Alaaddin Başar | Yazar, Akademisyen (Prof.Dr), Mütefekkir
Nis 24, 2013 - Esma-ül Hüsna    Yorum Yok

EL-FETTÂH

19-EL-FETTAH“Rahmet ve rızık kapılarını açan.”

“Zorlukları kolaylaştıran.”

“Hidayetiyle kalplere iman ve marifet kapılarını açan.”

“Eğer o ülkeler halkı inansalardı ve korkup sakınsalardı, gerçekten üzerlerine hem gökten, hem yerden (sayısız) bolluklar (bereketler) açardık; ancak onlar yalanladılar, biz de onları kazandıkları nedeniyle yakalayıverdik.”(A’râf Sûresi, 7/96)

 

Bir milyondan fazla hayvan türü ve ondan daha fazla bitki türü olduğunu biliyoruz. Bu türlere giren fertlerin sayısını bilmek ise ancak Allah’a mahsus.  Devamını Oku »

İnsanın bir ferdi, sair hayvanatın bir nev’i hükmündedir.

İnsan garip bir varlık“İnsanın bir ferdi, sair hayvanatın bir nev’i hükmündedir.”  Lem’alar

İnsan garip bir varlık… İki insan aynı manzarada farklı şeyler hissediyor, aynı kitaptan ayrı mânâlar süzüyorlar. Aynı kâinatı değişik değerlendiriyor ve insanlığa birbirinden çok uzak mânâlar veriyorlar.

Nur Külliyatından bir hakikat dersi:

“İnsanın bir ferdi, sair hayvanatın bir nev’i hükmündedir.” Bir hayvan nev’inin, bütün özellikleri o nev’in bir ferdinde toplanmış. Ama insanlar öyle değil. Kendilerine emanet verilen maddî ve mânevî cihazları birbirinden çok farklı sahalarda kullanmaları, onları sanki ayrı varlıklar hâline getiriyor. Devamını Oku »

Nis 18, 2013 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Güzel gören güzel düşünür.

Güzel gören güzel düşünürEser Nur Külliyatından Mektûbat idi ve Arif Beyin işaret ettiği sayfada şunlar yazılıydı:

“Evet mevcudatın hiçbir cihette Vâcib-ül Vücud’a karşı hakları yoktur ve hak dava edemezler; belki hakları, daima şükür ve hamd ile, verdiği vücud mertebelerinin hakkını eda etmektir. Çünki verilen bütün vücud mertebeleri vukuattır, birer illet ister. Fakat verilmeyen mertebeler imkânattır. İmkânat ise ademdir, hem nihayetsizdir. Ademler ise, illet istemezler. Nihayetsize illet olamaz. Meselâ madenler diyemezler: “Niçin nebatî olmadık?” Şekva edemezler; belki vücud-u madenîye mazhar oldukları için hakları Fâtırına şükrandır. Nebatat niçin hayvan olmadım deyip şekva edemez, belki vücud ile beraber hayata mazhar olduğu için hakkı şükrandır. Hayvan ise niçin insan olmadım diye şikayet edemez, belki hayat ve vücud ile beraber kıymetdar bir ruh cevheri ona verildiği için, onun üstündeki hakkı, şükrandır. Ve hâkeza kıyas et. Devamını Oku »

Nis 18, 2013 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Her musibetin altında Allah’ın nice rahmet cilveleri vardır.

depremArif Bey, çenesini iki avuç arasına alarak bir süre bekledi:

— Gündüz bizzat güzeldir, gecenin de kendine göre ayrı bir güzelliği vardır. Biri uyanıklığı diğeri uyumayı andırır. İkisine de ihtiyacımız olduğu açık değil mi? Öte yandan, sıhhat bizzat güzeldir, hastalık ise neticesi itibariyle güzel.

İnsanın muhatap olduğu hadiseler de ya gece gibidir, yahut gündüz gibi. Sıhhat gündüzü andırır, hastalık ise geceyi.

Hastalığın günahlara kefaret olduğu, insana âczini ders verdiği, kul olduğunu ikaz ettiği, kalbini dünyadan kesip Rabbine çevirdiği düşünülürse, onun da, en az sıhhat kadar, büyük bir nimet olduğu görülür. Sıhhat bedenin bayramıdır, hastalık ise kalbe gıdadır. Devamını Oku »

Nis 18, 2013 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Kaderin her şeyi güzeldir, hayırdır…

kader

Arif Bey gençlerin hayret dolu bakışları altında şöyle sürdürdü konuşmasını:

— Bir örnek daha vereyim, dedi. Evimizdeki eşyadan her birini bir başka mağazadan satın almışızdır. Çünkü, bunların her biri ayrı bir sanayi dalının ürünü. Koltuk, avize, halı, bilgisayar, buzdolabı… Bunların arkalarında ayrı fabrikalar, farklı tezgâhlar var. Ama bakın, kâinattaki icraatlar hiç de öyle değil:

— Kâinat tek bir fabrika. Ama, insandan tutun, milyonlarca nevi hayvana, bitkiye kadar her varlık bu fabrikada yapılıyor, dokunuyor.

Meselâ, çiçeklerin yaratılışında sebep olarak güneşin de bir payı var. Bu, neye benzer bilir misiniz? Avizenin ışığından halının desenlerinin teşekkül etmesine. Devamını Oku »

Mar 27, 2013 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Kafir, iradesini kullanarak kafir olmuştur

zorluk“Günah işlendiği zaman kalpte bir kara leke hasıl olur. Eğer sahibi pişman olur, tevbe ve istiğfar ederse, kalp yine parlar.”

Şirk ise en büyük günah:

“Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını (sair günahları) dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa Sûresi,48)

Bu hadis-i şeriften ve âyet-i kerimeden anladığımıza göre, kalbi karartan en büyük siyahlık şirk. Bir insan şirki dava eder ve bu hususta müminlerle mücadeleye girişirse, her geçen gün kalbindeki bu siyahlık daha da koyulaşır ve genişlenir. Git gide bütün kalbi kaplar. Artık o insanın iman ve tevhidi kabul etmesi imkânsız hale gelir. Nur Müellifinin ifadesiyle, “Küfür …istidad-ı însânîyi öyle ifsad eder ki: Salâh ve hayrı kabûle liyâkati kalmaz.” Devamını Oku »

Niyaz

Dua“Dua bir ubudiyettir. Ubudiyet ise semeratı uhreviyyedir.”

Mektûbat

 

Âlemlerin Rabbi, semâ âlemini de arz âlemini de insana göre ve insan için terbiye etmişti. İns ve cinne hak yolu, doğru yolu, kendine vâsıl olan yolu göstermek üzere inzal buyurduğu Kur’an-ı Kerim’i de “âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd” ile başlıyordu. Fâtiha Sûresinde Cenâb-ı Hak, Rahman ve Rahîm olduğunu kullarına haber veriyor ve din gününün yegâne mâliki olduğunu bildirdikten sonra, sanki sözü insana bırakıyor, o da “biz yalnız sana ibadet eder ve senden yardım dileriz” demekle âlemlerin terbiyesindeki gerçek gayenin ibadet olduğunu, yalvarma, medet dileme olduğunu böylece ilân etmiş oluyordu. Ve sûrenin bundan sonraki kısmı duaya ayrılıyordu…

Malûmdur, insanın dünya hayatı iki esas üzere yürüyor: Menfaatı celp, zararları def. Mânevî hayat da öyle; onun da fayda ve zarar bölgeleri var. Onun da dostları ve düşmanları mevcut. O da sıhhat bulabiliyor ve yara alabiliyor. O da besleniyor, büyüyor; hastalanıyor ve ölüyor… Devamını Oku »

Şub 25, 2013 - Esma-ül Hüsna    Yorum Yok

ER-REZZÂK

18-ER-REZZAK“Maddî ve manevî her türlü rızkı ve bu rızıklara muhtaçları yaratan.”
“Canlıların rızkını dilediği şekilde veren.”
“Hiç şüphesiz, Allah Rezzak’tır; O, kuvvet sahibi, Metîn’dir.”

 

(Zâriyât, 51/58)

 

İnsan denilince, ruh ve beden birlikte düşünüldüğü gibi, rızık denilince de hem maddî, hem de manevî rızıklar hatırlanmalıdır. Bununla birlikte, genellikle, rızık denildiğinde, öncelikle, bedenin ihtiyacını karşılayan, ona güç ve kuvvet kazandıran maddî nimetler hatıra gelir.  Devamını Oku »

Şub 25, 2013 - Zerre    2 Yorum

Ya her şeyi Allah yaratmıştır ya da…

elif

İ’lem Eyyühel-Aziz!

Halk-ı eşya hakkında “mûcibe-i külliye” sâdık olmadığı takdirde “sâlibe-i külliye” sâdık olur. Yani ya bütün eşyanın hâlıkı Allah’tır veya Allah hiç bir şeyin hâlıkı değildir. Çünki eşyanın arasında muntazam tesanüd ile halk ve yaratmak, tecezziyi kabul etmez bir külldür, bâziyet yoktur. Ya mûcibe-i külliye olacaktır veya sâlibe-i külliye olacaktır. Başka ihtimal yok. Her şeyde illetin ademini tevehhüm eden vehmin vâhi hükmünde bir kıymet yok. Binaenaleyh edna bir şeyde Hâlıkıyet eseri göründüğü zaman, bütün eşyada tahakkuk eder.

Ve keza Hâlık ya birdir veya gayr-ı mütenahîdir, evsat yoktur. Zira Sâni’ vâhid-i hakikî olmazsa, kesîr-i hakikî olacaktır. Kesîr-i hakikî ise gayr-ı mütenâhîdir… Devamını Oku »

Şub 25, 2013 - Namaza Çıkan Yollar    Yorum Yok

İbadet ‘Rabbimize, Onun bildirdiği şekilde şükretmektir’

cemaat“O Rab ki, yeri sizin için bir döşek, göğü de (kubbemsi) bir tavan yaptı. Gökten size bir su indirdi. O su sebebiyle türlü meyvelerden (ve ekinlerden) size bir rızk çıkardı. Bunları bildiğiniz halde sakın  Allah’a ortaklar koşmayın.”

Bu ikinci ayetten anlaşılacağı gibi, ibadet ‘Rabbimize, Onun bildirdiği şekilde şükretmektir.’ ‘Onun nimetlerine karşı kalbimizde doğan minnettarlığın açığa vurulmasıdır.’

Önder beye dönerek,

“Ben genellikle bu gibi sorularda önce akla hitap eden açıklamalar yapar, daha sonra ‘nakli delil’ dediğimiz ayet ve hadis meallerini verirdim. Nedendir bilemiyorum, bu defa tam  zıt bir yol tuttum. Önce ayetten başladım. Devamını Oku »

Sayfalar:«1...78910111213...27»