Zulüm, inkâr ve fısk

Arif Bey, elindeki fişleri karıştırmaya başladı. Buyurun işte birisi diye bir fiş uzattı Murata. Murat âyet meâlini ağır ağır okumaya başladı: “Allah, zalimler topluluğunu hidayete eriştirmez,”   (Bakara Sûresi, 258)   İşte iki âyet-i kerime daha, diyerek fişleri masaya koydu. Âyet meâlleri şöyleydi: “Allah, kâfirler…

Allah, kâfirler topluluğunu hidayete eriştirmez

Murat, konuşulanları emer gibi dinliyordu. Bir harf olsun kaçırmadığı belliydi. Devam etti Arif Bey: — Bildiğiniz gibi, Allah’ın bir ismi de Hâdi, yani hidayet edici, hidayete erdirici. Rızıklara toprağı, ışığa güneşi, meyveye ağacı ve çocuğa ebeveyni vesile kılan Allah, hidayete de, peygamberleri, mürşitleri, âlimleri sebep…

Allah, hidayeti dilediğine verir.

Arif Bey gençleri candan ve çok samimi bir şekilde karşıladı ve misafir odasına aldı: — Bu ev sizin, dedi. Ben yaşça ağabeyiniz sayılırım, ama konuşmalarımızın, daha çok, bir arkadaş havası içinde geçmesini isterim, diye ekledi. Ama önce bir şeyler yiyelim. Gençler kahvaltı yaptıklarını söylediler. —…