besmelenin sırları | Alaaddin Başar
besmelenin sırları için Arşiv"
May 23, 2014 - Altıncı Sır    Yorum Yok

Hazine-i rahmetin pırlantası ve kapıcısı zat-ı Ahmediye (a.s.v.)’dır. Birinci anahtarı ise besmele ve en kolay anahtarı salavattır. İfadelerini nasıl anlamalıyız? Aralarındaki münasebeti izah eder misiniz?

salavat-ayet“Sen hem Onun mülküsün, hem memlûküsün.” hakikatinde olduğu gibi, burada da Allah Resulü (asm.) hem rahmet hazinesinin en değerli pırlantası ve ahsen-i takvim manasını en ileri mertebesiyle gösteren en kıymetli cevheridir, hem de o rahmet hazinesine girmek ve o lütuflara mazhar olmak isteyenlere rehberlik etmek üzere Allah’ın tayin ettiği vazifeli memurudur. Ona uğramadan o hazineye girilemez.  Devamını Oku »

May 16, 2014 - Altıncı Sır    Yorum Yok

Vesilelik var mıdır? Hakikat noktasında vesileyi nasıl anlamalıyız?

111Üstadımız “salavatı”; rahmet noktasında Resul-ü Kibriya’ya vesile, Resul-ü Kibriya’yı da rahmet noktasında Allah’a vesile yapmayı tavsiye ediyor. Vesilelik var mıdır? Hakikat noktasında vesileyi nasıl anlamalıyız?

Bu âlem, hikmet dünyasıdır. Bunun içindir ki eşyanın yaratılmasında sebepler devreye sokulmuştur. Meyve için ağaca, çocuk için izdivaca ihtiyaç vardır. Ancak, ne ağaç o meyvenin hakiki mucididir, ne de ebeveyn o çocuğun gerçek sahibi. Sebepleri yaratan kim ise sonuçları yaratan da yine O’dur. Devamını Oku »

Haz 11, 2012 - Birinci Sır    Yorum Yok

İnsanî arş’tan, ne anlamalıyız?

İnsanın mahiyeti terakkiye ve inkişafa müsaittir. Bu mahiyetin “Zerreden ta şemse kadar dereceleri vardır.” Yani,  uğraştığı saha, himmet ettiği mesele, ömrünü feda ettiği ideal itibariyle atom kadar küçük insanlar olduğu gibi, güneş kadar yüksek ve parlak insanlar da vardır. “Bazı insan bir zerrede boğulur, bazısında da dünya boğulur.” cümlesi bu farklılığı çok güzel ortaya koyar. Devamını Oku »

Haz 11, 2012 - Birinci Sır    Yorum Yok

Besmelenin sırlarındaki birinci sırda geçen üç sikke-i ehadiyet nasıl anlaşılmalıdır?

Vahid ve Ehad isimlerinin her ikisi de Allah’ın birliğini ifade ederler. Vahid ismi, Allah’ın “hepsi sonsuz ve mutlak olan sıfatlarında şeriki olmadığını” yani sonsuz ilim, kudret, irade gibi İlahi sıfatların ancak Allah’a ait olacağını ifade eder. Ehad ismi ise Allah’ın zatının birliğini, zatında şeriki olmağını ifade eder. Devamını Oku »

Sırların yirmi otuzdan, beş altıya inmesini nasıl anlamalıyız?

“Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım.” mısraında güzelce ifade edildiği gibi, kalbe gelen manalar, zevkler, hisler çoğu zaman ifade edilemez, kaleme dökülemezler. Bir seyahatimizde çok hoşumuza giden bir manzarayı dostlarımıza anlatırken “çok güzeldi, harikaydı, anlatamam mümkün değil” gibi sözlerle yetinir, kendi hissimizi ve zevkimizi karşımızdakine aynen aktaramayız. Aklî meseleler böyle değildir. Çok iyi anladığımız bir fizik konusunu muhatabımıza da aynen söyleyebilir yahut aynen kaleme alabiliriz. Metafizik sahalar ve kalbe ait zevkler böyle değildir. Kalbe doğan manalar kâleme döküldüğünde birçok incelikler ve teferruat kaybolur.

Kanaatimce besmelenin otuz kadar sırrını Üstadımız kalben zevk etmiş, ama bunların sadece beş altısını kâleme almış, yahut bunlardan sadece beş altısının muhataplarca anlaşılabileceğine kanaat getirerek yazmış diğerlerini, ya kelimeyle ifade edilemeyeceğinden yahut muhatabın kavramasının güçlüğünden terk etmiştir.

“Sönük aklıma uzaktan göründü” ifadesini nasıl anlamalıyız?

“Bu ders akıldan ziyade kalbe nazırdır, delilden ziyade zevke bakar.” cümlesi,  besmelenin sırlarının kalp ağırlıklı olduğuna ve aklın bu sahada sönük kalacağına işaret etmiş oluyor.

Bu ifadede tevazu manası da olmakla birlikte,  hakikatlerin keşfinde insanın acz, fakr ve zaafını bilerek dergah-ı İlahiyeye iltica etmesinin önemi ders verilmektedir.

Bu tarz ifade ile okuyucuya şöyle bir  ikaz da  yapılmaktadır:

“Besmelenin sırlarını okurken kalben onlara teveccüh edin, kendinizi bir derece kaptırarak zevkle okumaya çalışın. Her cümlesini denklem çözer gibi sönük aklın mizanlarınla tartmaya çalışmayın. Aksi halde, Onuncu Nota’da  ifade edildiği gibi, “O ab-ı hayat parmağı mesken ittihaz etmez.” ve o nur “sönmese de gizlenir.”