“Bâtın-ı kalp, âyine-i Samed’dir.” Sözler Günlük hayatımızda, yer yer, “falanın kalbi bozuk” yahut,“filânca kalp ameliyatı geçirmiş” gibi sözler ederiz. Bu konuşmalarımızda, kalbi, iki ayrı mânâsıyla kullanırız. Bunlardan biri maddî, diğeri ise mânevîdir. Bir başka ifadeyle, biri zâhirî, diğeri bâtınî…
Kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur.
Bedendeki her organın kendine göre bir çeşit tatmini söz konusu. Göz görmekle, kulak işitmekle tatmin oluyor. Dilin tatmini tat ile, mideninki gıda ile. Kalbin ise en büyük ihtiyacı, iman. Ben kimin mahlûkuyum? Şu âlem kimin mülkü? Bu dünyada kimin misafiriyim? Daha sonra nereye gideceğim? Beni misafir eden zât, benden ne…
On Birinci Söz (Video)
Kainatın yaratılış hikmeti nedir? Allah insanı neden yarattı? İbadet neden emredildi? gibi müthiş suallerin cevaplarını ihtiva eden On Birinci Söz Risalesini Prof.Dr. Alaaddin Başar hocamızın izahları eşliğinde dinlemek için buyrun: [vimeogallery] [/vimeogallery]
Altıncı Söz (Video)
[vimeogallery] [/vimeogallery]
İkinci İ’lem: Hiçbir insanın Cenâb-ı Hakka karşı hakk-ı itirazı yoktur….
İ’lem eyyühe’l-aziz! Hiçbir insanın Cenâb-ı Hakka karşı hakk-ı itirazı yoktur. Ve şekvâ ve şikâyete de haddi yoktur. Çünkü, şikâyet eden ferdin hilâf-ı hevesini iktizâ eden, nizam-ı âlemde binlerce hikmet vardır. O ferdi irzâ etmekte, o bin hikmetin iğdâbı vardır. Bir ferdi razı etmek için bin hikmet fedâ edilemez. وَلَوِ اتَّبَعَ الْحَقُّ…
Ya Ölüm Olmasaydı… ?
Biz ölmemeyi istiyor ve ona razı oluyoruz. Bizi razı etmek için ölüm kanunu kalksa, işte o zaman ölümün ne kadar büyük bir rahmet olduğunu çok iyi anlarız. “Meselâ, sana ıztırap veren pek ihtiyar olmuş peder ve validenle beraber, ceddin cedleri, sefalet-i halleriyle senin önünde şimdi bulunsaydı, hayat ne kadar nikmet,…
Bize bırakılsaydı…
İnsan çoğu zaman olayları aklıyla değil hissiyle değerlendiriyor. Yani, hikmeti değil, hevesinin tatminini esas alıyor ve yanılıyor. Mesalâ, biz her zaman lambaları küçük, odaları büyük görmüşüz. Böyle bir ortamda yaşamışız, hislerimiz bu yönde gelişmiş. Şimdi, güneş sisteminin tanzimi bize bırakılsaydı, güneşi küçük dünyayı büyük olarak takdir ederdik. O zaman, o…
Nefsi Gemlemek
Kemal; noksanlığın zıddıdır. İmansızlık en büyük bir noksanlık iman ve marifet ise en büyük bir kemaldir. Bilgisizlik bir noksanlık ve kusur, ilim ise bir kemaldir. Aynı şekilde, kibir noksanlıktır, tevazu “kemal”, hayasızlık noksanlıktır, edep ve haya “kemal”; zulüm noksanlıktır adalet “kemal”.
El-Kuddûs
“Zâtında, sıfatında, fiillerinde, isimlerinde, hükümlerinde her türlü lekeden, eksiklikten çok uzak, pek temiz.” “Her şaibeden münezzeh, çok temiz ve pak olan.” “Göklerdekiler ve yerdekiler, Melîk, Kuddûs, Azîz ve Hakîm olan Allah’ı tesbih ederler.” (Cum’a sûresi, 62/1)
Yakîn
“Şüphesiz, sağlam ve kat’i olarak bilmek” “Birşeyi gerçeğe uygun olarak şüphesiz bilmek.” Yakîn: Lügat mânâsıyla tereddütsüz, şüphesiz ilim. Daha geniş ve daha güzel, bir başka tarif: “Birşeyi vakıa mutabık olarak itikad-ı sahih üzere şüphesiz bilmek.” Bu tarifte, yakînin iki önemli mânâsı karşımıza çıkıyor. Birisi, bir şeyi gerçekte nasılsa öyle bilmek….