Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı!

Kur’an-ı Kerim nice âyet-i kerimelerinde insana “mahsusât” denilen hisler dünyasında boğulmamasını, ondan “makulât” yâni, hikmetler âlemine nazar etmesini ders verir. Sadece bir misâl: Ğaşiye sûresinde insanoğlundan, devenin yaratılışına, semaya, dağlara ve arza bakması isteniyor. Elbetteki ne hayvan, ne de münkir gibi değil, bir mü’min olarak. “Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına,…

Üstadımızın 3 aylık bir tahsilden sonra böyle bir eseri telif etmesi zahiren normal görünmüyor. Külliyatın telifini ‘Yazdırıldı ve ihtar edildi’ gibi ifadelerle birlikte değerlendirebilir misiniz?

Üstadımız “alet ilimleri” denilen gramer bilgileri için bu kısa süre ile yetinmiştir. Zaten, Arapçası mükemmeldir. Bu sahada fazla vakit kaybetmeyip doğrudan yüksek ilimler (ulûm-u âliye) sahasına geçmiş ve bu sahada kimseden ders almamakla birlikte çok kitap okumuştur. Fevkalade hafızasıyla bütün okuduklarını rahatlıkla zaptetmiştir. Ayrıca, felsefe konusunda da birçok eser okuduğunu…

Sözler tabirinin isim olarak külliyata verilmesinin bir hikmeti var mıdır?

Üstad hazretleri Külliyatın tamamını Sözler olarak adlandırıyor. Diğer eserlerinin değil de Sözler’in külliyatın tümüne isim olarak verilmesi konusunda farklı şeyler söylenebilir. Benim hatırıma şöyle bir mana geliyor. Risalelerde temel gaye, iman hakikatlerinin asrın idrakine uygun olarak izah ve ispatlarıdır. Allah’a iman birçok Söz’de işlenmiştir. Meleklere iman 29.Söz’de, kitaplara iman 25….

Benlik

“Cenâb-ı Hak, emanet cihetiyle, insana “ene” namında öyle bir miftah vermiş ki, âlemin bütün kapılarını açar.”  Sözler Sebze ve meyve pazarlarını bilirsiniz.Her seyyar satıcı kendi tablası başında avazı çıktığı kadar bağırır. Biri, ‘elmanın iyisi burada’ diye müşterilere tiz perdeden seslenirken; diğeri, ‘üzüme gel üzüme’ diye ayrı bir nağme tutturur. Herkes kendi malını…

Son Meyve

Biz kâinatın meyvesiyiz. Dünyamız, Güneş sisteminden bir dal. Hepimiz o dala takılıyız. Yerçekimiyle bağlıyız ona. Ciğerlerimizle havayla alışverişteyiz. Güneş gözümüzün içinde çalışıyor. Yıldızlar bize göz kırpmada. Çiçekler bizim için bezenmişler… Evet, biz kâinatın meyvesiyiz. Bu âlem, bizim başımızı bekliyor. Bizim semâmız onda, bizim soframız onda. Gözümüze nur, midemize gıda ondan…

BEŞ ON DAKİKA DAHİ OLSA….

Risale-i Nur Külliyatı’nın okunmasına iki yönden bakmak gerekiyor: Birincisi iman-ı tahkikî yolunda ilerleme, ikincisi iman ve Kur’ân hizmetine daha fazla iştirak etme.

Şunu hemen belirtelim ki, okumak ve hizmet etmek birbiriyle çok
yakından ilgilidir. Birincinin zaafa uğraması hâlinde ikinci şıkkın sürekliliği
kaybolur; bir müddet sonra o da terke uğrar. Yani, “Hizmet ediyorum.” diye
şahsî okumalarını sekteye uğratan, ibadetlerinde noksanlıklar baş gösteren
kişilerin hizmetleri devamlılık arz etmez, geçici bir süre parlamanın ardından
gerileme ve sönme baş gösterir.

1 32 33 34