Dinî ilimlerin öğretiminin zayıfladığı, insanların himmetlerinin ve dinî ilimlere ayırabildikleri zamanın azaldığı bir dönemde, işe en sağlam yerinden başlamak gerekiyordu. İşte Üstad Bediüzzaman’ın tefsiri, dinin temeli olan; Allah Teala’nın varlığı, birliği, sıfatları, melekler, kitaplar, nübüvvet, vahiy, ahiret hayatı gibi meselelerde, güçlü açıklamalar yapmıştır. Bunları yaparken, diğer tefsirlerdeki gibi farklı kıraat…
Kesafet ve Letâfet
İ’lem Eyyühel-Aziz! Maddî olan bir şey, kesafeti ne kadar fazla olursa o nisbette ince ve gizli şeyleri göremez ve onları idraktan kasırdır. Fakat nur ve nuranî şeyler, ne kadar nuraniyette terakki ederse, o nisbette ince ve gizli şeylere nüfuzu tam ve keskin olur. Ve keza ne kadar latif olursa, o…
Risale-i Nur, Nasıl Bir Tefsirdir?
Tefsir, Kur’an-ı Kerim’in lafızlarından kastedilen manaları beşer takati ölçüsünde açıklamak demektir. Kur’an’ın en yetkili müfessiri, Hz. Peygamber’dir (s.a.v.). “Sana da, ey Resulüm, bu Zikri indirdik ki kendilerine indirileni insanlara açıklayasın” (Nahl 44) ayeti bunu açıkça belirtir.
Sen Allah’tan uzaksın ama o sana çok yakın
İ’lem Eyyühel-Aziz! Ulûhiyetin azameti, izzeti, istikâliyeti, her şeyin, -küçük olsun büyük olsun, yüksek olsun alçak olsun- taht-ı tasarrufunda bulunduğunu istiyor. Senin hıssetin veya hakaretin, onun tasarrufundan hariç kalmasına sebeb olamaz. Çünki senin ondan bu’dun varsa da onun senden bu’du yoktur. Veya senin bir sıfatının hakareti vücudunun hakaretini istilzam etmez. Veya…
Gerçek Üzerine-I (Bir okuyucuya açık mektup)
“Belki bütün hakaik-i kâinat, o mahiyetin Esma-i Hüsnasından olan Hak isminin şualarıdır.” Mektubat “Kâinat mescid-i kebîrinde Kur’an, kâinatı okuyor! Onu dinleyelim… Hak olup, Hak’dan gelip, Hak diyen ve hakikatı gösteren ve nuranî hikmeti neşreden O’dur.” Sözler Bu mektubumda size “gerçeğin ne olduğu” konusunda birşeyler yazmağa çalışacağım. Bildiğiniz gibi, ağzını açan…
Varlık ve yokluk üzerine
“Adem-i mutlak zaten yoktur, çünkü bir ilm-i muhit var.” Mektûbat Vücut, Allah’ın ezelî bir sıfatı. Türkçesi, varlık. O’nun lütfuyla yokluktan kurtulup varlık sahasına kavuşana da “mevcud” diyoruz. Yâni vücut bulmuş, var olmuş. Allah’ın icadiyle var olan her mahlûk, mevcud ismiyle anılır. … Var ve yok kelimeleri, hayâlimizi ister istemez bir…
İman ile hayatı hayatlandırmak
“Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı imân ile hayatlandırınız ve ferâizle zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhâfaza ediniz.” SÖZLER Bu dünya gölgeler âlemi; ahiret asıl… Bu dünya fanilik beldesi; ahiret baki… Bu dünya bir imtihan meydanı ve ahiret tarlası; sonuçlar ötede alınacak, mahsuller orada derlenecek. Dünyanın mahiyetini böyle bildiğimizde, ondan bekleyeceğimiz…
SIRAYLA DEĞİL BİRLİKTE
Cenâb-ı Hakk’ın, yaratma, hayat verme, şekillendirme gibi İlâhî fiillerinden her birinin icraatı küllîdir; yani o fiile muhatap olan fertlerin tümünün işleri, sırayla değil, birlikte görülür. Örnek olarak, “rızık verme” fiilini alalım. Bu fiil küllîdir; rızıklanan her canlı ise o fiile mazhar olmuş cüz’i bir ferttir. Bugün için bir milyon altı…
İLİM Mİ, HURAFE Mİ?
Nur Küliyatında geçen şu cümlede çok ince bir hikmet ve rahmet tablosu sergileniyor: “Toprağın, kudret-i Rabbâniye ile nebâtâta analık edip yetiştirdiği gibi, kudret-i İlâhiye ile taş dahi toprağa dâyelik edip yetiştiriyor.” Bu cümleyi okuduğumda, bir anda Otuz Üçüncü Söz’deki, “Mayi haline gelen bir madde-i seyyaleden, taş ve taştan toprak halkedilmiş”…
Gerçek Sebep
Günler birbirini kovalıyor, haftalar, aylar akıp gidiyordu. Yılmaz bey, artık akşamlarını hep okumaya ayırmıştı. “Çocuk her organıyla büyür, ben de İslam’ı bir bütün olarak düşünmeli, hayatımın bütün safhalarını ona uydurmayı başarmalıyım.” diyordu. Yine de en fazla ilgi duyduğu konu, ibadet idi. Bir defasında, “Niçin namaz kılıyoruz?” başlıklı bir yazı gözüne…