“Kur’an’ın vazife-i asliyyesi, daire-i rububiyetin kemâlât ve şuunatını ve daire-i ubûdiyetin vezâif ve ahvâlini talim etmektir.” Sözler “Rahmetim gadabımı geçti.” buyuran Rabb-ül âlemin, bu varlık âlemini yokluk karanlığından kurtardı. Altı devrede bu kâinatı şu hazır hâle yine rahmet ve keremiyle getirdi. O devrelerdeki İlâhî icraat…
Yazar: adem
EL-VEHHAB
“İhsanları ve bağışları bol ve devamlı olan.” “İstihkakı olmayan kuluna da ihsan eden.” “Kullarına karşılıksız ihsan eden.” “Yoksa, Azîz, Vehhab olan Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?” (Sâd, 38/9) İşçilere verilen ikramiye, ‘hibe’ değildir. Daha verimli çalışmaları için bir nevi teşviktir, yani karşılığı beklenen bir yardımdır. Allah’ın bütün ihsan…
Zat, şuunat, sıfat, esma ve efal-i ilahiye hakkında biraz bilgi verir misiniz?
Çokça sorulan bu konu hakkında, Esma-i Hüsna isimli kitabımızın giriş bölümünde gerekli izah yapılmıştır. O bölümü aynen aktarmakla yetineceğim. Allah’ın Zâtı : Allah’ın zâtı, idrak edilemeyecek kadar yücedir. Zira akıl ve idrak O’nun insana bir hediyesidir ve mahluk olan bu sermaye ile Allah’ın varlığı…
Ruh bekası, ibka iledir
“Ölmüş olanların hayatta olmadıklarını düşünmüyor.” “Ancak sefere gidenler gibi, görünmüyorlarsa da hayattadırlar, diye zanneder.” Bu ifadeler, o gibi kimselerin ruh haletlerinin bir tahlilidir. Bütün müminler, ölenlerin yok olmadıklarına, bize görünmeseler bile berzah âleminde hayatlarını devam ettirdiklerine inanırlar. Kendilerinin de o yolun yolcusu olduklarını unutmayarak,…
EL-KAHHAR
“Kudretinin karşısında her şeyi aciz bırakan.” “Her şeyi hükmüne itaat ettirebilen bir galibiyet ve hâkimiyet sahibi.” “Düşmanlarını kahrederek zelil ve perişan hale getiren.” “Yerin başka bir yere, göklerin de (başka göklere) dönüştürüldüğü gün, onlar tek olan, Kahhar olan Allah’ın huzuruna çıkarılacaklardır.” (İbrahim14/, 48) İlâhî ahlâkla ahlâklanmanın bir…
“Nefsin elinde iki silâh vardır”
İ’lem Eyyühel-Aziz! Gâfil nefis, âhireti dünyanın bitişiğinde ve dünya ile bağlı bir menzil zannediyor. Bu itibarla nefsin elinde iki silâh vardır. Dünyanın zeval ve fenasının eleminden kurtulmak için âhireti düşünmekle ümidvar olur. Âhiret için lâzım olan a’mal külfetine gelince, gaflet veya tegafül ile ondan da…
DERGİDEKİ BULUŞMA
…Planlarını aynen uyguladılar. Saat 16.00’da Salim beyin odasındaydılar. Tanışma faslı biraz uzun sürdü. Salim bey konuya hemen girmeden, samimi bir havanın oluşmasını istiyordu. Yeni misafirlere, mesleklerinden, memleketlerine, çocuklarının sayılarına ve yaşlarına kadar bir hayli soru sordu. Ülkenin ekonomik durumu hakkında da biraz fikir alış verişinde…
Allah, hidayeti dilediğine verir.
Arif Bey gençleri candan ve çok samimi bir şekilde karşıladı ve misafir odasına aldı: — Bu ev sizin, dedi. Ben yaşça ağabeyiniz sayılırım, ama konuşmalarımızın, daha çok, bir arkadaş havası içinde geçmesini isterim, diye ekledi. Ama önce bir şeyler yiyelim. Gençler kahvaltı yaptıklarını söylediler. —…
İnsan simasında, küre-i arz simasında ve kâinat simasında; niçin diğer isimler değil de hep ism-i Rahmanın tezahürü nazara veriliyor?
İnsan simasında, küre-i arz simasında ve kâinat simasında; niçin diğer isimler değil de hep ism-i Rahmanın tezahürü nazara veriliyor. Niçin diğer mahlukata göre insan, ism-i Rahmanı tamamıyla gösterir bir mahiyettedir? Vahdet-ül vücudun, mutedil kısmının, “la mevcude illa hu” demesiyle, insanın sima-i manevisinin münasebetini nasıl anlamalıyız?…
Bir kısım ehli tarikatın اِنَّ اللهَ خَلَقَ اْلاِنْسَانَ عَلٰى صُورَةِ الرَّحْمٰنِ hadis-i şerifini, akaid-i imaniyeye münasip düşmeyen tarzdaki tefsirleri nasıldır?
Üstadımız bu meseleyi açıklarken, Cenab-ı Hak hakkında suretin muhal olduğunu beyan etmekle o gibi kimselerin yanlış telakkilerine de işaret etmiş oluyor. Nurun meşrebi, batıl şeyleri tasvir etmemek ve zihinleri bulandırmamak olduğundan bu konuda fazla izahta bulunmuyor. Biz de aynı düstur üzere hareket etmeye mecburuz. Yine…