esma-ül hüsna | Alaaddin Başar
esma-ül hüsna için Arşiv"
Oca 31, 2013 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Allah, hidayeti dilediğine verir.

El-Hadi

Arif Bey gençleri candan ve çok samimi bir şekilde karşıladı ve misafir odasına aldı:

— Bu ev sizin, dedi. Ben yaşça ağabeyiniz sayılırım, ama konuşmalarımızın, daha çok, bir arkadaş havası içinde geçmesini isterim, diye ekledi. Ama önce bir şeyler yiyelim.

Gençler kahvaltı yaptıklarını söylediler.

— Öyleyse bir şeyler içelim. Çayım hazır. Size kahve yahut meyve suyu da ikram edebilirim, dedi.

Gençler çayı tercih ettiler.

Arif Bey, mutfağa gitti. Muratla Çetin odayı hayretle seyrediyorlardı. Kendilerini bir evde değil, büyük bir kütüphanede hissetmişlerdi. Burası ne oturma odasına benziyordu, ne de misafir odasına.

Murat, hissiyatını, “Arif Bey çok değişik bir insan,” sözleriyle dile getirdi.

Çay faslından sonra, Çetin konuya giriş yaptı.:… Devamını Oku »

Oca 29, 2013 - Esma-ül Hüsna    Yorum Yok

EL-ĞAFFAR

15-EL-ĞAFFAR“Mağfireti, bağışlaması pek çok olan.”

“Kullarının günahlarını affetmekle örten.” Taberî

“Tekrar tekrar affeden.” (Gazâlî)

“Rabbinizden mağfiret isteyin; çünkü gerçekten O, çok bağışlayandır.” (Nuh, 71/10)

Günahlarına aldırış etmeksizin, Cennete gireceğinden emin bir halde yaşamak, büyük bir gaflet olduğu gibi, isyanlarına bakarak ‘ben artık mağfiret olunmam’ demek de büyük bir hatadır.

Birinci hal Allah’ın gazabından emin olmak, ikincisi ise rahmetinden ümit kesmekle yeise düşmektir.

İşte Ğaffar ismi, insanı yeisten kurtaran en büyük bir ümit kaynağıdır.

İmam Gazâlî Hazretleri, Ğaffar isminin ‘kötüyü, çirkini örten’ mânâsına geldiğini zikrettikten sonra, önemli bir noktaya dikkatimizi çeker:… Devamını Oku »

Oca 12, 2013 - Esma-ül Hüsna    Yorum Yok

EL-MUSAVVİR

14-EL-MUSAVVİR“Tasvir eden; her şeye bir suret ve şekil veren.”

“Her şekli diğerinden farklı kılan.”

“Mahlukatını istediği sıfat ve seçtiği surette yaratan.”

“O Allah ki, Hâlık’tır, Bâri’dir, Musavvir’dir. En güzel isimler O’nundur.” (Haşr, 59/24)

Varlık âlemini seyrettiğimizde ilk önce suretler âlemi gözümüze çarpar. Bütün bu suretler, mahiyetlere göre şekil almışlardır.

Nur Külliyatı’nda geçen, ‘sima-yı istidadiye-i hususiye’  ve  ‘sima-yı vechiye-i şahsiye’ ifadelerinden anlaşıldığı üzere, suretler maddî ve manevî olmak üzere ikiye ayrılırlar. Her ruhun taşıdığı sıfatlar, kabiliyetler, istidatlar ile kendisini başkalarından farklı kılan bir manevî siması vardır. Tıpkı, her yüzün başka yüzlerden ayrı bir şekle sahip olması gibi.  Devamını Oku »

Ara 19, 2012 - Esma-ül Hüsna    2 Yorum

EL-HÂLIK / EL-BÂRİ

12-EL-HALIK

Hâlık: “Eşyayı bir takdir ve ölçü ile yaratan; yoktan var eden.”

Bâri’: “Eşyayı muhtelif şekiller ve suretlerle birbirinden
mümtaz surette yaratan.”

“Her varlığı, bir misali olmaksızın var eden.”

“O Allah ki, Hâlık’tır, Bâri’dir, Musavvir’dir. En güzel isimler O’nundur.” (Haşr, 59/24)

Bütün varlık âlemi bu iki ismin tecellileriyle doludur. Bir vişne çekirdeğinde vişne ağacının, kiraz çekirdeğinde de kiraz ağacının planını yerleştirmek bir takdir işidir, bir ilim eseridir ve o çekirdeklerin böylece yaratılmış olmaları Hâlık ismini gösterir.

Bu çekirdekler, ağaç haline geldiklerinde ve meyve verdiklerinde birbirlerinden daha net biçimde ayrılırlar. İşte bu ayrılık, bu farklılaşma, bu imtiyaz Bâri’ ismini ilan eder.

Aynı türün fertleri arasında da bir imtiyaz sözkonusudur. Devamını Oku »

Ara 15, 2012 - Esma-ül Hüsna    Yorum Yok

EL-MÜTEKEBBİR

11-EL-MÜTEKEBBİR

“Büyüklüğünü her şeyde ve her hadisede gösteren.”

“Kibriya ve azamet kendisine mahsus olan.”

Her şey, nezdinde hakir bulunan.” (Gazâlî)

“O …Azîz’dir, Cebbâr’dır, Mütekebbir’dir.”( Haşr, 59/23)

Büyüklüğünü göstermekle, ‘büyüklenmek’ farklı şeylerdir. Sonsuz derecede aciz ve fakir olan insanoğlunun, büyüklenmeye kalkışması, onun hakkında kötü bir sıfat olur.

Allah, insanların anladığı mânâda büyüklenmekten münezzehtir. Zira, Kebîr, Azîm ve Aliyy ancak O’dur. Bütün varlıklarda görülen büyüklükler O’nun büyütmesiyle, yücelikler O’nun yüceltmesiyledir. O halde Mütekebbir ismini, Allah’ın büyüklüğünü ilan etmesi şeklinde anlamalı ve O’nun büyüklüğü karşısında herkesin ve her şeyin zelil, hakir, fakir ve muhtaç olduğunu bilmeliyiz.

Ahirette, bu hakikat bütün berraklığıyla görülecektir. Ama, önemli olan, bu gerçeği şu dünyada yakalamaktır.

Mütekebbir isminin bir tezahürünü Kur’ân-ı Kerîm şöyle haber veriyor.

“O gün onlar (kabirlerinden) fırlayıp çıkarlar. Allah’a karşı hiçbir şeyleri gizli değildir. (Buyrulur ki:) ‘Bu gün mülk kimindir?’ (Şöyle cevap verilir:) “Tek ve Kahhâr olan Allah’ındır.” ( Mü’min, 40/16) Devamını Oku »

Eki 29, 2012 - Esma-ül Hüsna    1 Yorum

El-CEBBAR

10-EL-CEBBAR“Mahlukatı, iradesine uymaya mecbur eden.”
“Dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan.”
“Yaratıkların noksanlarını düzelten, işlerini ıslah eden.”
“O, …Azîz’dir, Cebbâr’dır, Mütekebbir’dir.”(Haşr, 59/23)

Cebir, ‘seçme hakkından mahrum bırakma’ demektir ve iradenin zıddıdır.

Bu kâinat ve içindeki mahlukat, yokluktan varlığa kendi iradeleriyle değil, bir cebir ile sevk edilmişlerdir. Devamını Oku »

Mar 25, 2012 - Esma-ül Hüsna    Yorum Yok

El-Mümin

 

El-Mumin

El-Mumin

“Kendisine sığınanları emin kılan.”

“Emniyet verici.”

“Kullarını iman şerefiyle şereflendiren.”

“Peygamberlerini doğrulayıp tasdik eden.”

“O, …Selâm’dır, Mü’min’dir, Müheymin’dir.” 
(Haşr,  59/23)
Devamını Oku »

Mar 25, 2012 - Esma-ül Hüsna    Yorum Yok

Es-Selam

Es-Selam

Es-Selam

“Zâtı kusurdan, sıfatları noksanlıktan ve fiilleri şerden sâlim olan.”(İmam Gazâlî)

“Mahlukatını her türlü tehlikelerden selâmete erdiren.”

“Cennetteki kullarına selâm eden.”

“O Allah ki, O’ndan başka ilâh yoktur. Melik’tir; Kuddûs’tur; Selâm’dır…” (Haşr, 59/23) Devamını Oku »

Oca 29, 2012 - Esma-ül Hüsna    Yorum Yok

El-Kuddûs

El-Kuddüs

El-Kuddüs

“Zâtında, sıfatında, fiillerinde, isimlerinde, hükümlerinde her türlü lekeden, eksiklikten çok uzak, pek temiz.”

“Her şaibeden münezzeh, çok temiz ve pak olan.”

“Göklerdekiler ve yerdekiler, Melîk, Kuddûs, Azîz ve Hakîm olan Allah’ı tesbih ederler.” (Cum’a sûresi, 62/1) Devamını Oku »

Oca 14, 2012 - Esma-ül Hüsna    Yorum Yok

El-Melik

El-Melik

El-Melik

“Bütün varlıkların sahibi, tek hükümdarı.”

“Bütün âlemlerin mutlak ve tek sultanı.”

“De ki: İnsanların Rabbine sığınırım; insanların melikine,
insanların (gerçek) ilâhına…”
( Nâs sûresi, 14/1-3)

Nur Külliyatı’nda bir terkip geçer: Saltanat-ı Rububiyet. Bu ifade bize, bütün âlemlerde her ne varsa hepsinin ilâhî terbiyeden geçtiğini ders verir. İşte bu terbiye, bir ‘rububiyet saltanatı’dır. Devamını Oku »

Sayfalar:«123»