Alaaddin Başar | Yazar, Akademisyen (Prof.Dr), Mütefekkir
May 1, 2012 - Makaleler    Yorum Yok

Eşitlik güzel midir?

Eşitlik güzel midir?” konusunda bir anket yapsanız, umarım, çoğu kimse sorunuzu tuhaf karşılayacak, “bunun da sözü mü olur?” diyecektir. Ama, meseleye dikkatle yaklaşsalar ibretle görürler ki, hemen bütün güzelliklerin kaynağında “eşit olmamak” yatar.

Şu kâinat yaratılmadan, bütün varlık âlemi yoklukta eşittiler. Cenâb-ı Hakk bu âlemi yaratmayı irade buyurunca bu eşitliğin de ömrü sona erdi. Devamını Oku »

May 1, 2012 - Hikmetli Nükteler    Yorum Yok

Eşitlikle adalet aynı şey mi?

Çoğu insan, eşitlikle adaleti karıştırıyor, çokları adaletle eşitliği bir sayıyor, bunları birbirine karıştırıyor. Halbuki, mutlak eşitlik, yâni, her şeyin her yönden aynı olması, adalete zıt!..

Önce insanların icraatlarından bir iki misal vereyim:

Bir şâir, kasidesinde her harfi kelimenin tamamını dikkate alarak yazar. Her kelimeyi, o şiirin bütününü nazara alarak yerleştirir. Her mısrayı da kasidenin tamamını gözeterek kaleme alır. Burada mutlak eşitlik değil, adalet söz konusu… İlk mısra başa gelir, son mısra dipte kalır, ama hepsi aynı gayeye hizmet ederler. Devamını Oku »

Nis 12, 2012 - Birinci Söz    Yorum Yok

“Tabiiyyunun ağzına şiddetle tokat vuruyor, kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: “En güvendiğin salabet ve hararet dahi emir tahtında hareket ediyorlar ki…” Tabiiyyunlar neden en çok salabet ve hararete güvenirler?

Tabiat, aslında “yaratılış, fıtrat” manasına gelir. Kâinatın tümü için de bu tabir kullanılmaktadır. Sertin tabiatında yumuşağı ezmek, ona yol vermemek vardır. Aynı şekilde sıcaklığın, ateşin tabiatı kurutmak, yakmak, kül etmektir. Bir kıvılcımın nice ormanları yakıp kül etmesi bunun açık delilidir. Devamını Oku »

Nis 12, 2012 - Birinci Söz    Yorum Yok

İnsanların çoğu gaflet veya dalalettedir, Allah’ı tanımaz ve O’nun namına vermezler. O halde biz bunlarla alışveriş yapmayacak mıyız?

Bu sorunun cevabını Üstadımız şöyle vermektedir:

Esbab-ı zâhiriye eliyle gelen nimetleri o esbab hesabına almamak gerektir. Eğer o sebep ihtiyar sahibi değilse (meselâ hayvan ve ağaç gibi), doğrudan doğruya o nimeti Cenâb-ı Hak hesabına verir. Madem o lisan-ı hal ile Bismillâh der, sana verir. Sen de Allah hesabına olarak Bismillâh de, al. Devamını Oku »

Nis 12, 2012 - Birinci Söz    Yorum Yok

Mucizelerin, peygamberlerden sadır olduğunu biliyoruz. Yaprakların sıcaklığa, köklerin sert taşlara mukavemeti de bir mucize midir? Peygamberlerdeki mucizelerle mahlukattaki mucizeler arasında farklar var mıdır?

Mu’ciz, aciz bırakan demektir. Peygamberlerin eliyle gerçekleşen harikaları insanlar yapmaktan acizdirler. Bu hal, onlara bu işin bir kul tarafından bizzat icra edilemeyeceğini, elinde mucize zahir olan kişinin ancak Allah’ın elçisi olabileceğini bilmeleri için bir irşattır. Devamını Oku »

Nis 12, 2012 - Birinci Söz    Yorum Yok

Ağaçların; dallarının havada intişarıyla, köklerinin yerde intişarı aynı suhulet ve kolaylıkla oluyor. Burada başka hakikatlere bir işaret var mıdır?

Belki şöyle bir işaret de olabilir. Sert olan toprağın delinmesi için ağacın sert gövdesi ve dallarına görev düşebilirdi. Aynı şekilde yumuşak havada ise yumuşak kökler daha rahatlıkla intişar edebilirlerdi. Hilkatte bunun aksi bir tecelli ile karşılaşıyor ve İlahi kudrete nispeten büyük küçük, az çok fark etmediği gibi sertle yumuşağın da fark etmediğini görüyoruz. Bu ise sebeplerin gerçek tasarruf sahibi olmadığının ayrı bir delili olarak değerlendirilebilir.

Nis 12, 2012 - Birinci Söz    Yorum Yok

Ağaçların ipek gibi yumuşak kök ve damarlarının sert olan toprağı ve taşları delmesini, biyoloji uzmanları enzimlerle izah ediyorlar. Dolayısıyla besmeleyle irtibatı nedir? Acaba burada bütün sertliklere ve salabetlere karşı, yumuşaklığın tavsiye edilmesi söz konusu mudur?

Sert cisimlerin yumuşak cisimlere engel olmaları, onlara ezmeleri tabiatta çokça görülür. Yani sertin tabiatında yumuşağa galip gelme vardır. Burada ise bu tabiat kanunun tam tersi bir icraat görülüyor. Demek ki, tabiat hakiki fail değil. Devamını Oku »

Nis 12, 2012 - Birinci Söz    Yorum Yok

Mübarek hayvanlar olarak bahsedilenlerin dışındakiler mübarek değiller mi? Veya mübarek kelimesini nasıl anlamalıyız?

Her hayvan, kendisine verilen görevi eksiksiz yapmakla Allah’a ibadet eder ve onu tespih eder. Bu ibadetinin manevî mükâfatını da ahirette mutlaka alacaktır. Bu konu On Yedinci Sözde hem izah, hem ispat edilmiştir. Ancak, “mübarek” kelimesini her hayvan için kullanmayız. Çünkü bu kelimenin manasında “bereket, ihsan, ikram vardır.” Hamsinin çok olduğu senelerde bereketten söz ederiz. Ama çekirgelerin çoğalmasını bereket değil afet kelimesiyle ifade ederiz. Devamını Oku »