Alaaddin Başar | Yazar, Akademisyen (Prof.Dr), Mütefekkir
Nis 25, 2014 - Altıncı Sır    Yorum Yok

Cenab-ı Hakkın istiğna-i zatisinin, hadsiz acz ve nihayetsiz fakr içinde yuvarlanan biçare insan ile alakası nedir?

Cenab-ı Hakk, Ğaniyy-i Mutlak’tır, istiğna-i zatisi vardır. Yani, mahlukatın varlığı ile yokluğu, insanların inanmaları ile inanmamaları, ibadet etmeleriyle etmemeleri onun zatı için eşittir, müsavidir. İnsanların inanmalarıyla onun zatının kemalinde bir artma olmayacağı gibi, bütün insanların küfür ve isyan içinde bulunmalı halinde de yine O’nun zatının kemalinde hiç bir  noksanlık olmaz. “İstiğna-i zâtî”, bu ve benzeri bütün ihtiyaçlardan Onun münezzeh olması manasına gelir.

Sonsuz aciz ve fakir yaratılmakla Allah’ın sonsuz rahmetine ve zenginliğine güzel bir ayna olan insanoğlunun, ne varlığına,  ne de ibadetlerine Allah’ın muhtaç olması düşünülemez. İnsanları yaratması gibi, onların bütün ihtiyaçlarını görmesi de yine rahmetinden dolayıdır.

Nis 25, 2014 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Hayır da şer de Allah’tandır

hayır-şerArif Bey, yerinden kalktı:

— İsterseniz bu faslı kapayalım, dedi. Yeni bir konuya geçmeden, size biraz kuru yemiş ikram etmek isterim. Sanırım kahvaltı yapalı dört beş saat geçti. Yanında çay da iyi gider.

Ama diye ekledi:

— İsteyene meşrubat da getirebilirim.

Gençlerin, “zahmet olur, teşekkür ederiz” yollu itirazlarını hiç dinlemedi bile. Çünkü, artık yeterince samimi olmuşlardı. Onu kırmayacaklarından kesinlikle emindi

Arif Bey, gençlerin önüne kuru yemiş tabaklarını koydu. Ardından çayları getirdi:

— Buyurun, dedi. Noksanıyla kabûl edin.

Meyve ve çay faslında genellikle aktüel konularda konuştular. Biraz da dinlenmiş oldular.

Ve yeniden başladılar kader sohbetine… Devamını Oku »

Nurla aydınlanan Vahdet-ül vücud

“Vahdet-ül-vücudu nasıl görüyorsun?

– Tevhidde istiğraktır ve nazara sığmayan bir tevhid-i zevkîdir.”

Mesnevî-i Nuriye

Vahdet-ül-vücud “lâ mevcude illâ hu” cümlesinde ifadesini bulan bir tasavvuf meşrebi. Felsefecisinden materyalistine kadar geniş kitlelerin dikkatini çeken ve bunların herbirince değişik yönlere çekilen bir garip ekol.

Önce, vahdet ve vücut kelimeleri üzerinde biraz duralım. Vahdet lügat olarak, birlik mânâsına geliyor. Zıddı “kesret”, yâni çokluk. Kesret tevhid edilir ve ortaya vahdet çıkar. Birbirinden ayrı beş harfi tevhid eder, bir araya getirirsiniz, bu vahdetten bir kelime çıkar ortaya. Beş on kelime bir araya geldi mi bir cümle olurlar. Cümleler sayfada, sayfalar kitapta vahdete ererler. Kitap ortaya çıktı mı artık onbinlerce kelime bir tek isimle anılır. Devamını Oku »

Nis 15, 2014 - Makaleler    Yorum Yok

Fotoğraflar

Nis 12, 2014 - Makaleler    Yorum Yok

Kul hakkının manevi boyutu

kul hakkıİnsan her şeyden önce kuldur; âlemlerin Rabbinin kulu. Bedenini bütün bir kainattan ince ölçülerle süzüp yaratan, ruhunu ise doğrudan yaratıp o bedene sultan eden Allah’ın kulu. Bu kul, O’nun eseridir, O’nun mülküdür, O’nun isimlerine en güzel bir aynadır.

Ve bu kul, bu mükemmel aynayı hassasiyetle korumaya mecburdur. O aynaya kendisi de zarar veremez, başkaları da.

İşte kul hakkı, Allah’ın ahsen-i takvimde yarattığı bu en mükemmel aynanın hukukunu koruma mükellefiyetidir.

Bu hukuk ikiye ayrılıyor:  Maddî ve manevî hukuk-u ibad. Devamını Oku »

Mar 31, 2014 - Makaleler    Yorum Yok

Varlığımızı hikmet dairesinde değerlendirebiliyor muyuz?

yildiz_cicegi

Hikmet ve kudret hem dünyada hem de ahirette birlikte tecelli ederler. Yani, Allah’ın kudretiyle yaratılan her şey hikmet üzere yaratılır. Bununla birlikte, dünyada hikmet daha çok nazara çarpar, ahirette ise kudretin azameti ön plana çıkar.

Bir örnek verelim:

Yıldızlar da güzeldir, çiçekler de. Ancak, yıldızları seyrettiğimizde güzellikten çok haşmet ve azamet manaları kalbimize hakim olur. Çiçekleri seyrettiğimizde ise onlardaki cemal tecellilerine hayran oluruz.
Devamını Oku »

Mar 22, 2014 - Makaleler    Yorum Yok

Sebepler Zinciri

chain

Bu hikmet dünyasında her şey bir sebebe bağlanmış… İnsanın yaratılışına da anne ve baba birer sebep… İnsan doğrudan ve melekler gibi mükemmel şekliyle yaratılsaydı imtihana tabi tutulmaz, onlar gibi sabit makamlı kalırdı. O zaman, anne-baba ve akraba kavramları da olmazdı.

Öte yandan, beden, son şekliyle, mükemmel olarak yaratılsaydı da ruhun terakki ve kemali insanın cüzi iradesine bırakılsaydı, o zaman dünyamız otuz-kırk yaşında, henüz konuşma bilmeyen büyük çocuklarla dolacaktı. Onların terbiye ve tekâmülleri de zaman alacağından, ancak atmış-yetmiş yaşlarında belli bir meslek sahibi olacaklardı. Devamını Oku »

Mar 15, 2014 - Dördüncü Sır    Yorum Yok

Neden ben değil de biz diyoruz?

Cemaat - kıyam “İyyake na’büdü ve iyyake nestain”de; “biz yalnız sana ibadet ederiz ve ancak senden yardım dileriz.” ifadesinde neden çoğul kipi kullanılmıştır?

Bu konuda risalelerde müstakil bir bahis vardır.

Özet olarak:

İnsan tek başına da namaz kılsa, “na’büdü, nestein” (ibadet ederiz, yardım dileriz) derken bütün müminleri kastedebilir. Devamını Oku »

Mar 10, 2014 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Tevekkülün temelinde iman yatar

136Murat, derin bir nefes aldı ve konuşmasını şöyle sürdürdü:

— Değil tasavvufla, namazla oruçla bile alâkası olmayan bu adamların büyük evliyalardan bu konuda nakiller yapmalarına önceleri çok hayret ediyordum. Daha sonra anladım ki, onlar bu büyük zatların eserlerini hiç okumuş değiller; Bütün yaptıkları İslâm aleyhinde yazmayı meslek edinmiş bir takım odakların fikirlerini bana aktarmaları. Bütün bilgi hazineleri okudukları bir iki kitap ve takip ettikleri bir iki köşe yazarı.

Haklısın diye tasdik etti Arif Bey:

— Beni de en çok üzen, dedi, toplumumuzda okuma alışkanlığının oldukça azalmış olması. Herkes hazır lokma peşinde. Araştırmacı sayımız oldukça düşük. Devamını Oku »

Mar 10, 2014 - Namaza Çıkan Yollar    Yorum Yok

İbadete engel olan şeyler

namazSalim bey Öndere dönerek  “Şimdi sorularınızı alabilirim.” dedi.

“Öncelikle şu iki soruyu sorayım:

Bazı kişilerin namaza başladıktan bir müddet sonra namazı tekrar bıraktığına şahit oluyoruz. Bunlar sizin anlattığınız manada bir namaz kılıyor idiyseler sonradan niçin bıraktılar?

Bunu nasıl açıklarsınız?

İkinci sorum:

Günümüzde namaz kılmayanların bu kadar yaygınlaşmasını nasıl yorumlarsınız?” Devamını Oku »

Sayfalar:«1...567891011...27»