DERGİDEKİ BULUŞMA | Alaaddin Başar
Şub 1, 2013 - Namaza Çıkan Yollar    Yorum Yok

DERGİDEKİ BULUŞMA

namaz1…Planlarını aynen uyguladılar. Saat 16.00’da Salim beyin odasındaydılar.

Tanışma faslı biraz uzun sürdü. Salim bey konuya hemen girmeden, samimi bir havanın oluşmasını istiyordu. Yeni misafirlere, mesleklerinden, memleketlerine, çocuklarının sayılarına ve yaşlarına kadar bir hayli soru sordu. Ülkenin ekonomik durumu hakkında da biraz fikir alış verişinde bulundular.

Bir ara Yılmaz beye dönerek, “Geçen Pazar bilmem size faydalı olabildik mi?” diye sordu.

Yılmaz bey, memnun kaldığını ifade etti ve “arkadaşlarımla da aynı konuyu biraz tartıştık. Sizden ve Necdet beyden söz ettim. Bu konuda bir hayli soruları ve tereddütleri var. Kendilerini bir dinleseniz iyi olur. Sorularını zamanınızın elverdiği ölçüde cevaplandırırsınız. Gerekirse tekrar buluşuruz.” dedi.

Salim bey,

“Ben arkadaşlarımızın neler soracağını bilmiyorum. Ama senin geleceğini bildiğim için bu konuda şimdiye kadar sıkça karşılaştığım sorular üzerinde bir ön çalışma yaptım. Değişik kitaplardan bu sorularla ilgili olarak yazılanları işaretledim. Sanırım bu hazırlığım arkadaşlarımız için de faydalı olacaktır. Çünkü bu konudaki sorular artık standart hale geldi gibi.” dedi.

Yerinden kalktı. Kütüphaneden bazı kitapları seçip masanın üzerine koydu. Sonra,

“Buyurun.” dedi,  “Sizi dinliyorum. Bildiklerimi doğrudan cevaplarım, bilmediklerimi de kitaplardan araştırır, hemen yahut daha sonra  takdim ederim.”

Salim beyin bu yumuşak girişi, Önder’in iç alemindeki fırtınaları biraz olsun dindirdi. Sorularını daha yumuşak bir üslupla sormaya karar verdi.

“Müsaadenizle,” diyerek ilk sorusunu sordu:

“Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmadığını hepimiz biliyoruz. O halde bize niçin ibadeti emrediyor?”

Salim bey,

“Bu soruyu çokça işitiyorum, ama sizin gibi nazik bir üslupla ilk defa dinlemiş oluyorum. Bu soru daha çok “Allah’ın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var?” şeklinde soruluyor. Siz ise sorunuzda böyle bir ihtiyacın olamayacağını hemen dile getirdiniz ve  ‘Bu ibadet emrinin hikmeti ne olabilir?’ anlamında yumuşak bir üslup seçtiniz. Öncelikle bunun için sizi tebrik ediyorum.”

Biraz doğruldu. Kitaplığın üst rafındaki Kur’an-ı Kerime uzandı:

“İsterseniz bu konudaki şu ayet mealine birlikte bakalım.” diyerek okumaya başladı:

“Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz. Umulur ki, takva mertebesine erersiniz” (Bakara Sûresi, 21)

Takva için parantez içinde şöyle bir açıklama var: 

“Umulur ki, günahlardan ve İlahi azaptan korunuzsunuz.”

Tefsir alimlerimiz diyorlar ki, bu ayette ibadetin illeti, yani “Niçin ibadet edelim?” sorusunun cevabı şöyle verilmiş oluyor:

“O sizin Rabbiniz olduğu için.”

Kulluk, kulun görevidir. İnsan, kendisini bir damla sudan bugünkü mükemmel hale getiren, aklını anlayacak, gözünü görecek, kulağını işitecek şekilde terbiye eden Rabbine ibadet etmelidir.

Böyle yaptığı taktirde elde edeceği sonuç ise ‘takva mertebesine ermek’ olarak beyan ediliyor. Yani ibadetin faydası kulun kendisine ait. Yaptığı ibadetle ‘takva’ mertebesine erişiyor. Kendini, şirkten, haramdan, günahtan, kötü huylardan koruyor. Böylece üstün bir insan oluyor.

Bu başlı başına bir neticedir.

İş bununla da kalmıyor, Cenab-ı Hak bu üstün kullarını dünyadan çok daha üstün bir başka aleminde ebedî saadete erdiriyor.”

Yılmaz beye dönerek,

“Size,  babanıza niçin hürmet ediyorsunuz? diye sorsam, bunun en güzel cevabı, “Babam olduğu için.” şeklinde olacaktır.

Gerçek sebep budur. Ondan edindiğiniz faydalar ikinci derecede kalır. Ama insaf ve vicdan gereği, bunları hatırlamanız da yerinde olur. Onun evinde barınmış, onun nezaretinde büyümüş, onun yemeklerini yemiş, onun yataklarında istirahat etmişsinizdir.

İşte bu ayette ibadetin gerçek sebebi ‘O bizim Rabbimiz olduğu için,” şeklinde ders verildikten sonra, bir sonraki ayette İlahî nimetler sıralanıyor:

“O Rab ki, yeri sizin için bir döşek, göğü de (kubbemsi) bir tavan yaptı. Gökten size bir su indirdi. O su sebebiyle türlü meyvelerden (ve ekinlerden) size bir rızk çıkardı. Bunları bildiğiniz halde sakın  Allah’a ortaklar koşmayın.”...



Yorum Bırakın