Allah | Alaaddin Başar
Allah için Arşiv"
Oca 1, 2015 - Şemme    Yorum Yok

Sen Allah’tan uzaksın ama o sana çok yakın

Allah ccİ’lem Eyyühel-Aziz! Ulûhiyetin azameti, izzeti, istikâliyeti, her şeyin, -küçük olsun büyük olsun, yüksek olsun alçak olsun- taht-ı tasarrufunda bulunduğunu istiyor. Senin hıssetin veya hakaretin, onun tasarrufundan hariç kalmasına sebeb olamaz. Çünki senin ondan bu’dun varsa da onun senden bu’du yoktur. Veya senin bir sıfatının hakareti vücudunun hakaretini istilzam etmez. Veya mülk cihetinin mülevves olması, melekût cihetinin de mülevves olmasını iktiza etmez. Ve kezâ, Hâlık’ın azameti, çirkin şeylerin tasarrufundan çıkmasını istilzam etmez. Bilâkîs azamet-i hakikiye, îcad hususunda infiradı, tasarruf cihetiyle de ihâtayı iktiza eder.

 

Açıklama:

“Uluhiyetin azameti, izzeti, istiklaliyeti, her şeyin, -küçük olsun büyük olsun, yüksek olsun alçak olsun- taht-ı tasarrufunda bulunduğunu istiyor.”

Uluhiyet; “ilâhlık, mabudiyet” manasına gelir. Yani, bütün varlık âlemi ancak Allah’ın tasarrufundadır, O’nun emriyle hareket eder, O’nun takdir ettiği görevleri aksatmadan yerine getirir. Devamını Oku »

Varlık ve yokluk üzerine

yaprak dökümü“Adem-i mutlak zaten yoktur, çünkü bir ilm-i muhit var.”  Mektûbat

Vücut, Allah’ın ezelî bir sıfatı. Türkçesi, varlık. O’nun lütfuyla yokluktan kurtulup varlık sahasına kavuşana da “mevcud” diyoruz. Yâni vücut bulmuş, var olmuş.

Allah’ın icadiyle var olan her mahlûk, mevcud ismiyle anılır.

Var ve yok kelimeleri, hayâlimizi ister istemez bir zamanların hararetli bir tartışmasına götürür:“Yok var olmaz, var olan da yok olmaz.”

 

Bu söz, maddeye ezeliyet vererek âlemlerin Rabbini inkâr etme hevesine kapılan inançsız bir grubun ağzında uzun süre sakız oldu ve sonunda fen sahasının yetkili ilim adamlarınca çürütülerek çöpe atıldı.

Ben meselenin bir başka yönü üzerinde durmak istiyorum. Devamını Oku »

Eki 2, 2014 - Makaleler    Yorum Yok

İman ile hayatı hayatlandırmak

Hayatın lezzetini ve zevkini istersenizMavi_deniz_ve_gne_fotoraf, hayatınızı imân ile hayatlandırınız ve ferâizle zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhâfaza ediniz.” SÖZLER

Bu dünya gölgeler âlemi; ahiret asıl…

Bu dünya fanilik beldesi; ahiret baki…

Bu dünya bir imtihan meydanı ve ahiret tarlası; sonuçlar ötede alınacak, mahsuller orada derlenecek.

Dünyanın mahiyetini böyle bildiğimizde, ondan bekleyeceğimiz lezzet ve zevk de “gölge zevk”, “fani lezzet”, “imtihan meydanında yahut tarlada tattığımız sade nimetler gibi ” olur.

Gerçek zevk, ebedî olandır.

“ Ahiret daha hayırlı ve bâkîdir.”   (A’lâ Sûresi, 17) Devamını Oku »

Eki 1, 2014 - Makaleler    Yorum Yok

SIRAYLA DEĞİL BİRLİKTE

canlılarCenâb-ı Hakk’ın, yaratma, hayat verme, şekillendirme gibi İlâhî fiillerinden her birinin icraatı küllîdir; yani o fiile muhatap olan fertlerin tümünün işleri, sırayla değil, birlikte görülür.

Örnek olarak, “rızık verme” fiilini alalım. Bu fiil küllîdir; rızıklanan her canlı ise o fiile mazhar olmuş cüz’i bir ferttir. Bugün için bir milyon altı yüz bin olarak belirlenmiş bulunan hayvan türlerinin bütün rızıklarının birlikte verildiği açıkça görülüyor ve biliniyor. Bitkilerin de rızıkları düşünüldüğünde bu sayı çok daha artıyor. Bu kadar çok muhtacın beraber rızıklanmalarını insan aklı almıyor. Çünkü, insan ancak birkaç misafir ağırlayabiliyor. Misafir sayısı çok olunca, onları farklı saatlerde yahut ayrı günlerde ağırlama yoluna gidiyor. Bu misafirlerin damak zevklerinden, sıhhat durumlarına kadar birçok farklılıkları varsa hepsini memnun etmekte büyük sıkıntı çekiyor. Bu konudaki aczini görerek, Allah’ın her gün, bu kadar farklı canlıyı birlikte besleyip büyütmesini hayretle tefekkür ediyor.  Devamını Oku »

May 16, 2014 - Esma-ül Hüsna    Yorum Yok

EL-HÂFİD / ER-RÂFİ

HAFID RAFİ’Hâfid: “Kâfirleri, asileri, mütekebbir ve zalimleri alçaltan.”

“Din düşmanlarını rahmetinden uzaklaştırıp ahirette zelil eden ve cezalandıran.”

Râfi’: “Sevdiği kullarını yükselten.” “Mü’minleri kendisine yaklaştırarak yücelten.”

“(O), alçaltan ve yüceltendir.” (Vâkıa Sûresi, 56/3)
Bu iki ismin tecellisi de büyük çapta, kulun cüz’î iradesine bakıyor. İradelerini yanlış yolda kullanarak küfür ve isyan yoluna giren insanlar, alçalmaya talip olmuşlar ve Hâfid olan Allah da onları inançsız ve ahlâksız kılmakla alçaltmıştır. Bu alçalmanın ahiretteki neticesi ise Cehennemde, zillet içinde azap çekmektir. Devamını Oku »

Nis 25, 2014 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Hayır da şer de Allah’tandır

hayır-şerArif Bey, yerinden kalktı:

— İsterseniz bu faslı kapayalım, dedi. Yeni bir konuya geçmeden, size biraz kuru yemiş ikram etmek isterim. Sanırım kahvaltı yapalı dört beş saat geçti. Yanında çay da iyi gider.

Ama diye ekledi:

— İsteyene meşrubat da getirebilirim.

Gençlerin, “zahmet olur, teşekkür ederiz” yollu itirazlarını hiç dinlemedi bile. Çünkü, artık yeterince samimi olmuşlardı. Onu kırmayacaklarından kesinlikle emindi

Arif Bey, gençlerin önüne kuru yemiş tabaklarını koydu. Ardından çayları getirdi:

— Buyurun, dedi. Noksanıyla kabûl edin.

Meyve ve çay faslında genellikle aktüel konularda konuştular. Biraz da dinlenmiş oldular.

Ve yeniden başladılar kader sohbetine… Devamını Oku »

Nis 12, 2014 - Makaleler    Yorum Yok

Kul hakkının manevi boyutu

kul hakkıİnsan her şeyden önce kuldur; âlemlerin Rabbinin kulu. Bedenini bütün bir kainattan ince ölçülerle süzüp yaratan, ruhunu ise doğrudan yaratıp o bedene sultan eden Allah’ın kulu. Bu kul, O’nun eseridir, O’nun mülküdür, O’nun isimlerine en güzel bir aynadır.

Ve bu kul, bu mükemmel aynayı hassasiyetle korumaya mecburdur. O aynaya kendisi de zarar veremez, başkaları da.

İşte kul hakkı, Allah’ın ahsen-i takvimde yarattığı bu en mükemmel aynanın hukukunu koruma mükellefiyetidir.

Bu hukuk ikiye ayrılıyor:  Maddî ve manevî hukuk-u ibad. Devamını Oku »

Mar 31, 2014 - Makaleler    Yorum Yok

Varlığımızı hikmet dairesinde değerlendirebiliyor muyuz?

yildiz_cicegi

Hikmet ve kudret hem dünyada hem de ahirette birlikte tecelli ederler. Yani, Allah’ın kudretiyle yaratılan her şey hikmet üzere yaratılır. Bununla birlikte, dünyada hikmet daha çok nazara çarpar, ahirette ise kudretin azameti ön plana çıkar.

Bir örnek verelim:

Yıldızlar da güzeldir, çiçekler de. Ancak, yıldızları seyrettiğimizde güzellikten çok haşmet ve azamet manaları kalbimize hakim olur. Çiçekleri seyrettiğimizde ise onlardaki cemal tecellilerine hayran oluruz.
Devamını Oku »

Dört isim

Allah cc

“Sâni-i Zülcelâl, hem evveldir, hem âhir, hem zâhirdir, hem bâtın.”

Mesnevî-i Nuriye

Kur’an-ı Kerim’de Esma-i Hüsna’dan Evvel ve Âhir, Zâhir ve Bâtın isimleri birlikte beyan edilir.

Evvel ismi bize ezeliyet dersi verirken, Âhir ismi nazarımızı ebediyete çevirir ve sonunda O’na rücu edeceğimizi ihtar eder. Zâhir isminden, şu kâinatı yaratan zâtın varlığı şu âlemden daha açık ve seçik olarak aklımıza görünürken, Bâtın isminden O’nun kudsî mahiyetini anlamaktan âciz olduğumuzu ders alırız. Devamını Oku »

Kas 18, 2013 - Beşinci Sır    Yorum Yok

Cenab-ı Hakkın zıddının olmamasını nasıl anlamalıyız? Zıddan kastedilen nedir?

Allah ccCenab-ı Hakkın misli, şeriki, naziri ve şebihi olmadığını ve olamayacağını anlıyoruz. Ancak zıddının olmamasını nasıl anlamalıyız? Zıddan kastedilen nedir?

Cevap:

Varlık kavramı için şöyle üçlü bir sınıflandırma yapılıyor:

Vacib, mümkin ve mümteni.

Vacib, olması zaruri, olmaması muhal olan demektir. Allah’ın varlığı zatındandı ve vaciptir.

Mümkin ise “olup olmaması eşit olan” şeklinde tarif edilir. Mümkinin varlığı zatından değildir. Allah’ın var etmesiyle var, yok etmesiyle yok olur. Devamını Oku »

Sayfalar:«123»