da vermektedirler: Cenâb-ı  Hakk’ın zatı her türlü ihtiyaçtan münezzeh olmakla birlikte, esmasını tecellisiz bırakmamayı rahmetiyle diledi ve mahlukatını yarattı. Aksi olsaydı her şey yoklukta kalmaya mahkûm olacaktı.

Üstad hazretleri  bu rahmeti ve bu muhabbeti “hakikat-i mahbube” olarak ifade eder.

Haz 11, 2012 - Üçüncü Sır    Yorum Yok

Kâinatı şenlendiren ve karanlıklı mevcudatı ışıklandıran rahmettir, ne demektir?

Canlı-cansız bütün varlıklarda rahmetin ilk tezahürü, onların yoklukta kalmayıp varlık nimetine kavuşmalarıdıır. Üstadın ifadesiyle “ademde kalmayıp vücuda gelmek”tir. İşte kâinat var olmakla bu rahmete mazhar olmuş, hayatla yeni bir rahmete kavuşmuş ve ayrı bir karanlıktan kurtulmuştur. Meleklerden, hayvanlara ve insanlara kadar bütün canlılar hayat ile şenlendikleri gibi bulundukları mekânlar da yine hayat ile bir bakıma şenlenmiş olurlar.

Sayfalar:«12