Nereden çıktı bu musibet?

Vakit hayli ilerlemişti. Murat, artık yeni bir soru sormayacaktı. Fakat, merak ettiği bir konu vardı. Onu sormadan edemezdi. Biraz sonra terk edeceklerdi bu evi. Arif Beyle artık kim bilir ne zaman görüşeceklerdi. Ondan kader konusunda faydalanabileceği eserleri sorması gerekirdi. Adam bir hayli yorulmuş olmalıydı. Ağır…

Hayır da şer de Allah’tandır

Arif Bey, yerinden kalktı: — İsterseniz bu faslı kapayalım, dedi. Yeni bir konuya geçmeden, size biraz kuru yemiş ikram etmek isterim. Sanırım kahvaltı yapalı dört beş saat geçti. Yanında çay da iyi gider. Ama diye ekledi: — İsteyene meşrubat da getirebilirim. Gençlerin, “zahmet olur, teşekkür…

Güzel gören güzel düşünür.

Eser Nur Külliyatından Mektûbat idi ve Arif Beyin işaret ettiği sayfada şunlar yazılıydı: “Evet mevcudatın hiçbir cihette Vâcib-ül Vücud’a karşı hakları yoktur ve hak dava edemezler; belki hakları, daima şükür ve hamd ile, verdiği vücud mertebelerinin hakkını eda etmektir. Çünki verilen bütün vücud mertebeleri vukuattır,…

Her musibetin altında Allah’ın nice rahmet cilveleri vardır.

Arif Bey, çenesini iki avuç arasına alarak bir süre bekledi: — Gündüz bizzat güzeldir, gecenin de kendine göre ayrı bir güzelliği vardır. Biri uyanıklığı diğeri uyumayı andırır. İkisine de ihtiyacımız olduğu açık değil mi? Öte yandan, sıhhat bizzat güzeldir, hastalık ise neticesi itibariyle güzel. İnsanın muhatap…

Kaderin her şeyi güzeldir, hayırdır…

Arif Bey gençlerin hayret dolu bakışları altında şöyle sürdürdü konuşmasını: — Bir örnek daha vereyim, dedi. Evimizdeki eşyadan her birini bir başka mağazadan satın almışızdır. Çünkü, bunların her biri ayrı bir sanayi dalının ürünü. Koltuk, avize, halı, bilgisayar, buzdolabı… Bunların arkalarında ayrı fabrikalar, farklı tezgâhlar…

Kafir, iradesini kullanarak kafir olmuştur

“Günah işlendiği zaman kalpte bir kara leke hasıl olur. Eğer sahibi pişman olur, tevbe ve istiğfar ederse, kalp yine parlar.” Şirk ise en büyük günah: “Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını (sair günahları) dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa Sûresi,48) Bu hadis-i şeriften ve…

Zulüm, inkâr ve fısk

Arif Bey, elindeki fişleri karıştırmaya başladı. Buyurun işte birisi diye bir fiş uzattı Murata. Murat âyet meâlini ağır ağır okumaya başladı: “Allah, zalimler topluluğunu hidayete eriştirmez,”   (Bakara Sûresi, 258)   İşte iki âyet-i kerime daha, diyerek fişleri masaya koydu. Âyet meâlleri şöyleydi: “Allah, kâfirler…

Allah, kâfirler topluluğunu hidayete eriştirmez

Murat, konuşulanları emer gibi dinliyordu. Bir harf olsun kaçırmadığı belliydi. Devam etti Arif Bey: — Bildiğiniz gibi, Allah’ın bir ismi de Hâdi, yani hidayet edici, hidayete erdirici. Rızıklara toprağı, ışığa güneşi, meyveye ağacı ve çocuğa ebeveyni vesile kılan Allah, hidayete de, peygamberleri, mürşitleri, âlimleri sebep…

Allah, hidayeti dilediğine verir.

Arif Bey gençleri candan ve çok samimi bir şekilde karşıladı ve misafir odasına aldı: — Bu ev sizin, dedi. Ben yaşça ağabeyiniz sayılırım, ama konuşmalarımızın, daha çok, bir arkadaş havası içinde geçmesini isterim, diye ekledi. Ama önce bir şeyler yiyelim. Gençler kahvaltı yaptıklarını söylediler. —…