Kâinat simasındaki sikkenin, besmeledeki Allah lafza-i celali ile, küre-i arz simasındaki sikkenin Rahmân ismi ile ve insanın manevî simasındaki sikkenin de Rahîm ismi ile nasıl bir münasebeti vardır? İnsanın manevî simasındaki “sikke-i ulya-i rahimiyet” nasıl anlaşılmalıdır? | Alaaddin Başar
Haz 11, 2012 - Birinci Sır    Yorum Yok

Kâinat simasındaki sikkenin, besmeledeki Allah lafza-i celali ile, küre-i arz simasındaki sikkenin Rahmân ismi ile ve insanın manevî simasındaki sikkenin de Rahîm ismi ile nasıl bir münasebeti vardır? İnsanın manevî simasındaki “sikke-i ulya-i rahimiyet” nasıl anlaşılmalıdır?

“Lafza-i celal, Allah’ın zâtına isim ve unvan olduğu” için bütün âlemlerdeki her çeşit tecelliyi içine almaktadır. Rahman ise, Üstadın ifadesiyle, Rezzak manasınadır ve bu isim sadece yeryüzündeki canlılarda tecelli eder. Rahîm ismi ise daha çok ahirete bakar ve yeryüzündeki bir milyonu aşkın canlı türü içinde sadece insanda tecelli etmektedir ve edecektir. Buna göre, besmelede “kâinat, yeryüzü ve insan” şeklinde harika bir sıralama söz konusudur. Allah ismi, bütün kâinattaki her tür tecelliyi, Rahmân ismi yeryüzünde rızka muhtaç canlılardaki rahmet tecellisini, Rahîm ismi ise insanın ebede namzet bir fıtratta yaratılmasındaki rahmet tecellisini nazara vermektedir.

Üstadımız “yukarıdan nüzul ile….” ifadesiyle tüm kâinatta tecelli eden rahmetin daha sonraki safhada yeryüzüne indiğini ve en sonunda insana dayandığını nazara verir.

Yani, bu kâinat sanki  bir rahmet ağacıdır ve ondaki rahmet tecellileri bütün kâinattan başlayıp ucu insana dayanmaktadır.

İnsanın manevî simasındaki “sikke-i ulya-i rahimiyet” gelince,  insanın manevî siması yani insan ruhuna takılan manevi cihazların tümünden hasıl olan “insan mahiyeti”, ebede namzettir. Bu dünya imtihanına tabi tutulan da bu mahiyettir. Cennet ve cehennem bu sima-i manevide yer alan “latifelerin, duyguların, hislerin”,  doğru veya yanlış kullanılmalarından doğacaktır.



Yorum Bırakın