Alaaddin Başar | Yazar, Akademisyen (Prof.Dr), Mütefekkir
May 26, 2013 - E-Kitaplar    Yorum Yok

Risale-i Nur’dan Kelimeler Cümleler – II – ePub

Risale-i Nur’dan anahtar kelime ve cümle açıklamalarının yapıldığı, Zafer Yayınları’ndan çıkan Risale-i Nur’dan Kelimeler Cümleler – II kitabı mobil cihazlarda okunabilir formata dönüştürülerek islamiyet.mobi sitesine eklendi. Kitabın I. cildi de daha önceden aynı siteye eklenmişti.

Kitapları http://islamiyet.mobi/risale-i-nurdan-kelimeler-ve-cumleler-epub/ adresinden indirebilirsiniz.

Kitapları paylaşarak istifadeye vesile olan Zafer Yayınları’na teşekkür ediyoruz. www.zafer.com

May 14, 2013 - Namaza Çıkan Yollar    Yorum Yok

Bütün insanlar güneşe göz kapasalar güneşin ışığında bir azalma olmaz

sun“Hayvaniyetten çık,, cismaniyeti bırak, kalb ve ruhun derece-i hayatına gir.   Tevehhüm ettiğin dünyan daha geniş bir daire-i hayat, bir alem-i nur bulursun. İşte o alemin anahtarı marifetullah ve vahdaniyet sırlarını ifade eden “Lâ ilahe illallah”  kelime-i kudsiyesiyle kalbi söylettirmek, ruhu işlettirmektir.” 

Peygamber Efendimiz (asm.) “Dünya ahiretin tarlasıdır.” buyuruyor. Bu dünya tarlasında kim ne ekerse Allah ona o cinsten mahsul veriyor. Bunların kârı da insanlar için, zararları da. Aynı şekilde, insanlar bu dünyada imanlarıyla, salih amelleriyle, güzel ahlaklarıyla manevi çiçekler ektikleri gibi, küfürleriyle, isyanlarıyla, kötü ahlaklarıyla da yine manevi dikenler ekmiş oluyorlar. Bu manevi ekimlerim mahsulleri ahirette kendini gösterecek. Bu mahsullerin de kârı ve zararı yine insanlar için. Devamını Oku »

Nis 29, 2013 - Zerre    Yorum Yok

Daimî olan bir Zât’ın zikrine devam eyle ki, devam bulasın.

zikrullahİ’lem Eyyühel-Aziz! Nefs-i nâtıkanın en yüksek matlubu devam ve bekadır. Hattâ vehmî bir devam ile kendisini aldatmazsa hiçbir lezzet alamaz. Öyle ise ey devamı isteyen nefis! Daimî olan bir Zât’ın zikrine devam eyle ki, devam bulasın. Ondan nur al ki sönmeyesin. Onun cevherine sadef ve zarf ol ki kıymetli olasın. Onun nesim-i zikrine beden ol ki, hayatdar olasın. Esma-i İlahiyeden birisinin hayt-ı şuaıyla temessük et ki, adem deryasına düşmeyesin.

Ey nefis! Seni tutup düşmekten muhafaza eden Zât-ı Kayyum’a dayan. Senin mevcudiyetinden dokuz yüz doksan dokuz parça Onun uhdesindedir. Senin elinde yalnız bir parça kalır. En iyisi o parçayı da Onun hazinesine at ki rahat olasın.

Açıklama:

“Nefsi natıka,” ifadesi “insan” manasına kullanılmıştır. “İnsan konuşan hayvandır.” tarifiyle yakın ilgisi vardır. Bu tarifte geçen “konuşma” kelimesi, “idrak” manasınadır. Yani, “İnsan, idrak sahibi bir canlıdır.” Zira ancak akıllı, idrakli canlılar birbirleriyle konuşurlar, haberleşirler, fikir alışverişinde bulunurlar. Devamını Oku »

Nis 24, 2013 - Esma-ül Hüsna    Yorum Yok

EL-FETTÂH

19-EL-FETTAH“Rahmet ve rızık kapılarını açan.”

“Zorlukları kolaylaştıran.”

“Hidayetiyle kalplere iman ve marifet kapılarını açan.”

“Eğer o ülkeler halkı inansalardı ve korkup sakınsalardı, gerçekten üzerlerine hem gökten, hem yerden (sayısız) bolluklar (bereketler) açardık; ancak onlar yalanladılar, biz de onları kazandıkları nedeniyle yakalayıverdik.”(A’râf Sûresi, 7/96)

 

Bir milyondan fazla hayvan türü ve ondan daha fazla bitki türü olduğunu biliyoruz. Bu türlere giren fertlerin sayısını bilmek ise ancak Allah’a mahsus.  Devamını Oku »

İnsanın bir ferdi, sair hayvanatın bir nev’i hükmündedir.

İnsan garip bir varlık“İnsanın bir ferdi, sair hayvanatın bir nev’i hükmündedir.”  Lem’alar

İnsan garip bir varlık… İki insan aynı manzarada farklı şeyler hissediyor, aynı kitaptan ayrı mânâlar süzüyorlar. Aynı kâinatı değişik değerlendiriyor ve insanlığa birbirinden çok uzak mânâlar veriyorlar.

Nur Külliyatından bir hakikat dersi:

“İnsanın bir ferdi, sair hayvanatın bir nev’i hükmündedir.” Bir hayvan nev’inin, bütün özellikleri o nev’in bir ferdinde toplanmış. Ama insanlar öyle değil. Kendilerine emanet verilen maddî ve mânevî cihazları birbirinden çok farklı sahalarda kullanmaları, onları sanki ayrı varlıklar hâline getiriyor. Devamını Oku »

Nis 18, 2013 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Güzel gören güzel düşünür.

Güzel gören güzel düşünürEser Nur Külliyatından Mektûbat idi ve Arif Beyin işaret ettiği sayfada şunlar yazılıydı:

“Evet mevcudatın hiçbir cihette Vâcib-ül Vücud’a karşı hakları yoktur ve hak dava edemezler; belki hakları, daima şükür ve hamd ile, verdiği vücud mertebelerinin hakkını eda etmektir. Çünki verilen bütün vücud mertebeleri vukuattır, birer illet ister. Fakat verilmeyen mertebeler imkânattır. İmkânat ise ademdir, hem nihayetsizdir. Ademler ise, illet istemezler. Nihayetsize illet olamaz. Meselâ madenler diyemezler: “Niçin nebatî olmadık?” Şekva edemezler; belki vücud-u madenîye mazhar oldukları için hakları Fâtırına şükrandır. Nebatat niçin hayvan olmadım deyip şekva edemez, belki vücud ile beraber hayata mazhar olduğu için hakkı şükrandır. Hayvan ise niçin insan olmadım diye şikayet edemez, belki hayat ve vücud ile beraber kıymetdar bir ruh cevheri ona verildiği için, onun üstündeki hakkı, şükrandır. Ve hâkeza kıyas et. Devamını Oku »

Nis 18, 2013 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Her musibetin altında Allah’ın nice rahmet cilveleri vardır.

depremArif Bey, çenesini iki avuç arasına alarak bir süre bekledi:

— Gündüz bizzat güzeldir, gecenin de kendine göre ayrı bir güzelliği vardır. Biri uyanıklığı diğeri uyumayı andırır. İkisine de ihtiyacımız olduğu açık değil mi? Öte yandan, sıhhat bizzat güzeldir, hastalık ise neticesi itibariyle güzel.

İnsanın muhatap olduğu hadiseler de ya gece gibidir, yahut gündüz gibi. Sıhhat gündüzü andırır, hastalık ise geceyi.

Hastalığın günahlara kefaret olduğu, insana âczini ders verdiği, kul olduğunu ikaz ettiği, kalbini dünyadan kesip Rabbine çevirdiği düşünülürse, onun da, en az sıhhat kadar, büyük bir nimet olduğu görülür. Sıhhat bedenin bayramıdır, hastalık ise kalbe gıdadır. Devamını Oku »

Nis 18, 2013 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Kaderin her şeyi güzeldir, hayırdır…

kader

Arif Bey gençlerin hayret dolu bakışları altında şöyle sürdürdü konuşmasını:

— Bir örnek daha vereyim, dedi. Evimizdeki eşyadan her birini bir başka mağazadan satın almışızdır. Çünkü, bunların her biri ayrı bir sanayi dalının ürünü. Koltuk, avize, halı, bilgisayar, buzdolabı… Bunların arkalarında ayrı fabrikalar, farklı tezgâhlar var. Ama bakın, kâinattaki icraatlar hiç de öyle değil:

— Kâinat tek bir fabrika. Ama, insandan tutun, milyonlarca nevi hayvana, bitkiye kadar her varlık bu fabrikada yapılıyor, dokunuyor.

Meselâ, çiçeklerin yaratılışında sebep olarak güneşin de bir payı var. Bu, neye benzer bilir misiniz? Avizenin ışığından halının desenlerinin teşekkül etmesine. Devamını Oku »

Mar 27, 2013 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Kafir, iradesini kullanarak kafir olmuştur

zorluk“Günah işlendiği zaman kalpte bir kara leke hasıl olur. Eğer sahibi pişman olur, tevbe ve istiğfar ederse, kalp yine parlar.”

Şirk ise en büyük günah:

“Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını (sair günahları) dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa Sûresi,48)

Bu hadis-i şeriften ve âyet-i kerimeden anladığımıza göre, kalbi karartan en büyük siyahlık şirk. Bir insan şirki dava eder ve bu hususta müminlerle mücadeleye girişirse, her geçen gün kalbindeki bu siyahlık daha da koyulaşır ve genişlenir. Git gide bütün kalbi kaplar. Artık o insanın iman ve tevhidi kabul etmesi imkânsız hale gelir. Nur Müellifinin ifadesiyle, “Küfür …istidad-ı însânîyi öyle ifsad eder ki: Salâh ve hayrı kabûle liyâkati kalmaz.” Devamını Oku »

Niyaz

Dua“Dua bir ubudiyettir. Ubudiyet ise semeratı uhreviyyedir.”

Mektûbat

 

Âlemlerin Rabbi, semâ âlemini de arz âlemini de insana göre ve insan için terbiye etmişti. İns ve cinne hak yolu, doğru yolu, kendine vâsıl olan yolu göstermek üzere inzal buyurduğu Kur’an-ı Kerim’i de “âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd” ile başlıyordu. Fâtiha Sûresinde Cenâb-ı Hak, Rahman ve Rahîm olduğunu kullarına haber veriyor ve din gününün yegâne mâliki olduğunu bildirdikten sonra, sanki sözü insana bırakıyor, o da “biz yalnız sana ibadet eder ve senden yardım dileriz” demekle âlemlerin terbiyesindeki gerçek gayenin ibadet olduğunu, yalvarma, medet dileme olduğunu böylece ilân etmiş oluyordu. Ve sûrenin bundan sonraki kısmı duaya ayrılıyordu…

Malûmdur, insanın dünya hayatı iki esas üzere yürüyor: Menfaatı celp, zararları def. Mânevî hayat da öyle; onun da fayda ve zarar bölgeleri var. Onun da dostları ve düşmanları mevcut. O da sıhhat bulabiliyor ve yara alabiliyor. O da besleniyor, büyüyor; hastalanıyor ve ölüyor… Devamını Oku »

Sayfalar:«1...78910111213...27»