inkar | Alaaddin Başar
inkar için Arşiv"
Haz 9, 2014 - Zerre    Yorum Yok

Gizli Şirk

İ’lem Eyyühel-Aziz! Enaniyetten neş’et eden şirk-i hafî katılaştığı zaman, esbab şirkine inkılab eder. Bu da devam ederse, küfre tahavvül eder. Bu dahi devam ederse, ta’tile yani hâlıksızlığa incirar eder. El’iyazübillah!..

 

Açıklama:

Şirk-i hafi, yani gizli şirk genellikle riya için kullanılıyor. Yani, bir işte Hakk’ın rızası yerine halkın beğenmesi gaye edinilirse,  rızanın yerini riya almış olur, bir nevi gizli şirke girilir. Bunun yanında, sebeplere olduğundan fazla önem vermek de şirk-i hafiye girer. Bu sebeplerden birisi ve en önemlisi insandır. İnsan,  bir hayra sebep olduğunda,  bunu Allah’ın izniyle, yardımıyla, O’nun yarattığı bedeni kullanarak, O’nun verdiği aklı istimal ederek yaptığını unutursa, o hayırlı sonucu kendi kuvvetine, ilmine ve maharetine vererek, kendini medih yolunu tutar ve şirk-i hafi tehlikesiyle karşı karşıya kalır… Devamını Oku »

Şub 25, 2013 - Bir Kader Sohbeti    Yorum Yok

Zulüm, inkâr ve fısk

kafirArif Bey, elindeki fişleri karıştırmaya başladı. Buyurun işte birisi diye bir fiş uzattı Murata. Murat âyet meâlini ağır ağır okumaya başladı:

“Allah, zalimler topluluğunu hidayete eriştirmez,”   (Bakara Sûresi, 258)

 

İşte iki âyet-i kerime daha, diyerek fişleri masaya koydu. Âyet meâlleri şöyleydi:

“Allah, kâfirler topluluğunu hidayete eriştirmez.”  (Bakara Sûresi,264)

“Allah, fasıklar topluluğunu hidayete eriştirmez.”  (Tövbe Sûresi, 24)

Bu üç âyet-i kerimeden, kalpte dalâlet yaratılmasının üç sebebini öğrenmiş bulunuyoruz: Zulüm, inkâr ve fısk.  Devamını Oku »

Haz 11, 2012 - Üçüncü Sır    Yorum Yok

“Rahmetin vücudu güneş kadar aşikar” olduğu halde, ekser insanların bundan gafil olmaları nedendir?

“Nimetten in’ama geçsen Mün’imi bulursun.” cümlesi sorunun cevabında hareket noktamız olabilir. İnsanoğlu akıl sayesinde kendisinin hizmetine verilen her şeyin faydalarını, hikmetlerini bilebiliyor. Bu noktada hayvandan ayrılıyor. Mesela, hayvan da nefes alır, ama havayı tanımaz, “ciğer nedir, kan  nedir, kanın kirlenmesi ve temizlenmesi nedir” bilmez. İnsan ise aklı sayesinde bütün bunları bilir. Ancak bu noktada kalır da bir adım ötesine geçmezse, yani havanın kendisi için bir nimet olduğunu, bu nimetin kendi kendine var olmadığını ve bu özelliklerle tesadüfen donatılmadığını düşünmezse Mün’imi yani o nimeti ihsan eden Rabbini bulamaz. Devamını Oku »

Oca 10, 2012 - Zerre    Yorum Yok

Zerre, Birinci İ’lem: “Cenab-ı Hakk’a nâzır ve ona vâsıl olan yollar, kapılar…”

Risale-i Nur'dan Mesnevi-i Nuriye Dersleri

Bu yazı Zafer Yayınlarından çıkan, Risale-i Nur'dan Mesnevi-i Nuriye Dersleri isimli kitaptan alınmıştır.

İ’lem Eyyühel-Aziz! Cenab-ı Hakk’a nâzır ve ona vâsıl olan yollar, kapılar; âlemin tabakaları, sahifeleri, mürekkebatı nisbetinde bir yekûn teşkil etmektedir. Âdi bir yol kapandığı zaman, bütün yolların kapanmış olduğunu tevehhüm etmek, cehaletin en büyük bir şahididir. Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.

Açıklama:

Cenab-ı Hakk mekândan münezzeh olduğundan Ona vasıl olmayı “rızasına erme” ve “kalbin kâmil imanla Onu tanıması” şeklinde anlamamız gerekir.

Bir menzile vasıl olmanın ilk şartı, oraya doğru yola çıkmaktır. Allah’a vasıl olmak da imanla başlar.

İman bir intisaptır.  Padişaha vasıl olmanın ilk şartı ona intisap etmektir. Yani, onu sultan olarak tanımak ve onun riayeti olmak. Devamını Oku »