iman | Alaaddin Başar
iman için Arşiv"

Yakîn

mumin“Şüphesiz, sağlam ve kat’i olarak bilmek”

“Birşeyi gerçeğe uygun olarak şüphesiz bilmek.”

Yakîn: Lügat mânâsıyla tereddütsüz, şüphesiz ilim. Daha geniş ve daha güzel, bir başka tarif: “Birşeyi vakıa mutabık olarak itikad-ı sahih üzere şüphesiz bilmek.”

Bu tarifte, yakînin iki önemli mânâsı karşımıza çıkıyor. Birisi, bir şeyi gerçekte nasılsa öyle bilmek. Buna, “vakıa mutabakat” deniliyor. Diğeri itikad-ı sahih, yâni bu inançta zerrece şüphe etmemek. Devamını Oku »

Oca 10, 2012 - Zerre    Yorum Yok

Zerre, Birinci İ’lem: “Cenab-ı Hakk’a nâzır ve ona vâsıl olan yollar, kapılar…”

Risale-i Nur'dan Mesnevi-i Nuriye Dersleri

Bu yazı Zafer Yayınlarından çıkan, Risale-i Nur'dan Mesnevi-i Nuriye Dersleri isimli kitaptan alınmıştır.

İ’lem Eyyühel-Aziz! Cenab-ı Hakk’a nâzır ve ona vâsıl olan yollar, kapılar; âlemin tabakaları, sahifeleri, mürekkebatı nisbetinde bir yekûn teşkil etmektedir. Âdi bir yol kapandığı zaman, bütün yolların kapanmış olduğunu tevehhüm etmek, cehaletin en büyük bir şahididir. Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.

Açıklama:

Cenab-ı Hakk mekândan münezzeh olduğundan Ona vasıl olmayı “rızasına erme” ve “kalbin kâmil imanla Onu tanıması” şeklinde anlamamız gerekir.

Bir menzile vasıl olmanın ilk şartı, oraya doğru yola çıkmaktır. Allah’a vasıl olmak da imanla başlar.

İman bir intisaptır.  Padişaha vasıl olmanın ilk şartı ona intisap etmektir. Yani, onu sultan olarak tanımak ve onun riayeti olmak. Devamını Oku »

Gayb

Gayba İman“Gayb: Gizli olan, görünmeyen”

Gayba iman

Kur’an-ı Kerim muttakilerden, yâni takva sahibi müminlerden bahsederken onların en büyük özelliği olarak “gayba imanlarını” gösterir. “O muttakiler ki gayba iman ederler” mealindeki âyet-i kerimeyi tefsir eden büyük âlimlerimiz, gayba imana iki şekilde mânâ verirler. Birincisi, “onlar gayba iman ederler; yâni görmedikleri halde, aklen ve naklen istidlâlde bulunarak, yâni delillere dayanarak iman ederler.” Diğeri ise, “onlar gıyaben dahi iman ederler; yâni münafıklar gibi sadece müminler arasında değil, gıyaben de Allah’a ve Resulüne (a.s.m.) iman ederler.”

Gayb iki ayrı mânâya gelir: Birincisi, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz, yalnız Cenâb-ı Hakk’ın malûmu olan haller, hâdiseler, âlemlerdir ki, bunlar imana konu değildirler. İman bu gayb için değil, Kur’an-ı Azîmüşşan’ın haber verdiği ve Peygamber-i Zîşanın (a.s.m.) izah ettiği ve varlığına aklın birtakım deliller getirebildiği gayb için söz konusudur. Devamını Oku »

Sayfalar:«12