Her insan, hayatı boyunca başından geçen bütün hadiseler, alâkadar olduğu bütün meseleler ve ruhunda kaynayan bütün düşünce ve hislerle ayrı bir eser sergiliyor. Bu eserin, tamamına beşer olarak sadece kendisi vâkıf. Gel gör ki, o bile eserini kelimesi kelimesine hıfzetmiş değil. Baş sayfalara doğru gidildikçe…
Etiket: insan
“Namaz Kılmayan Cami”
Yazının başlığı Yılmaz beyin çok dikkatini çekti: “Namaz Kılmayan Cami” Pek bir şey anlamamıştı. Caminin namaz kılması nasıl olurdu? Bir şey sormayı da erken buldu. Merakla dinlemeye koyuldu. Yazı şöyle devam ediyordu: “İnsan tek başına ayrı bir âlem… Aklının, kalbinin, hayalinin, hafızasının, organlarının ve…
YENİ BAKIŞ AÇISI
Ertesi gün mağazaya vardığında, kendini biraz farklı hissetmeye başlamıştı. Çalışanlarına karşı bakışı değişmişti: Onlar da Allah’ın birer kuluydular. Onlar da sonsuz aciz ve fakirdiler. Onların da önlerinde hastalıklar, sıkıntılar ve ölüm vardı. Onlar da ebediyet yolcusuydular. Onlarla patron-müşteri ilişkisinin çok ötesinde ortak noktaları vardı. Hepsi …
Nur ve kuvvet-II
Hissetme, anlama ve iman… İnsan ruhuna ulviyet kazandıran üç ayrı hâdise. Hissetme, meselâ görme ile anlama arasında bir yönüyle benzerlik var. İkisinde de kavrama, içine alma, her yönüyle ihata etme, kaplama vardır. İnsan bir çiçeğe baktı mı, onun görüntüsü bütünüyle gözde teşekkül eder; âyineye akseden…
Zerre’den: İnsan, âlemin küçük bir fihristesidir…
İ’lem Eyyühel-Aziz! Bir insanı yaratan Hâlık’ın, âlemi müştemilâtıyla beraber yaratmasında bir bu’d, bir garabet yoktur. Zira bir insanın yaratılışı, içerisinde bulunan eşyanın yaratılmasından ibaret olduğu gibi, âlemin de yaratılışı müştemilâtının yaratılışından ibarettir. Ve keza insan, âleme bir enmuzec ve küçük bir fihristedir. Çünki kavunun hâlıkı,…
Zerre’den: İnsan, hikmet ile yapılmış bir masnudur …
İ’lem Eyyühel-Aziz! İnsan, hikmet ile yapılmış bir masnudur. Ve Sâniin gayet hakîm olduğuna, yaptığı vuzuh-u delalet ile sanki mücessem bir hikmet-i nakkaşedir. Tecessüd etmiş bir ilm-i muhtardır. İncimad etmiş bir kudret-i basîre olduğu gibi öyle bir fiilin mahsülüdür ki, istidadı irade ettiği şeyi kendisine veriyor….
Kabiliyetleri açısından insan…
İnsanda öyle bir istidat var ki, her konuda insanın önünü açıyor; “çalışırsan bu sonucu da elde edebilirsin,” mesajını veriyor. Dünyadaki meslekleri saymakla bitiremeyiz, bunların hepsini icra edenler insan. Demek ki, insan mühendis de olabiliyor, doktor da; fizikçi de olabiliyor kimyacı da. Edebiyatçı da olabiliyor sanatkâr…
Hikmet ve İnsan…
Hikmet bir manadır; fayda, gaye demektir, abesin yani gereksizliğin, yersizliğin zıddıdır. İnsana bu gözle baktığımızda, saçından tırnağına kadar her şeyiyle hikmeti gösterir. Saça ihtiyacımız vardır ve biz ondan fayda görürüz. Alnımızın saçsız olması da hikmettir, kaşlarımızın varlığı hikmettir, kirpiklerimizde hikmeti daha açık seyrederiz. Onlar siyah…
“Ey insan, eğer insan isen bismillahirrahmanirrahim de!” cümlesinde neden sadece Müslümanlara değil de bütün insanlara hitap edilmiş? Zira besmeleyi Müslümanlar söylerler.
Bu hitap hem bize hem de bütün insanlık âleminedir. Üstadımız, İslamiyet için “insaniyet-i Kübra” ifadesini kullanıyor. Biz mümin bir insan olarak, bütün kâinatta, yeryüzündeki bütün canlı türlerinde ve kendi ruh âlemimizdeki İlahi terbiyeleri düşünmeli, bütün bunların Allah’ın rahmetiyle geçekleştiğinin şuurunda olarak, Allah namına hareket etmeli,…
“Nakş-ı azam olan insan” ifadesini nasıl anlamalıyız? Her insan bu anlamda nakş-ı azam tabiri içerisine girer mi?
Otuz Üçüncü Sözün “İnsan Penceresinde”, esmada bir ism-i azam olduğu gibi o esmanın nakışlarında da bir nakş-ı azam olduğu ifade ediliyor ve bu nakş-ı azamın insan olduğu belirtiliyor. Bilindiği gibi ism-i azam bütün isimleri birlikte ifade etmektedir. Bütün âlemlerde tecelli eden bütün isimlerin insanda da…