Alaaddin Başar | Yazar, Akademisyen (Prof.Dr), Mütefekkir
Haz 15, 2014 - Makaleler    Yorum Yok

Meleklerin Secdesi

namaz_secde1Bir yanda Peygamber Efendimiz (asm.) ve ona vahiy getiren Cebrail… Onların hemen arkasında insanlara hidayet yolunda rehberlik eden peygamber varisi büyük âlimler ve mürşitler.

Karşı tarafta, insanlara hak ve hakikatin kapısını kapamayı meslek edinmiş şeytanlar ve onların izinde giden insanlık düşmanları ve hidayet engelleri… Firavunlar, nemrutlar…

Ve insan, Allah’a ibadet etmekle ve insanları O’nun yoluna çağırmakla Hz. Âdem’e secde eden meleklerin safında yer almış oluyor.

Rabbine isyan ettiğinde ve insanlara zarar verdiğinde ise şeytanın ve onun tilmizlerinin yanında yer alıyor.

Âdem’e secde konusunu bu açıdan ele almalı ve o kıssayı bu nazarla değerlendirerek safımızı net olarak ortaya koymalı ve cephemizden asla ayrılmamalıyız…

Meleklerin Hazreti Âdem’e secde etmeleri hadisesi bizlere iki ayrı dersi birlikte verir: Devamını Oku »

Tecelliyle çalışmak

Tecelliyle çalışmak“Şeriat ve sünnet-i seniyyenin ahkâmları içinde cilveleri intişar eden Esma-i Hüsnanın herbir isminin feyz-i tecellisine bir mazhar-ı câmî olmağa çalış.”  Sözler

 

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, “nasıl esmada bir ism-i âzam var, o esmanın nukuşunda dahi bir nakş-ı âzam var ki, o da insandır” buyurarak insanın bütün isimlere âyine olduğunu beyan eder.

İnsan, yaratılmış ve kendisine belli bir şekil verilmiş; bu yönüyle yıldızlarla, dağlarla, sahralarla arkadaş.

Hayat nimetine kavuşmuş; bu cephesiyle cansız varlıklardan ayrılmış… Devamını Oku »

Haz 9, 2014 - Zerre    Yorum Yok

Gizli Şirk

İ’lem Eyyühel-Aziz! Enaniyetten neş’et eden şirk-i hafî katılaştığı zaman, esbab şirkine inkılab eder. Bu da devam ederse, küfre tahavvül eder. Bu dahi devam ederse, ta’tile yani hâlıksızlığa incirar eder. El’iyazübillah!..

 

Açıklama:

Şirk-i hafi, yani gizli şirk genellikle riya için kullanılıyor. Yani, bir işte Hakk’ın rızası yerine halkın beğenmesi gaye edinilirse,  rızanın yerini riya almış olur, bir nevi gizli şirke girilir. Bunun yanında, sebeplere olduğundan fazla önem vermek de şirk-i hafiye girer. Bu sebeplerden birisi ve en önemlisi insandır. İnsan,  bir hayra sebep olduğunda,  bunu Allah’ın izniyle, yardımıyla, O’nun yarattığı bedeni kullanarak, O’nun verdiği aklı istimal ederek yaptığını unutursa, o hayırlı sonucu kendi kuvvetine, ilmine ve maharetine vererek, kendini medih yolunu tutar ve şirk-i hafi tehlikesiyle karşı karşıya kalır… Devamını Oku »

Haz 5, 2014 - Makaleler    Yorum Yok

Kul hakkının sosyal boyutu

kul hakkıMaddenin ön plana çıktığı, menfaat kavgalarının hep maddede yoğunlaştığı bu dehşetli asırda, “kul hakkı” denilince de öncelikle kişinin malına ve bedenine verilen zararlar hatıra geliyor. Halbuki, kul hakkının en geniş ve en önemli boyutu onun manevî hukukunda kendini gösterir.

Bir adamın elbisesini bıçakla çizip parçalamakla, yüzünü çizip yaralamak arasında ne kadar büyük fark varsa, ondan çok daha ileri bir fark, bedene verilen zararla ruha verilen zarar arasında söz konusudur.

Ruhun hukuku denilince önce kalbin ve aklın, daha sonra his dünyasının hukuku anlaşılır. Devamını Oku »

Birlikte tecelli

dünya“Bir iş, bir işe mâni olmuyor.” Sözler

Bir mimar, köprüsünü yaparken, ötede çeşmesi onun yolunu bekler. Han ile uğraşırken hamamı ihmal eder. Bir işi tamamlamak için berikini yarım bırakmak, birisiyle uğraşırken ötekileri ihmal etmek durumundadır. Çünkü insan her şeyiyle sınırlı, her cihetle âciz ve bütün sıfatlarıyla cüz’îdir.

İradesi cüz’îdir, bir anda iki farklı işi arzu edemez.

Bakışı cüz’îdir, iki ayrı sahifeyi aynı anda okuyamaz.

Düşüncesi cüz’îdir, iki ayrı mânâya birlikte kafa yoramaz.

Sevgisi cüz’îdir, bir eserini severken diğerlerini unutma durumundadır.

Böyle bir yaratılışa sahip olması, insan için büyük bir irşad ve ikaz vesilesi: İnsan bu yaratılışı sayesinde Allah’ın sonsuz sıfatlarına hayran oluyor. İlâhî isimlerin küllî ve sonsuz tecellilerini hayretler içinde seyredebiliyor. İnsan, o cüz’î sıfatlarını iyi değerlendirebilse, haddini bilmenin yanısıra Rabbini bilmede de hayli mesafe katedecektir. Devamını Oku »

May 24, 2014 - Hikmetli Nükteler    Yorum Yok

Hiç düşündük mü?

Fetus 1Bugün dünyaya gelen, meselâ, ikiyüzbin çocuk varsa, bir o kadar çocuk da doğumlarına bir gün kalmış vaziyette rahimlerde bekleşmede…

Bir başka grubun doğumuna üçgün, diğerlerinin bir hafta, bir kısmının bir ay, daha başkasının beş ay ve nihayet bugün rahimlere düşenlerin ise tam dokuz ayları var.

Demek ki, şu anda anne rahimlerinde bu dokuz aylık sürenin değişik safhalarını yaşayan milyonlarca yavru hayata hazırlanıyor.

Bir kısmı “nutfeden” “alâkaya” adım atarken, berikiler “alâkadan” “mudgaya” geçiyor. Bir başka grupta kemikler yeni teşekküle başlıyor. Devamını Oku »

May 24, 2014 - Şemme    Yorum Yok

Altıncı İ’lem: Lafızların tebeddülüyle mana tebeddül etmez, bâki kalır. Kabuk parçalanır, lüb bâki ve sağlam kalır.

beka fenaİ’lem Eyyühel-Aziz! Lafızların tebeddülüyle mana tebeddül etmez, bâki kalır. Kabuk parçalanır, lüb bâki ve sağlam kalır. Libası yırtılır, cesedi sağlam, bâki kalır. Cesed ölüp dağılırsa da ruh bâki kalır. Cisim ihtiyarlanırsa, enaniyet genç kalır. Çokluk, cemaat dağılır amma, vâhid-i ferd bâki kalır. Kesret bozulur, vahdet bâkidir. Madde kırılır, nur bâkidir.

Binaenaleyh ömrün bidayetinden sonuna kadar devam eden mana, çok cesedleri tebeddül ve tavırdan tavıra intikal ve devirden devire yuvarlandığı halde vahdetini, bekasını muhafaza ettiği gibi, ölüm hendeğini de atlayarak sâlimen ebed yoluna devam edecektir.

Maahaza her vakit “Fenaya hazır ol” emrini intizar eden zâil ve bekasız maddîyatta, şu hıfz ve muhafaza düsturu beka ile çok münasebetdar olan ruh ve manada da câridir.

Açıklama:

Burada, ruhun baki olduğu ve insan hayatının ölümle son bulmayıp ebediyen devam edeceği çeşitli örneklerle nazara veriliyor. Bunlardan birisi,

“Lafızların tebeddülüyle mana tebeddül etmez, bâki kalır.”

Bir mana çok değişik şekillerde ifade edilebilir. Aynı manayı farklı üsluplarla yahut farklı dillerle ifade etsek, bu lafızların hepsi beden hükmündedir, ruh olan mana değişmez, baki kalır. Devamını Oku »

May 23, 2014 - Altıncı Sır    Yorum Yok

Hazine-i rahmetin pırlantası ve kapıcısı zat-ı Ahmediye (a.s.v.)’dır. Birinci anahtarı ise besmele ve en kolay anahtarı salavattır. İfadelerini nasıl anlamalıyız? Aralarındaki münasebeti izah eder misiniz?

salavat-ayet“Sen hem Onun mülküsün, hem memlûküsün.” hakikatinde olduğu gibi, burada da Allah Resulü (asm.) hem rahmet hazinesinin en değerli pırlantası ve ahsen-i takvim manasını en ileri mertebesiyle gösteren en kıymetli cevheridir, hem de o rahmet hazinesine girmek ve o lütuflara mazhar olmak isteyenlere rehberlik etmek üzere Allah’ın tayin ettiği vazifeli memurudur. Ona uğramadan o hazineye girilemez.  Devamını Oku »

May 23, 2014 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Nereden çıktı bu musibet?

depremVakit hayli ilerlemişti. Murat, artık yeni bir soru sormayacaktı. Fakat, merak ettiği bir konu vardı. Onu sormadan edemezdi. Biraz sonra terk edeceklerdi bu evi. Arif Beyle artık kim bilir ne zaman görüşeceklerdi. Ondan kader konusunda faydalanabileceği eserleri sorması gerekirdi. Adam bir hayli yorulmuş olmalıydı. Ağır bir konuda saatlerce sohbet yapmak kolay değildi.  Olsundu. Zaten bu işi zevkle yapmıyor muydu?. Her halinden bunu okumak mümkün değil miydi?

Murat bu düşüncelerle, önündeki kuru yemiş tabağını donuk bakışlarla bir süre seyretti.

Sonunda kararını verdi:

— Sizi hayli yorduğumuzun farkındayız. Son olarak sizden bir tavsiye alıp müsaade isteyeceğiz. Kader konusunda hangi eserleri okumamızı tavsiye edersiniz? Devamını Oku »

May 16, 2014 - Esma-ül Hüsna    Yorum Yok

EL-HÂFİD / ER-RÂFİ

HAFID RAFİ’Hâfid: “Kâfirleri, asileri, mütekebbir ve zalimleri alçaltan.”

“Din düşmanlarını rahmetinden uzaklaştırıp ahirette zelil eden ve cezalandıran.”

Râfi’: “Sevdiği kullarını yükselten.” “Mü’minleri kendisine yaklaştırarak yücelten.”

“(O), alçaltan ve yüceltendir.” (Vâkıa Sûresi, 56/3)
Bu iki ismin tecellisi de büyük çapta, kulun cüz’î iradesine bakıyor. İradelerini yanlış yolda kullanarak küfür ve isyan yoluna giren insanlar, alçalmaya talip olmuşlar ve Hâfid olan Allah da onları inançsız ve ahlâksız kılmakla alçaltmıştır. Bu alçalmanın ahiretteki neticesi ise Cehennemde, zillet içinde azap çekmektir. Devamını Oku »

Sayfalar:«123456789...27»