“…Ve Allah’a her an ibadet eden hücrelerini, organlarını ve duygularını isyan menzillerinde gezdirenler, büyük bir cinayet işlemiş oluyorlardı. Muhakkak, bunun cezası çok ama çok çetin olacaktı.” Son iki cümle Yılmaz Bey’in ruhunda büyük bir sarsıntı meydana getirdi. Hissiyatını saklayamadı. “Son ifadeleri irkilerek dinledim. Buna göre ben…
Yazar: adem
“Namaz Kılmayan Cami”
Yazının başlığı Yılmaz beyin çok dikkatini çekti: “Namaz Kılmayan Cami” Pek bir şey anlamamıştı. Caminin namaz kılması nasıl olurdu? Bir şey sormayı da erken buldu. Merakla dinlemeye koyuldu. Yazı şöyle devam ediyordu: “İnsan tek başına ayrı bir âlem… Aklının, kalbinin, hayalinin, hafızasının, organlarının ve…
NECDET BEY
Adreste verilen iş merkezine vardığında Salim bey onu dış kapıda bekliyordu. Birlikte dokuzuncu kattaki dergi merkezine çıktılar. Bu temiz ve nezih iş ortamı Yılmaz beyin çok hoşuna gitti. Bir tarafta Topkapı Sarayı, beride boğaz manzarası… Sükûnet ve her taraftan onu çağıran yüzlerce kitaplık bir kütüphane….
Herkes her mertebede iyyakena’büdü ve iyyakenestain diyebilir mi?
Her vicdan Allah’tan başka hiçbir şeyin ibadete layık olmadığını, kör ve sağır esbabın onu bilemeyeceğini, duasını ve niyazını işitmeyeceğini bilir. Bu biliş o vicdanın bir nevi “iyyakena’büdü ve iyyakenestain” demesidir. Şu var ki, sebeplere tesir vermeme, ancak Allah’a tevekkül etme hususunda insanlar birbirinden çok farklıdırlar….
Hatem-i Rahmaniyetin içerisinde gösterilen sikke-i ehadiyete birkaç örnek verilebilir mi?
Rahmân’ın Rezzâk manasında olduğunu düşünürsek, rızka muhtaç her canlıda Cenab-ı Hakk’ın pek çok isimleri tecelli etmektedir. O canlı böylece ehadiyete bir ayna olmakta, bir sikke-i ehadiyet taşımaktadır. Mesela, o canlı, hayatıyla Hay ve Muhyi isimlerine, yaratılmasıyla Hâlık ismine, bütün organlarının hikmetle yaratılmasıyla Hakîm ismine, şekliyle…
İslâm’ın Köprüsü – Zekat
“İnsanların hey’et-i içtimaiyesinde intizam ve asayişi temin eden köprü zekâttır.” İşârât-ül İ’caz Dünya imtihanının beş temel sorusundan biri: Zekât Temel soru diyoruz, çünkü teferruat uçsuz bucaksız. Her emir ve yasak ayrı bir imtihan sorusu. Ayrıca, her insanın bir gün boyunca karşılaştığı bütün hâdiseler birer imtihan…
Bir harf katibini bildirir…
Bir kitaptaki herhangi bir harf de kendine göre bir varlığa sahiptir, kâtibini kendi ölçüsünde bildirir, tanıttırır. Ama o harf, kitapta vazife almakla ayrı bir kemâle ermiş, ayrı bir kıymet kazanmıştır. Kitaptaki onbinlerce kelime kesreti ifade eder, ama onlar artık bir tek isimle yâd edilmeye başlanmışlardır:Kitap…
Birlikteki Kemâl
“Tevhid ve vahdette cemâl-i İlâhî ve kemâl-i Rabbanî tezahür eder.” Şualar Bu hikmet dolu cümle bize küllî tefekkür dersi verir. Söz konusu cümlenin devamında bu küllî tefekküre üç tane harika misâl verilir: Şifa, rızık ve hidayet. Bu nimetler, tek bir insan için düşünüldüğünde de yine Allah’ın…
YENİ BAKIŞ AÇISI
Ertesi gün mağazaya vardığında, kendini biraz farklı hissetmeye başlamıştı. Çalışanlarına karşı bakışı değişmişti: Onlar da Allah’ın birer kuluydular. Onlar da sonsuz aciz ve fakirdiler. Onların da önlerinde hastalıklar, sıkıntılar ve ölüm vardı. Onlar da ebediyet yolcusuydular. Onlarla patron-müşteri ilişkisinin çok ötesinde ortak noktaları vardı. Hepsi …
Hitab-ı iyyakena’büdü demekle, herkese kâfi gelmeyen; kesret-i mahlûkattaki vahidiyet tecellisini nasıl anlamalıyız?
İlahî sıfatların tasarrufu altında bulunan sonsuz mahlukatı ne bilmemiz mümkündür ne de hayal etmemiz. Genlerden, atomlardan, arşa, lehv-i mahfuza, melekler alemine, henüz ışığı dünyamıza ulaşmamış yıldızlara kadar bütün bu varlıklar Allah’a ibadet halindedirler, Onun emri dairesinde hareket eder, vazife görürler. Bütün bunları tasavvur etmek ve…