Allah | Alaaddin Başar
Allah için Arşiv"
Kas 18, 2013 - Zerre    Yorum Yok

İcad ile nakış bir midir?

meyvelerİ’lem Eyyühel-Aziz!

Şu görünen âlem, İlahî bir dükkân ve bir mahzendir. İçerisinde envaen türlü türlü mensucat kumaşlar, me’kulât yemekler, meşrubat şerbetler vardır. Bir kısmı kesif bir kısmı latif, bir kısmı zâil, bir kısmı daimî, bir kısmı katı bir lüb, bir kısmı mâyi ve hâkeza her çeşit bulunur. Lâkin bir kısmı icadî bir nescdir. Bir kısmı da tecelliyata bir nakıştır. Felasifenin dalaletince, icad ile nakış birdir. Ve o dükkân sahibi de mûcib-i bizzâttır. 

Açıklama:

Dünya çarşısı her çeşit yiyecekler, içecekler ve giyeceklerle dolup taşıyor. Bir buçuk milyonu aşan hayvan türünün her biri, bu dükkânda ve bu hazinede her türlü ihtiyaçlarını buluyor, alıyor ve kullanıyorlar… Devamını Oku »

Mar 27, 2013 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Kafir, iradesini kullanarak kafir olmuştur

zorluk“Günah işlendiği zaman kalpte bir kara leke hasıl olur. Eğer sahibi pişman olur, tevbe ve istiğfar ederse, kalp yine parlar.”

Şirk ise en büyük günah:

“Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını (sair günahları) dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa Sûresi,48)

Bu hadis-i şeriften ve âyet-i kerimeden anladığımıza göre, kalbi karartan en büyük siyahlık şirk. Bir insan şirki dava eder ve bu hususta müminlerle mücadeleye girişirse, her geçen gün kalbindeki bu siyahlık daha da koyulaşır ve genişlenir. Git gide bütün kalbi kaplar. Artık o insanın iman ve tevhidi kabul etmesi imkânsız hale gelir. Nur Müellifinin ifadesiyle, “Küfür …istidad-ı însânîyi öyle ifsad eder ki: Salâh ve hayrı kabûle liyâkati kalmaz.” Devamını Oku »

Şub 25, 2013 - Zerre    2 Yorum

Ya her şeyi Allah yaratmıştır ya da…

elif

İ’lem Eyyühel-Aziz!

Halk-ı eşya hakkında “mûcibe-i külliye” sâdık olmadığı takdirde “sâlibe-i külliye” sâdık olur. Yani ya bütün eşyanın hâlıkı Allah’tır veya Allah hiç bir şeyin hâlıkı değildir. Çünki eşyanın arasında muntazam tesanüd ile halk ve yaratmak, tecezziyi kabul etmez bir külldür, bâziyet yoktur. Ya mûcibe-i külliye olacaktır veya sâlibe-i külliye olacaktır. Başka ihtimal yok. Her şeyde illetin ademini tevehhüm eden vehmin vâhi hükmünde bir kıymet yok. Binaenaleyh edna bir şeyde Hâlıkıyet eseri göründüğü zaman, bütün eşyada tahakkuk eder.

Ve keza Hâlık ya birdir veya gayr-ı mütenahîdir, evsat yoktur. Zira Sâni’ vâhid-i hakikî olmazsa, kesîr-i hakikî olacaktır. Kesîr-i hakikî ise gayr-ı mütenâhîdir… Devamını Oku »

Şub 14, 2013 - Beşinci Sır    Yorum Yok

Zat, şuunat, sıfat, esma ve efal-i ilahiye hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Allah 3Çokça sorulan bu konu hakkında, Esma-i Hüsna isimli kitabımızın giriş bölümünde gerekli izah yapılmıştır. O bölümü aynen aktarmakla yetineceğim.

 

Allah’ın Zâtı :

Allah’ın zâtı, idrak edilemeyecek kadar yücedir. Zira akıl ve idrak O’nun insana bir hediyesidir ve mahluk olan bu sermaye ile Allah’ın varlığı bilinebilir, ama zâtının hakikati idrak edilemez.

Mahluk olan şey mutlaka sınırlıdır. Bir başlangıcı olduğu gibi bir nihayeti de vardır. Meselâ, göz mahluk olduğu gibi görme sıfatı da mahluktur ve her ikisi de sınırlıdır. İnsan, bütün cisimleri göremediği gibi, kâinatta faaliyet gösteren kuvvetleri, bedenlerde vazife gören ruhları, bu âlemi dolduran melekler dünyasını da göremez. Göz gibi akıl da bir mahluktur. Allah’ın sıfatları ise sonsuz. Sınırlı olan, sonsuzu ihata edemez, kavrayamaz.

“Hakikat-ı mutlaka, mukayyed enzar ile ihata edilmez.”      Sözler Devamını Oku »

Oca 31, 2013 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Allah, hidayeti dilediğine verir.

El-Hadi

Arif Bey gençleri candan ve çok samimi bir şekilde karşıladı ve misafir odasına aldı:

— Bu ev sizin, dedi. Ben yaşça ağabeyiniz sayılırım, ama konuşmalarımızın, daha çok, bir arkadaş havası içinde geçmesini isterim, diye ekledi. Ama önce bir şeyler yiyelim.

Gençler kahvaltı yaptıklarını söylediler.

— Öyleyse bir şeyler içelim. Çayım hazır. Size kahve yahut meyve suyu da ikram edebilirim, dedi.

Gençler çayı tercih ettiler.

Arif Bey, mutfağa gitti. Muratla Çetin odayı hayretle seyrediyorlardı. Kendilerini bir evde değil, büyük bir kütüphanede hissetmişlerdi. Burası ne oturma odasına benziyordu, ne de misafir odasına.

Murat, hissiyatını, “Arif Bey çok değişik bir insan,” sözleriyle dile getirdi.

Çay faslından sonra, Çetin konuya giriş yaptı.:… Devamını Oku »

Oca 30, 2013 - Beşinci Sır    Yorum Yok

Bir kısım ehli tarikatın اِنَّ اللهَ خَلَقَ اْلاِنْسَانَ عَلٰى صُورَةِ الرَّحْمٰنِ hadis-i şerifini, akaid-i imaniyeye münasip düşmeyen tarzdaki tefsirleri nasıldır?

Allah 3Üstadımız bu meseleyi açıklarken, Cenab-ı Hak hakkında suretin muhal olduğunu beyan etmekle o gibi kimselerin yanlış telakkilerine de işaret etmiş oluyor. Nurun meşrebi, batıl şeyleri tasvir etmemek ve zihinleri bulandırmamak olduğundan bu konuda fazla izahta bulunmuyor. Biz de aynı düstur üzere hareket etmeye mecburuz. Yine Üstadın bu “suret” kelimesi hakkında koyduğu çok önemli bir kayıt var: “sima-ı manevî”  kaydı. Ruhun haricî vücudu olduğuna göre kendine has bir “manevi siması” da vardır. Devamını Oku »

Oca 2, 2013 - Namaza Çıkan Yollar    Yorum Yok

Günah işleyen bir kişi günahına bütün varlık alemini ortak eder.

cehennem“…Ve Allah’a her an ibadet eden hücrelerini, organlarını ve duygularını isyan menzillerinde gezdirenler, büyük bir cinayet işlemiş oluyorlardı. Muhakkak, bunun cezası çok ama çok çetin olacaktı.”

Son iki cümle Yılmaz Bey’in ruhunda büyük bir sarsıntı meydana getirdi. Hissiyatını saklayamadı.

“Son ifadeleri irkilerek dinledim. Buna göre ben büyük bir sorumluluk altındayım. İçimden bir gizli ses, bu yazılanlara karşı çıkmak istiyor. Şu anda bir ikileme girdim.” dedi. Devamını Oku »

Oca 2, 2013 - Namaza Çıkan Yollar    Yorum Yok

“Namaz Kılmayan Cami”

camiYazının başlığı Yılmaz beyin çok  dikkatini çekti:

“Namaz Kılmayan Cami”

Pek bir şey anlamamıştı. Caminin namaz kılması nasıl olurdu?

Bir şey sormayı da erken buldu. Merakla dinlemeye koyuldu.

Yazı şöyle devam ediyordu:

       “İnsan tek başına ayrı bir âlem… Aklının, kalbinin, hayalinin, hafızasının, organlarının ve his dünyasının kendilerine uygun ibadetleri ve tesbihleri var.

      Aklın ibadeti, “necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?” sorularının cevabını arayıp bulmak… Kendisini ve topyekûn kâinatı Allah’ın eseri bilip onlardaki ilâhî hikmetleri tefekkür etmek. Emir ve yasaklara ciddî bir muhatap olmak… Devamını Oku »

Ara 9, 2012 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Dünyanın ıssız bir köşesinde Allah’ı duymamış bir insan sorumlu mudur? – 6. Bölüm

 

Bu sözleri uzun süren bir sessizlik takip etti. Arif Bey saatine baktı.

— Vakit hayli ilerlemiş. Hava da serinliyor. İstersen sorunun cevabını vereyim de kalkalım.

— Yoruldunuz herhalde. Sizi fazla meşgûl ettim.

— Hayır öyle düşünme. Ben bunu bir vazife telâkki ederim.

— Teşekkür ederim.

Arif Bey:

— Şunu hemen belirteyim, dedi. Bu, zannettiğin gibi, yeni bir mesele değil. Asırlar önce tartışılmış, halledilmiş, rafa kaldırılmış… Şu kadar var ki, ‘Rusya’daki işçi’ denmemiş de ‘ıssız bir dağda, cemiyet hayatından habersiz yaşayan bir adam’ denmiş… Yahut buna benzer bir başka tip üzerinde konuşulmuş.

Devamını Oku »

Sayfalar:«123