Biz ölmemeyi istiyor ve ona razı oluyoruz. Bizi razı etmek için ölüm kanunu kalksa, işte o zaman ölümün ne kadar büyük bir rahmet olduğunu çok iyi anlarız. “Meselâ, sana ıztırap veren pek ihtiyar olmuş peder ve validenle beraber, ceddin cedleri, sefalet-i halleriyle senin önünde şimdi…
Yazar: yusuf
Bize bırakılsaydı…
İnsan çoğu zaman olayları aklıyla değil hissiyle değerlendiriyor. Yani, hikmeti değil, hevesinin tatminini esas alıyor ve yanılıyor. Mesalâ, biz her zaman lambaları küçük, odaları büyük görmüşüz. Böyle bir ortamda yaşamışız, hislerimiz bu yönde gelişmiş. Şimdi, güneş sisteminin tanzimi bize bırakılsaydı, güneşi küçük dünyayı büyük olarak…
Nefsi Gemlemek
Kemal; noksanlığın zıddıdır. İmansızlık en büyük bir noksanlık iman ve marifet ise en büyük bir kemaldir. Bilgisizlik bir noksanlık ve kusur, ilim ise bir kemaldir. Aynı şekilde, kibir noksanlıktır, tevazu “kemal”, hayasızlık noksanlıktır, edep ve haya “kemal”; zulüm noksanlıktır adalet “kemal”.
El-Kuddûs
“Zâtında, sıfatında, fiillerinde, isimlerinde, hükümlerinde her türlü lekeden, eksiklikten çok uzak, pek temiz.” “Her şaibeden münezzeh, çok temiz ve pak olan.” “Göklerdekiler ve yerdekiler, Melîk, Kuddûs, Azîz ve Hakîm olan Allah’ı tesbih ederler.” (Cum’a sûresi, 62/1)
Yakîn
“Şüphesiz, sağlam ve kat’i olarak bilmek” “Birşeyi gerçeğe uygun olarak şüphesiz bilmek.” Yakîn: Lügat mânâsıyla tereddütsüz, şüphesiz ilim. Daha geniş ve daha güzel, bir başka tarif: “Birşeyi vakıa mutabık olarak itikad-ı sahih üzere şüphesiz bilmek.” Bu tarifte, yakînin iki önemli mânâsı karşımıza çıkıyor. Birisi, bir…
Nur cemaati şahs-ı manevi merkezli, lider ihtiyacı olmayan bir cemaattir. Bediüzzaman hazretleri de kendisinden sonra kimseyi halife yahut vekil bırakmamıştır. Bu tarz ise mazinin geleneksel hizmet biçimine uymuyor. Bunun sebeplerini izah edebilir misiniz?
Üstadımız bir çok mektuplarında ısrarla “Zaman cemaat zamanıdır.” buyuruyor. Bu ifade geneldir. Yani bu zamanda, sadece İslam’a hizmet için değil, her konuda başarılı olmanın yolu cemaatle çalışmaktan, fertleri değil sahs-ı maneviyi nazara vermekten geçer. Ticaret âleminde “marka isimler” vardır. Bunlar birer şahs-ı maneviyi temsil ederler….
‘Risale-i Nur Külliyatını bir sene anlayarak ve kabul ederek okuyan, zamanın hakikatli bir alimi olur’ cümlesinden ne anlamalıyız?
Üstadımızın bu konuya ışık tutacak iki ifadesini aynen aktarıyorum: “ Çok emarelerle anlamışız ki: Bu ulûm-u imaniyedeki fetva vazifesiyle tavzif edilmişiz.” Mektubat “Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatlı bir alimi olabilir.” Lem’alar “Mühim ve hakikatli …
Zerre’den: Herşeyin bâtını zâhirinden daha âlî, daha kâmil, daha latif, daha güzel, daha müzeyyen olduğu gibi…
İ’lem Eyyühel-Aziz! Herşeyin bâtını zâhirinden daha âlî, daha kâmil, daha latif, daha güzel, daha müzeyyen olduğu gibi; hayatça daha kavî, şuurca daha tamdır. Ve zâhirde görünen hayat, şuur, kemal ve saire ancak bâtından zâhire süzülen zaîf bir tereşşuhtur. Yoksa bâtın camid, meyyit olup da ilim…
Ağaç Fabrikası
Bir ağaca bakalım. Ağacın içinde bir tezgâh çalışıyor. Orada manevî bir fabrika var. Ağacı kestiğimizde böyle bir fabrikaya rastlamıyoruz, ama o ağacın dallarından asılan meyveler “biz bu fabrikanın mahsulleriyiz” diyorlar. İşte ağacın maddesi olan odundan öte, onda bir manevi fabrika faaliyet gösteriyor. Bu odun maddesi…
Beden ruhun hanesidir…
Üstat hazretleri beden ruhun hanesidir buyurur. O hanede vazife gören ruh haneden daha mükemmeldir. Zira, efendi odur, beden onun hizmetine verilmiştir. Padişah, saraya göre değil, saray padişaha göre şekillenir. Ruh bedenden daha kâmil, daha latif, daha güzeldir. Nitekim, bedendeki güzellikler bir bakıma ondan gelmektedir; yani…