Sırların yirmi otuzdan, beş altıya inmesini nasıl anlamalıyız? | Alaaddin Başar

Sırların yirmi otuzdan, beş altıya inmesini nasıl anlamalıyız?

“Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım.” mısraında güzelce ifade edildiği gibi, kalbe gelen manalar, zevkler, hisler çoğu zaman ifade edilemez, kaleme dökülemezler. Bir seyahatimizde çok hoşumuza giden bir manzarayı dostlarımıza anlatırken “çok güzeldi, harikaydı, anlatamam mümkün değil” gibi sözlerle yetinir, kendi hissimizi ve zevkimizi karşımızdakine aynen aktaramayız. Aklî meseleler böyle değildir. Çok iyi anladığımız bir fizik konusunu muhatabımıza da aynen söyleyebilir yahut aynen kaleme alabiliriz. Metafizik sahalar ve kalbe ait zevkler böyle değildir. Kalbe doğan manalar kâleme döküldüğünde birçok incelikler ve teferruat kaybolur.

Kanaatimce besmelenin otuz kadar sırrını Üstadımız kalben zevk etmiş, ama bunların sadece beş altısını kâleme almış, yahut bunlardan sadece beş altısının muhataplarca anlaşılabileceğine kanaat getirerek yazmış diğerlerini, ya kelimeyle ifade edilemeyeceğinden yahut muhatabın kavramasının güçlüğünden terk etmiştir.



Yorum Bırakın