İki Ayrı Yönümüz

Fiil, iş demektir; infial ise “fiili kabûl etmek,  kendisinde bir işin yapılmasına müsait olmak”tır. Mesela, yazı yazmak bir fiildir. Bu fiili suda icra edemeyiz. Dolayısıyla su, yazı yazma fiilini kabûl etmemiş olur. Ama bir kâğıda yazı yazarız, kâğıt, infial cihetiyle, kendisinde yazı yazılma fiilini kabûl etmiş olur.

İnsanın fiil ciheti, kendi gücü ve kuvvetiyle, şahsî ilmi ve becerisiyle bir şeyler ortaya koyması, bazı eserler yapmasıdır. İnfial ciheti ise onun İlâhî fiillerin icra edilmesine müsait bir varlık olmasıdır. Mesela, rızıklandırmak bir İlâhî fiildir. İnsan bu fiili kabûl eder, yani onda bu iş icra edilir. Ama bir taş  rızıklanmayı kabûl etmez;  rızka muhtaç olmadığı için rızıklanması da söz konusu olmaz. İşte infial cihetiyle insan taştan daha ileri geçer ve Rezzâk ismine mazhar olur 

İnsanda tecellî eden bütün fiilî isimler, insanın infial cihetini ifâde eder. Tasvir fiiliyle sûret kazanmış, tezyîn fiiliyle bezenmiş, ihya fiiliyle hayâta kavuşmuş, imate fiiliyle ölümü tatmıştır. Böylece insanda Musavvir, Müzeyyin, Muhyi, Mümit isimleri tecellî etmiştir.

İnsan bu yönüyle çok zengindir, zira mahlûkât içerisinde İlâhî isimlere en büyük ve en câmi’ ve en mükemmel ayna insandır.

Öyle ise, geliniz diğer insanlardan daha ileri seviyede yaptığımız  eserlerle övünmeyi bir tarafa bırakıp, Allah’ın en mükemmel  eseri olmamızla iftihar edelim, hamd edelim, şükredelim. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.