İ’lem Eyyühel-Aziz! Maddî olan bir şey, kesafeti ne kadar fazla olursa o nisbette ince ve gizli şeyleri göremez ve onları idraktan kasırdır. Fakat nur ve nuranî şeyler, ne kadar nuraniyette terakki ederse, o nisbette ince ve gizli şeylere nüfuzu tam ve keskin olur. Ve keza…
Yazar: adem
Risale-i Nur, Nasıl Bir Tefsirdir?
Tefsir, Kur’an-ı Kerim’in lafızlarından kastedilen manaları beşer takati ölçüsünde açıklamak demektir. Kur’an’ın en yetkili müfessiri, Hz. Peygamber’dir (s.a.v.). “Sana da, ey Resulüm, bu Zikri indirdik ki kendilerine indirileni insanlara açıklayasın” (Nahl 44) ayeti bunu açıkça belirtir.
Sen Allah’tan uzaksın ama o sana çok yakın
İ’lem Eyyühel-Aziz! Ulûhiyetin azameti, izzeti, istikâliyeti, her şeyin, -küçük olsun büyük olsun, yüksek olsun alçak olsun- taht-ı tasarrufunda bulunduğunu istiyor. Senin hıssetin veya hakaretin, onun tasarrufundan hariç kalmasına sebeb olamaz. Çünki senin ondan bu’dun varsa da onun senden bu’du yoktur. Veya senin bir sıfatının hakareti…
Gerçek Üzerine-I (Bir okuyucuya açık mektup)
“Belki bütün hakaik-i kâinat, o mahiyetin Esma-i Hüsnasından olan Hak isminin şualarıdır.” Mektubat “Kâinat mescid-i kebîrinde Kur’an, kâinatı okuyor! Onu dinleyelim… Hak olup, Hak’dan gelip, Hak diyen ve hakikatı gösteren ve nuranî hikmeti neşreden O’dur.” Sözler Bu mektubumda size “gerçeğin ne olduğu” konusunda birşeyler yazmağa…
Varlık ve yokluk üzerine
“Adem-i mutlak zaten yoktur, çünkü bir ilm-i muhit var.” Mektûbat Vücut, Allah’ın ezelî bir sıfatı. Türkçesi, varlık. O’nun lütfuyla yokluktan kurtulup varlık sahasına kavuşana da “mevcud” diyoruz. Yâni vücut bulmuş, var olmuş. Allah’ın icadiyle var olan her mahlûk, mevcud ismiyle anılır. … Var ve yok…
İman ile hayatı hayatlandırmak
“Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı imân ile hayatlandırınız ve ferâizle zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhâfaza ediniz.” SÖZLER Bu dünya gölgeler âlemi; ahiret asıl… Bu dünya fanilik beldesi; ahiret baki… Bu dünya bir imtihan meydanı ve ahiret tarlası; sonuçlar ötede alınacak, mahsuller orada derlenecek. Dünyanın…
SIRAYLA DEĞİL BİRLİKTE
Cenâb-ı Hakk’ın, yaratma, hayat verme, şekillendirme gibi İlâhî fiillerinden her birinin icraatı küllîdir; yani o fiile muhatap olan fertlerin tümünün işleri, sırayla değil, birlikte görülür. Örnek olarak, “rızık verme” fiilini alalım. Bu fiil küllîdir; rızıklanan her canlı ise o fiile mazhar olmuş cüz’i bir ferttir….
İLİM Mİ, HURAFE Mİ?
Nur Küliyatında geçen şu cümlede çok ince bir hikmet ve rahmet tablosu sergileniyor: “Toprağın, kudret-i Rabbâniye ile nebâtâta analık edip yetiştirdiği gibi, kudret-i İlâhiye ile taş dahi toprağa dâyelik edip yetiştiriyor.” Bu cümleyi okuduğumda, bir anda Otuz Üçüncü Söz’deki, “Mayi haline gelen bir madde-i seyyaleden,…
Gerçek Sebep
Günler birbirini kovalıyor, haftalar, aylar akıp gidiyordu. Yılmaz bey, artık akşamlarını hep okumaya ayırmıştı. “Çocuk her organıyla büyür, ben de İslam’ı bir bütün olarak düşünmeli, hayatımın bütün safhalarını ona uydurmayı başarmalıyım.” diyordu. Yine de en fazla ilgi duyduğu konu, ibadet idi. Bir defasında, “Niçin namaz…
İkinci sözdeki şahısların farklı nazarları mı hadiseleri değiştiriyor?
Soru 2- Temsilde hodbin ve hudabin adamların karşılaştıkları hadiseler anlatılırken her iki adamın “nazarında” ifadesine vurgu yapılıyor. Acaba her iki şahsın farklı nazarları mı hadiseleri değiştiriyor? Cevap: Burada nazar kelimesi, bakış açısı manasına kullanılmıştır. Üstadın şu ifadeleri konuya açıklık getirir; fazla beyana ihtiyaç bırakmaz.