bediüzzaman | Alaaddin Başar
bediüzzaman için Arşiv"

Said Nursi’nin kendi telif ettiği eserlerini müteaddit defa okuduğunu söylemesini nasıl anlayacağız?

Bediüzzaman Said Nursi

Bediüzzaman Said Nursi

Bu eserler iman hakikatlerinin izahı ve delillerle ispatı mahiyetindedir. İmanda terakkinin, tefekkürde derinleşmenin ise sonu yoktur. Bu eserleri kendi müellifi de her okuyuşunda kalbine ve ruhuna yeni ufukların açılması, ayrı doğması mümkündür. Sadece akla hitap eden eserlerin bir kere okunası kâfi gelebilir. Unutulduklarında onlara yine müracaat edilir. İmanî, tefekkürî ve kalbî eserler böyle değildir.

Öte yandan, Üstadın kendi ifadesiyle bu eserlerin büyük çoğunluğu “sünuhat” kabilindedir; yani bir ilahi ilham ile kalbe doğmuşlardır.  İlham edilen bir manayı o ilhama mazhar olan zatın da defalarca okuması garip karşılanmamalıdır.

Nur Külliyatı Kur’anın manevi bir tefsiridir. Kuran ayetlerinin tekrarla okunmasındaki hikmet, onun bir tefsiri olan Nur Risalelerinde de kendini göstermiştir.

Ayrıca, Nurlar hem büyük bir tefekkür hazinesi hem de onun okunması, Üstadın kendi ifadesiyle, bir sadaka hükmündedir. Üstadın kendi eserlerini okuması ve ondaki hakikatleri tefekkür etmesi bu manada da değerlendirilebilir.

Üstadımızın 3 aylık bir tahsilden sonra böyle bir eseri telif etmesi zahiren normal görünmüyor. Külliyatın telifini ‘Yazdırıldı ve ihtar edildi’ gibi ifadelerle birlikte değerlendirebilir misiniz?

Sorularla Risale- i Nur Dersleri - 1

Bu sorular ve cevaplar Zafer Yayınları'ndan çıkan Sorularla Risale-i Nur Dersleri isimli kitaptan alınmıştır.

Üstadımız “alet ilimleri” denilen gramer bilgileri için bu kısa süre ile yetinmiştir. Zaten, Arapçası mükemmeldir. Bu sahada fazla vakit kaybetmeyip doğrudan yüksek ilimler (ulûm-u âliye) sahasına geçmiş ve bu sahada kimseden ders almamakla birlikte çok kitap okumuştur. Fevkalade hafızasıyla bütün okuduklarını rahatlıkla zaptetmiştir. Ayrıca, felsefe konusunda da birçok eser okuduğunu bizzat kendi ifadelerinden anlıyoruz. Şu var ki, bütün bu ilimler ancak bir hazırlıktır.

Risalelerdeki hakikatler ne medrese tahsilinde okutulan kitaplardan, ne de felsefi eserlerden alınmıştır. Onun kaynağı ancak Kur’andır ve ilâhi ilhamdır. Risalelerin ekseriyetinin sünuhat kabilinden olduğunu kendileri de ifade ederler. Üstadın ifadelerinden benim anladığım mana şu ki, risaleler bir ıztıraptan, bir ihtiyaçtan, bir kıvranma ve sızlanmadan doğmuşlardır. Şefkat ve hamiyetten kaynaklanan bu ıztıraplar  ıztırar derecesine gelmiş ve ab-ı hayat gibi marifet dersleri onun ruhuna ihsan edilmiştir. Devamını Oku »

Sayfalar:«12