Nispet ve İntisap

İman bir intisaptır.     (Sözler)

İntisâb, insanın Allah’a inanması, kendisini O’nun kulu olarak bilmesi, O’na sığınması ve O’nun emirleri dâiresinde hareket etmeye karar vermesidir.

Nisbet ve intisâb arasında şöyle bir fark vardır. Süleymaniye camii için “Bu cami Mimar Sinan’ın eseridir.” dediğimizde  o camiyi Sinan’a nisbet etmiş oluruz. O cami,  şuurlu olsa da “Ben Sinan’ın eseriyim.” dese bu bir intisaptır. Yani kendini Sinan’a nisbet etmiş, onun eseri olduğunu bilmiş ve kabûl etmiştir.

İnsanın da “Ben Allah’ın kuluyum, O’nun eseri, O’nun sanatıyım. Her şeyim O’nun ihsân ve ikramıdır.” demesi onun Allah’a iman etmesi demektir ve bu îmân aynı zamanda bir intisaptır.

İnsan bir âlimden ders aldığında onun talebesi olur, bu talebelik bir intisaptır. O kişiden söz edilirken “falanın talebesi” derler ve onu hocasına nisbet ederek tanıtırlar.  Keza bir mürşide intisâb eden kişi de onun müridi olmuş olur ve bu intisâb ile bilinir ve tanınır.

İman en büyük intisaptır.  Yaratılışlarını hiç düşünmeyen kimseler yanında,  kendilerini batıl ilâhlara nisbet eden, onlara tapan ve onlardan medet dileyen kimseler de vardır.

 İman, Allah’a O’nun bildirdiği gibi inanmakla kalbe yerleşir. Bundan dolayı batıl inançlara, gerçek mânasıyla,  iman denilmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.