Hiç düşündük mü?

Bugün dünyaya gelen, meselâ, ikiyüzbin çocuk varsa, bir o kadar çocuk da doğumlarına bir gün kalmış vaziyette rahimlerde bekleşmede… Bir başka grubun doğumuna üçgün, diğerlerinin bir hafta, bir kısmının bir ay, daha başkasının beş ay ve nihayet bugün rahimlere düşenlerin ise tam dokuz ayları var….

Bir harf katibini bildirir…

Bir kitaptaki herhangi bir harf de kendine göre bir varlığa sahiptir, kâtibini kendi ölçüsünde bildirir, tanıttırır. Ama o harf, kitapta vazife almakla ayrı bir kemâle ermiş, ayrı bir kıymet kazanmıştır. Kitaptaki onbinlerce kelime kesreti ifade eder, ama onlar artık bir tek isimle yâd edilmeye başlanmışlardır:Kitap…

Hesaba çekileceğiz…

Rakîb;  “murakabe eden, denetleyen, kontrol eden” gibi manalara geliyor. Bu kelimenin geniş bir kullanım alanı olmakla birlikte, daha çok, mali denetimleri hatırlatıyor. İnsana takılan o paha biçilmez istidat ve ona verilen ömür sermayesi de denetimden nasiplerini alacaklar.  Allah’ın bir ismi de Rakîb, yani murakabe eden….

Kabiliyetleri açısından insan…

İnsanda öyle bir istidat var ki, her konuda insanın önünü açıyor; “çalışırsan bu sonucu da elde edebilirsin,” mesajını veriyor. Dünyadaki meslekleri saymakla bitiremeyiz, bunların hepsini icra edenler insan. Demek ki, insan mühendis de olabiliyor, doktor da; fizikçi de olabiliyor kimyacı da. Edebiyatçı da olabiliyor sanatkâr…

Hikmet ve İnsan…

Hikmet bir manadır; fayda, gaye demektir, abesin yani gereksizliğin, yersizliğin zıddıdır. İnsana bu gözle baktığımızda, saçından tırnağına kadar  her şeyiyle  hikmeti gösterir.  Saça ihtiyacımız vardır ve biz ondan fayda görürüz. Alnımızın saçsız olması da hikmettir, kaşlarımızın varlığı hikmettir, kirpiklerimizde hikmeti daha açık seyrederiz. Onlar siyah…

Ortası yok…

Malum ya, sermaye ne kadar çok olursa kâr da zarar da o nispette büyük olur. İnsanın istidat sermayesi cinlerinkinden çok ileri derecededir. Bu sermayenin yerinde kullanılmasıyla, cinlerin erişemeyeceği mertebelere çıkıldığı gibi, yanlış kullanılmasıyla da onların yapamayacakları kadar büyük şerler işlenir. Onun için Üstat hazretleri böyle…

Eşitlikle adalet aynı şey mi?

Çoğu insan, eşitlikle adaleti karıştırıyor, çokları adaletle eşitliği bir sayıyor, bunları birbirine karıştırıyor. Halbuki, mutlak eşitlik, yâni, her şeyin her yönden aynı olması, adalete zıt!.. Önce insanların icraatlarından bir iki misal vereyim: Bir şâir, kasidesinde her harfi kelimenin tamamını dikkate alarak yazar. Her kelimeyi, o…

Benzerlikler, Farklılıklar…

İki zıt hüküm: “Bütün insanlar birbirine benzerler.” ve “Hiçbir insan diğerine benzemez.” Bunların ikisi de doğrudur. Birincisi tevafuk cihetiyle, ikincisi tehalüf cihetiyledir. Tevafuk ciheti, hepimizin simasının aynı şekilde olması, gözümüzün, burnumuzun, kulaklarımızın diğer insanlarla aynı özellikleri taşımalarıdır. Tehalüf ciheti ise, yapılış düzeni aynı olan bu…

Ya Ölüm Olmasaydı… ?

Biz ölmemeyi istiyor ve ona razı oluyoruz. Bizi razı etmek için ölüm kanunu kalksa, işte o zaman ölümün ne kadar büyük bir rahmet olduğunu çok iyi anlarız. “Meselâ, sana ıztırap veren pek ihtiyar olmuş peder ve validenle beraber, ceddin cedleri, sefalet-i halleriyle senin önünde şimdi…

Bize bırakılsaydı…

İnsan çoğu zaman olayları aklıyla değil hissiyle değerlendiriyor. Yani, hikmeti değil, hevesinin tatminini esas alıyor ve yanılıyor. Mesalâ, biz her zaman lambaları küçük, odaları büyük görmüşüz. Böyle bir ortamda yaşamışız, hislerimiz bu yönde gelişmiş. Şimdi, güneş sisteminin tanzimi bize bırakılsaydı, güneşi küçük  dünyayı büyük olarak…