Bütün mahlukatın insanın etrafına inayetle toplanması ve hacetlerimize lebbeyk demeleri, her bir makam sahibine göre ayrı ayrımıdır?

“ … hilkat-i âlemde görüyoruz ki; mevcudat-ı âlem bir daire tarzında teşkil edilip, içinde nokta-i merkeziye olarak hayat halkedilmiş. Bütün mevcudat hayata bakar, hayata hizmet eder, hayatın levazımatını yetiştirir. Demek kâinatı halkeden zât, ondan o hayatı intihab ediyor. Sonra görüyoruz ki; zîhayat âlemlerini bir daire…

Zerre’den: Şeytanın ilka etmekte olduğu vesveselerden biri…

İ’lem Eyyühel-Aziz! Şeytanın ilka etmekte olduğu vesveselerden biri: “Yahu, şu koyun veya inek, eğer Kadîr ve Alîm-i Ezelî’nin nakşı, mülkü olmuş olsa idi; bu kadar miskin bîçare olmazlardı. Eğer bâtınlarında, içlerinde Alîm, Kadîr, Mürîd bir Sâniin kâlemi çalışmış olsaydı, bu kadar cahil, yetim, miskin olmazlardı.”…

Ortası yok…

Malum ya, sermaye ne kadar çok olursa kâr da zarar da o nispette büyük olur. İnsanın istidat sermayesi cinlerinkinden çok ileri derecededir. Bu sermayenin yerinde kullanılmasıyla, cinlerin erişemeyeceği mertebelere çıkıldığı gibi, yanlış kullanılmasıyla da onların yapamayacakları kadar büyük şerler işlenir. Onun için Üstat hazretleri böyle…

On Birinci Söz (Video)

Kainatın yaratılış hikmeti nedir? Allah insanı neden yarattı? İbadet neden emredildi? gibi müthiş suallerin cevaplarını ihtiva eden On Birinci Söz Risalesini Prof.Dr. Alaaddin Başar hocamızın izahları eşliğinde dinlemek için buyrun:

Beden ruhun hanesidir…

Üstat hazretleri beden ruhun hanesidir buyurur. O hanede vazife gören ruh haneden daha mükemmeldir. Zira, efendi odur, beden onun hizmetine verilmiştir. Padişah, saraya göre değil, saray padişaha göre şekillenir. Ruh bedenden daha kâmil, daha latif, daha güzeldir. Nitekim,  bedendeki güzellikler bir bakıma ondan gelmektedir; yani…

Ölçü Biz Değiliz

Rahatla anlaşılabilecek nice gerçeklerin büyük engeli: “İnsanın İlâhi hakikatleri değerlendirirken kendini ölçü alması.” Bu büyük hastalık, şu gerçeği unutmaktan kaynaklanıyor: “Vâcib-ül Vücud zâtında, mahiyetinde mümkine benzemediği gibi, ef’alinde de benzemiyor.”  Allah’ın zatını ancak kendisi bilir. Ama, o mukaddes zatının mahlukata benzemediğini, Kur’an haber verdiği gibi…

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı!

Kur’an-ı Kerim nice âyet-i kerimelerinde insana “mahsusât” denilen hisler dünyasında boğulmamasını, ondan “makulât” yâni, hikmetler âlemine nazar etmesini ders verir. Sadece bir misâl: Ğaşiye sûresinde insanoğlundan, devenin yaratılışına, semaya, dağlara ve arza bakması isteniyor. Elbetteki ne hayvan, ne de münkir gibi değil, bir mü’min olarak….

Son Meyve

Biz kâinatın meyvesiyiz. Dünyamız, Güneş sisteminden bir dal. Hepimiz o dala takılıyız. Yerçekimiyle bağlıyız ona. Ciğerlerimizle havayla alışverişteyiz. Güneş gözümüzün içinde çalışıyor. Yıldızlar bize göz kırpmada. Çiçekler bizim için bezenmişler… Evet, biz kâinatın meyvesiyiz. Bu âlem, bizim başımızı bekliyor. Bizim semâmız onda, bizim soframız onda….