Tekfir, günahkâr müminlerin kâfir olduğuna hükmetme hastalığıdır. Bu çok hassas ve tehlikeli konuda, âlimlerimiz şöyle bir ölçü getirmişlerdir: “İman, kalbin kabulü ve dilin ikrarıyla sabit olduğu gibi, küfür de kalbin reddi ve dilin bunu ifade etmesiyle tahakkuk eder.” Buna göre, bir mümin, İslâm’ın ruhuna ters düşen bir takım davranışların içine…
Namaz Kılmayan Cami
“İnsanın bir ferdinde bir cemaat-i mükellefîn bulunur.” Mesnevî-i Nuriye İnsan tek başına ayrı bir âlem… Aklının, kalbinin, hayâlinin, hâfızasının, organlarının ve his dünyasının kendilerine uygun ibadetleri ve tesbihleri var. Sadece birkaç misâl: Aklın ibadeti, “necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?” suallerinin cevabını arayıp bulmak… Kendisini ve topyekûn kâinatı Allah’ın eseri bilip onlardaki…
Adeti ibadete dönüştürmek
“Evet niyet âdi bir hareketi ibadete çevirir.” Üstat hazretlerinin “öğrendim” dediği kelimelerden biri de “niyet”. Buradaki niyeti en başta “ihlas” olarak anlamamız gerekiyor. Zira en büyük niyet, bir işi Allah rızası için yapmaktır. Namazımıza “Niyet ettim Allah rızası için” diye başladığımız gibi, konuşurken, ticaret yaparken, sefere çıkarken kısacası bütün işlerimizde…
Sağ ve sol yol
Soru 3: Her iki yol kısa ve uzunlukta nasıl bir oluyorlar? Cevap: Her iki halde de insanın ömrünün aynı olduğu kastediliyor. Soru 4: “Sağ yolun yolcusu kimseden minnet almayarak huzur ve rahat-ı kalp ile gider” deniliyor. Ancak uygulamada pek de öyle görünmeyebiliyor. Bunu nasıl izah edebilirsiniz? Aynı mesele sol…
KULLUK VE FİRAVUNLUK
“Her vicdanda şu nokta-i istinad ve nokta-i istimdat cihetinde iki küçük pencere, Kadîr-i Rahîm’in bârigâh-ı rahmetine açılır, her vakit onunla bakabilir.” Sözler Her insan, gözünden güneşe, ciğerinden havaya, ayaklarından yer küresine kadar hadsiz eşyaya muhtaç olarak yaratılmış ve bunların hiçbirini de yapacak güçte değil. Onun için, güçsüzlüğüne imdat edecek bir…
SUYU ÇEŞME Mİ YAPIYOR?
Nur Külliyatında masdar ve mazhar kelimelerinin özel bir yeri vardır ve sıkça kullanılır. Sebepler eliyle yaratılan varlıklarda o sebeplerin masdar olmayıp İlâhî isimlere mazhar olduklarına dikkat çekilir. Bu kelimelerden her ikisi de mekân ismidir, birincisi “bir şeyin sudur ettiği, çıktığı mekân,” ikinci ise “bir şeyin zahir olduğu, göründüğü yer” demek…
Hüseyin Bey’in Ardından…
Hüseyin Kardeşimin Ardından; Rahmetli Hüseyin Bey kardeşimle kırk yıldan beri tanışıyor ve otuz üç yıldan beridir de Zafer’e her ay bir yazı göndermekle yakın alakamı devam ettiriyorum. Kendisi kaderin her şeyini güzel gördüğünden olacak, İlâhî takdirle soyadı da Şengörür olmuştu. Şevk ve gayret kaynağıydı. Son asrın iman-küfür mücadelesinin…
SIRF DÜNYA İÇİN Mİ YARATILDIK?
“Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki bütün vaktini ona sarf ediyorsun?” (Sözler) Nur Külliyatında geçen bu cümle hayalimi bir anda taziye meclislerine götürdü ve o meclislerde sıkça okunan şu ayet-i kerîmeyi hatırlattı: “Onlar; başlarına bir musibet gelince, ‘Biz şüphesiz Allah’a aidiz (Allah içiniz, Allah’ınız) ve şüphesiz O’na döneceğiz’ derler.”…
Kur’an’da delilin neticeden daha zahir olması
İ’lem Eyyühel-Aziz! Ekseriyet-i mutlakayı teşkil eden avam-ı nâsın fehimleri Kur’anca o kadar müraat edilmiştir ki, birkaç dereceyi, birkaç ciheti ihtiva eden bir mes’elede avamın fehimlerine en me’nus en karib ciheti ve nazarlarına en vâzıh, en zâhir dereceyi söylüyor. Çünki öyle olmasa, delilin neticeden hafî olması lâzımgelir. Kur’an’ın kâinattan yaptığı bahis,…
Gayba İman
GAYB “ Gizli olan, görünmeyen” Kur’an-ı Kerim muttakilerden, yâni takva sahibi mü’minlerden bahsederken onların en büyük özelliği olarak “gayba imanlarını” gösterir. “O muttakiler ki gayba iman ederler” mealindeki âyet-i kerimeyi tefsir eden büyük âlimlerimiz, gayba imana iki şekilde mânâ verirler. Birincisi, “onlar gayba iman ederler; yâni görmedikleri halde, aklen ve…