Bize Niçin Hizmet Ediyorlar

… Şu meşhud saltanat-ı insaniyet ve terakkîyât-ı beşeriye ve kemâlât-ı medeniyet, celb ile değil, galebe ile değil, cidâl ile değil; …” Sözler

Bir insan diğer bir kişinin hizmetinde çalışıyorsa bunun üç sebebi olabilir. Birincisi celbdir. Yani o kişi,  ilmiyle yahut mânevî  feyziyle o insanı kendine hayran bırakmış, o da bu büyük zâttan mânen faydalanmak için ona talebe yahut mürit olmuş ve hizmetine girmiştir.

İkinci şık  galebedir. O kişi, servetiyle yahut makâmıyla diğerine üstünlük kazanmış, o da onun yanında memûr olarak, yahut ücretli eleman olarak çalışmaya başlamış, böylece onun hizmetine girmiştir.

Üçüncü şık cidaldir. Bir harp olmuş,  o harpte esir düşen bir insan, gâlib devletin hükmüne girmiş,  onun verdiği görevleri mecburen yerine getirmeye başlamıştır.

Bu geniş hakikatin sadece bir yönünü ele alalım ve soralım kendimize: Bu hayvânlar bize niçin hizmet ediyorlar?

Bu soruya   yukarıdaki şıkların hiçbiriyle cevap veremeyiz.

 Hayvânlar insanın üstün yaratılışını düşünüp ona hayran olarak hizmetine girmiş değillerdir. Yine, insana ilim yahut kuvvet yönünden mağlup oldukları için de hizmet ediyor değillerdir. Keza, insanlarla hayvanlar arasında bir harp olmuş da insanlar gâlib gelerek onları esir almış da değillerdir.

    Geriye tek şık kalıyor: Allah’ın teshiri, ihsanı ve ikramı.

Teshir yani insana hizmet ettirme, onun emrine verme hakikati  Yâsîn Suresinde şöyle beyan ediliyor:

“Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvânlar yarattık da onlar bu hayvânlara sahip oluyorlar. Biz, o hayvânları (zelil kıldık) kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.”    Yâsîn Sûresi, 71, 72

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.