Malum ya, sermaye ne kadar çok olursa kâr da zarar da o nispette büyük olur. İnsanın istidat sermayesi cinlerinkinden çok ileri derecededir. Bu sermayenin yerinde kullanılmasıyla, cinlerin erişemeyeceği mertebelere çıkıldığı gibi, yanlış kullanılmasıyla da onların yapamayacakları kadar büyük şerler işlenir. Onun için Üstat hazretleri böyle…
Yazar: yusuf
EL-MÜHEYMİN
“Gözetici ve koruyucu.” “Her şeyi murakabe ve muhafaza eden.” “İbadetlerin sevabını eksiksiz veren” “ O, …Selâm’dır, Mü’min’dir, Müheymin’dir.” (Haşr,59/ 23)
Bediüzzaman ve Risale-i Nur Hakkında merak edilen sorulara cevaplar (Video)
Prof.Dr. Alaaddin Başar’dan Bediüzzaman Hazretleri ve Risale-i Nur Külliyatı hakkında en çok sorulan soruların cevapları.
Allah dünyadaki insanları neden eşit yaratmamış? Kimini zengin, kimini fakir, kimini mü’min, kimini kafir? Bu zulüm değil mi? – 4. Bölüm
Çaylarını içip kalktılar. Caddeye çıkarak parka doğru yürümeye başladılar. Arif Bey: — Ağabeyin ne âlemde, teftişten döndü mü? diye sordu. — Hayır. Henüz dönmedi.
Eşitlik güzel midir?
“Eşitlik güzel midir?” konusunda bir anket yapsanız, umarım, çoğu kimse sorunuzu tuhaf karşılayacak, “bunun da sözü mü olur?” diyecektir. Ama, meseleye dikkatle yaklaşsalar ibretle görürler ki, hemen bütün güzelliklerin kaynağında “eşit olmamak” yatar. Şu kâinat yaratılmadan, bütün varlık âlemi yoklukta eşittiler. Cenâb-ı Hakk bu âlemi…
Eşitlikle adalet aynı şey mi?
Çoğu insan, eşitlikle adaleti karıştırıyor, çokları adaletle eşitliği bir sayıyor, bunları birbirine karıştırıyor. Halbuki, mutlak eşitlik, yâni, her şeyin her yönden aynı olması, adalete zıt!.. Önce insanların icraatlarından bir iki misal vereyim: Bir şâir, kasidesinde her harfi kelimenin tamamını dikkate alarak yazar. Her kelimeyi, o…
“Tabiiyyunun ağzına şiddetle tokat vuruyor, kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: “En güvendiğin salabet ve hararet dahi emir tahtında hareket ediyorlar ki…” Tabiiyyunlar neden en çok salabet ve hararete güvenirler?
Tabiat, aslında “yaratılış, fıtrat” manasına gelir. Kâinatın tümü için de bu tabir kullanılmaktadır. Sertin tabiatında yumuşağı ezmek, ona yol vermemek vardır. Aynı şekilde sıcaklığın, ateşin tabiatı kurutmak, yakmak, kül etmektir. Bir kıvılcımın nice ormanları yakıp kül etmesi bunun açık delilidir.
Birinci Sözde geçen zikir, fikir, şükür meselesini, sadece yiyecek gibi nimetler için mi anlamak gerekir?
Soruya “Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz…..” şeklinde başlandığı için örnek de rızık nimetinden verilmiştir.
İnsanların çoğu gaflet veya dalalettedir, Allah’ı tanımaz ve O’nun namına vermezler. O halde biz bunlarla alışveriş yapmayacak mıyız?
Bu sorunun cevabını Üstadımız şöyle vermektedir: Esbab-ı zâhiriye eliyle gelen nimetleri o esbab hesabına almamak gerektir. Eğer o sebep ihtiyar sahibi değilse (meselâ hayvan ve ağaç gibi), doğrudan doğruya o nimeti Cenâb-ı Hak hesabına verir. Madem o lisan-ı hal ile Bismillâh der, sana verir. Sen…
Mucizelerin, peygamberlerden sadır olduğunu biliyoruz. Yaprakların sıcaklığa, köklerin sert taşlara mukavemeti de bir mucize midir? Peygamberlerdeki mucizelerle mahlukattaki mucizeler arasında farklar var mıdır?
Mu’ciz, aciz bırakan demektir. Peygamberlerin eliyle gerçekleşen harikaları insanlar yapmaktan acizdirler. Bu hal, onlara bu işin bir kul tarafından bizzat icra edilemeyeceğini, elinde mucize zahir olan kişinin ancak Allah’ın elçisi olabileceğini bilmeleri için bir irşattır.