bismillah | Alaaddin Başar
bismillah için Arşiv"
Haz 11, 2012 - Üçüncü Sır    Yorum Yok

“Ey insan, eğer insan isen bismillahirrahmanirrahim de!” cümlesinde neden sadece Müslümanlara değil de bütün insanlara hitap edilmiş? Zira besmeleyi Müslümanlar söylerler.

Bu hitap hem bize hem de bütün insanlık âleminedir.

Üstadımız,  İslamiyet için “insaniyet-i Kübra” ifadesini kullanıyor. Biz mümin bir insan olarak, bütün kâinatta, yeryüzündeki bütün canlı türlerinde ve kendi ruh âlemimizdeki İlahi terbiyeleri düşünmeli, bütün bunların Allah’ın rahmetiyle geçekleştiğinin şuurunda olarak, Allah namına hareket etmeli, bütün işlerimizi Onun rızası dairesinde yapmaya çalışmalıyız. Böyle yaparsak her halimizde besmelenin manasını okumuş oluruz. Ayrıca işlerimize besmele çekerek başlamamız da bir sünnettir ve ibadettir. Devamını Oku »

Sırların yirmi otuzdan, beş altıya inmesini nasıl anlamalıyız?

“Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım.” mısraında güzelce ifade edildiği gibi, kalbe gelen manalar, zevkler, hisler çoğu zaman ifade edilemez, kaleme dökülemezler. Bir seyahatimizde çok hoşumuza giden bir manzarayı dostlarımıza anlatırken “çok güzeldi, harikaydı, anlatamam mümkün değil” gibi sözlerle yetinir, kendi hissimizi ve zevkimizi karşımızdakine aynen aktaramayız. Aklî meseleler böyle değildir. Çok iyi anladığımız bir fizik konusunu muhatabımıza da aynen söyleyebilir yahut aynen kaleme alabiliriz. Metafizik sahalar ve kalbe ait zevkler böyle değildir. Kalbe doğan manalar kâleme döküldüğünde birçok incelikler ve teferruat kaybolur.

Kanaatimce besmelenin otuz kadar sırrını Üstadımız kalben zevk etmiş, ama bunların sadece beş altısını kâleme almış, yahut bunlardan sadece beş altısının muhataplarca anlaşılabileceğine kanaat getirerek yazmış diğerlerini, ya kelimeyle ifade edilemeyeceğinden yahut muhatabın kavramasının güçlüğünden terk etmiştir.

“Sönük aklıma uzaktan göründü” ifadesini nasıl anlamalıyız?

“Bu ders akıldan ziyade kalbe nazırdır, delilden ziyade zevke bakar.” cümlesi,  besmelenin sırlarının kalp ağırlıklı olduğuna ve aklın bu sahada sönük kalacağına işaret etmiş oluyor.

Bu ifadede tevazu manası da olmakla birlikte,  hakikatlerin keşfinde insanın acz, fakr ve zaafını bilerek dergah-ı İlahiyeye iltica etmesinin önemi ders verilmektedir.

Bu tarz ifade ile okuyucuya şöyle bir  ikaz da  yapılmaktadır:

“Besmelenin sırlarını okurken kalben onlara teveccüh edin, kendinizi bir derece kaptırarak zevkle okumaya çalışın. Her cümlesini denklem çözer gibi sönük aklın mizanlarınla tartmaya çalışmayın. Aksi halde, Onuncu Nota’da  ifade edildiği gibi, “O ab-ı hayat parmağı mesken ittihaz etmez.” ve o nur “sönmese de gizlenir.”

Besmelenin nurları sadece rahmet açısından mı görülebilir?

Bilindiği gibi Allah ismi Cenab-ı Hakk’ın zâtına bir unvandır ve bütün sıfatları ve isimleri birlikte ifade etmektedir. Allah isminden sonra rahmet ifade eden iki ismin gelmesiyle, rahmete dikkatimiz çekilmiş oluyor. Bu iki isim yerine “Kahhar, Cebbar” gibi iki tane celalî isim, yahut Aziz ve Ğaffar gibi bir celalî bir de cemalî isim gelebilirdi. Bin bir isim içinde rahmet ifade eden bu iki ismin seçilmesi, “Rahmetim gazabımı geçti.” hadis-i kutsîsini de hatıra getiriyor. Üstadımız da bu ayetin tefsirinde “rahmet” üzerinde daha fazla durmayı tercih etmiş oluyor. Daha doğrusu, “uzaktan göründü” ifadesiyle, rahmet manasının onun kabinde ve aklında öncelikle kendini gösterdiğini ifade etmiş oluyor.

Yoksa, Allah ismi bütün isimlere delalet ettiği için, bu ayette sadece rahmet ifade eden bu iki isme değil, bütün esmaya ve o esmanın  bütün nurlarına da delalet vardır.

Şub 19, 2012 - Birinci Söz    Yorum Yok

Sahib-i Kâinatın ismini alan kimselerin, “her hadisatın karşısında titremeden kurtulması” her zaman olmuyor. Yani besmeleyle başladığımız işler ve faaliyetler, bazen sıkıntı ve meşakkat verebiliyor. O halde kâinat sahibinin ismini almayı nasıl anlayacağız?

besmele

Besmele

Besmeleyle başlanan bir işin mutlaka başarıyla sonuçlanacağı şeklinde bir hüküm vermek yanlış olur. Ama mutlaka hayırla sonuçlanacağı rahatlıkla söylenebilir. Üstadın “Esbaba teşebbüs bir dua-ı fiilîdir.” sözünü hatırlayalım. İnsan başarı için gerekli sebepleri yerine getirdiğinde kendine düşen görevi yapmış olur. Neticeyi yaratmak Allah’ın hikmetine bağlıdır. Bir işe besmele ile başlayan kişi, başarının Allah’tan olduğunun, “her hayrın Onun elinde” bulunduğunun şuuru içinde, kendine düşen görevleri eksiksiz yerine getirir ve neticeye karışmaz. İşin şöyle veya böyle sonuçlanması onun kalbini fazla meşgul etmez, “hadisatın karşısında titremeden kurtulma” ancak böylece gerçekleşir  Devamını Oku »

Şub 19, 2012 - Birinci Söz    Yorum Yok

Birinci Söze “Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız” denilerek başlanıyor ve bu konuda yapılan güzel ve doyurucu açıklamalara Lem’alardan da on sayfa kadar açıklama ekleniyor. Besmele üzerinde bu kadar önemle durulmasının hikmeti nedir?

Risale-i Nur Külliyatı

Risale-i Nur Külliyatı

Önce şunu ifade edelim: “Bismillah her işin başıdır.” denmeyip de “her hayrın başıdır” denilmesinde ince bir mesaj vardır. Demek ki, hayır olmayan şeylere başlarken besmele çekilemez. Mesela, bir hırsız yaptığı soyguna besmele ile başlayamaz. O halde, insan öyle işler yapmalıdır ki onlara besmele ile başlayabilsin. Bunlar da ancak hayırlı işlerdir. Devamını Oku »