Hazine-i rahmetin pırlantası ve kapıcısı zat-ı Ahmediye (a.s.v.)’dır. Birinci anahtarı ise besmele ve en kolay anahtarı salavattır. İfadelerini nasıl anlamalıyız? Aralarındaki münasebeti izah eder misiniz?

“Sen hem Onun mülküsün, hem memlûküsün.” hakikatinde olduğu gibi, burada da Allah Resulü (asm.) hem rahmet hazinesinin en değerli pırlantası ve ahsen-i takvim manasını en ileri mertebesiyle gösteren en kıymetli cevheridir, hem de o rahmet hazinesine girmek ve o lütuflara mazhar olmak isteyenlere rehberlik etmek…

Vesilelik var mıdır? Hakikat noktasında vesileyi nasıl anlamalıyız?

Üstadımız “salavatı”; rahmet noktasında Resul-ü Kibriya’ya vesile, Resul-ü Kibriya’yı da rahmet noktasında Allah’a vesile yapmayı tavsiye ediyor. Vesilelik var mıdır? Hakikat noktasında vesileyi nasıl anlamalıyız? Bu âlem, hikmet dünyasıdır. Bunun içindir ki eşyanın yaratılmasında sebepler devreye sokulmuştur. Meyve için ağaca, çocuk için izdivaca ihtiyaç vardır….

Mahlukat ve âlem niçin yaratılmıştır?

Bütün mahlukat ve mevcudatın vücudu, Cenab-ı Hakkın vücuduna nispeten zayıf bir gölge olduğuna ve Cenab-ı Hakkın hiçbir cihetle kâinata ve mevcudata ihtiyacı olmadığına göre, mahlukat ve âlem niçin yaratılmıştır?   Önce şunu ifade edelim: Bu sorunun cevabı On birinci Sözün tamamıdır. Bir önceki soruda da…

Cenab-ı Hakkın istiğna-i zatisinin, hadsiz acz ve nihayetsiz fakr içinde yuvarlanan biçare insan ile alakası nedir?

Cenab-ı Hakk, Ğaniyy-i Mutlak’tır, istiğna-i zatisi vardır. Yani, mahlukatın varlığı ile yokluğu, insanların inanmaları ile inanmamaları, ibadet etmeleriyle etmemeleri onun zatı için eşittir, müsavidir. İnsanların inanmalarıyla onun zatının kemalinde bir artma olmayacağı gibi, bütün insanların küfür ve isyan içinde bulunmalı halinde de yine O’nun zatının…