Benzemezlik

Rahatça anlaşılabilecek nice gerçeklerin önündeki büyük engel: “İnsanın İlâhi hakikatleri değerlendirirken kendini ölçü alması.”

Keza, sınırlı sıfat sahipleri, bütün sıfatları sonsuz olana benzemezler, O’nun misli gibi olamazlar.

Bütün İlâhî fiiller sıfatlara dayandığına göre, Allah’ın fiilleri de mahlûkatınkine benzemez.

Şu varlık aleminde bu hakikatin çok örneklerini görüyor ve biliyoruz:

Arının zatı ipek böceğine benzemediği gibi, özellikleri ve işi de benzemez. Bu bal yapar, o ipek örer.

Denizin zatı ormana benzemediği gibi, onda yetişen balıklar da ceylanlara, aslanlara benzemezler.

Cebrail’in zatı Güneşe benzemediği gibi, vahiy getirmesi de ışık vermeye benzemez.

Aklın kendisi mideye benzemediği gibi, bir problemi çözmesi de midenin hazmetmesine benzemez.

Bu birbirinden farklı mahlûkların zatları gibi, sıfatları ve fiilleri de birbirine benzemediğine göre, elbette bunların tümünü yaratan, varlığı “vacip, kadim ve baki”, sıfatları “sonsuz, mutlak ve muhit” olan Allah’ın işleri ve sıfatları da, “sınırlı, fani ve hâdis” olan mahlukatınkilere benzemeyecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.