“Muhabbet şu kâinatın bir sebeb-i vücududur” ifadesi ile, bu sırda geçen “rahmetin tezahüratı” arasında nasıl bir ilgi vardır?

Bir hadis-i kutsîde, “Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim ve mahlukatı yarattım.” buyruluyor. “Bilinmek istedim.” diye tercüme edilen kısmın aslı “bilinmeye muhabbet ettim” şeklindedir. İşte “Muhabbet şu kâinatın bir sebeb-i vücududur” cümlesi bu muhabbete işaret etmektedir. Bu muhabbet ise varlıkların yaratılmasının sebebi olduğu gibi onlar için büyük bir rahmettir de. Nitekim, “Rahmetim gazabımı geçti.” hadis-i kutsîsine bazı büyük zatlar şöyle bir mana da vermektedirler: Cenâb-ı  Hakk’ın zatı her türlü ihtiyaçtan münezzeh olmakla birlikte, esmasını tecellisiz bırakmamayı rahmetiyle diledi ve mahlukatını yarattı. Aksi olsaydı her şey yoklukta kalmaya mahkûm olacaktı.

Üstad hazretleri  bu rahmeti ve bu muhabbeti “hakikat-i mahbube” olarak ifade eder.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.