“Fakrım benim fahrimdir.” Hadisi şerif
Allah Resulünün (asm) “fakrıyla iftihar ettiğini” beyan eden hadis-i şeriflerinin bazılarınca çok yanlış yorumlandığını görüyoruz.
İnsan her şeye muhtaç yaratıldığı içindir ki her şey onun hizmetine verilmiş ve böylece insanda bütün İlâhî isimler tecellî etmiştir. Bu ise insanın ahsen-i takvîmde yaratılmasının açık bir göstergesidir. Mesela, insan rızka muhtaç olduğu için onda Rezzâk ismi tecellî ettiği gibi, işitmeye ve görmeye muhtaç olduğu için de Semi’ ve Basîr isimlerine mazhar olmuştur. Onun bu ihtiyaçları muhtelif varlıkların eliyle karşılanmakta ve insan bu ihtiyaçlarının görülmesiyle İlâhî isimlere ayna olmaktadır.
Varlıklar içerisinde esmâ-i hüsnâya en az mazhar olanlar cansızlardır. Görmeye ihtiyaçları olmadığı için onlarda Basîr ismi tecellî etmez, hayâta ihtiyaçları olmadığı için Muhyi ismi tecellî etmez ve hâkeza… Demek ki bir mahlûkun fakrı arttıkça kendisinde daha favla esmâ tecelli etmekte, kıymeti ve şerefi de o nisbette artmaktadır.
İnsanın arzularının ebede kadar uzanması da fakrının bir başka boyutudur. Bir hayvân bir dakika sonrasını düşünmekten âciz iken, insan ebedî hayâtı düşünür ve cenneti arzu eder.

