Hesaba çekileceğiz…

Rakîb;  “murakabe eden, denetleyen, kontrol eden” gibi manalara geliyor. Bu kelimenin geniş bir kullanım alanı olmakla birlikte, daha çok, mali denetimleri hatırlatıyor. İnsana takılan o paha biçilmez istidat ve ona verilen ömür sermayesi de denetimden nasiplerini alacaklar.  Allah’ın bir ismi de Rakîb, yani murakabe eden. Nefeslerimiz sayılı olduğu gibi, lokmalarımız…

Kabiliyetleri açısından insan…

İnsanda öyle bir istidat var ki, her konuda insanın önünü açıyor; “çalışırsan bu sonucu da elde edebilirsin,” mesajını veriyor. Dünyadaki meslekleri saymakla bitiremeyiz, bunların hepsini icra edenler insan. Demek ki, insan mühendis de olabiliyor, doktor da; fizikçi de olabiliyor kimyacı da. Edebiyatçı da olabiliyor sanatkâr da. Bu meşru meslekler yanında,…

Hikmet ve İnsan…

Hikmet bir manadır; fayda, gaye demektir, abesin yani gereksizliğin, yersizliğin zıddıdır. İnsana bu gözle baktığımızda, saçından tırnağına kadar  her şeyiyle  hikmeti gösterir.  Saça ihtiyacımız vardır ve biz ondan fayda görürüz. Alnımızın saçsız olması da hikmettir, kaşlarımızın varlığı hikmettir, kirpiklerimizde hikmeti daha açık seyrederiz. Onlar siyah olmasalar, az bir ışıktan rahatsız…

Umursamazlık hastalığı

“İnsanları fikren dalâlete atan sebeplerden biri; ülfeti ilim telâkki etmeleridir.”  Mesnevî-i Nuriye  Ülfet: Şu muhteşem kâinatta sergilenen ve her biri bir kudret mûcizesi olan mükemmel eserleri üstünkörü bir nazarla geçiştirme, onları bildiğini zannetme ve derinlemesine düşünmekten hassasiyetle kaçınma hastalığı. İnsan fikrini yanlış yollara sevkeden, vehimlere ve zanlara sürükleyen bir maraz.

Yakınlık ve uzaklık…

“Cenâb-ı Hak, herşeye herşeyden daha yakındır. Fakat, herşey O’ndan nihayetsiz uzaktır.”  Sözler Mekândan münezzeh olan Allah, mekânın her köşesindeki mahlûkatına onların nefislerinden daha yakın… Mekânda yer tutanlar, birbirlerine göre yakında veya uzakta bulunurlar.

Namaza Dair Sorular – 1, Namaz kılıp, islamiyeti temsil edemeyen müslümanlar…

“Kahvelerimizi içerken ben de bu konuda hatırıma gelen bazı sorularımı sorayım. Hem sen de biraz dinlenmiş olursun.” “Öyle düşünme,” dedi Salim bey, “ben bir yorgunluk hissetmiyorum. Aksine size faydalı olacağım ümidiyle konuşmaktan zevk duyuyorum. Sorularına gelince, bir daha görüşmeyecekmişiz gibi her şeyi bir kerede sorup bitirme. Sorsan bile tümünü bugün…

Salim Bey’in Gelişi

O gece geç saatlere kadar oturdu. Yatağa girdikten sonra da uzun süre gözünü uyku tutmadı. Sabahleyin yarı yorgun bir halde mağazaya gitti. Saat on sularında içeri giren birisi bakışlarını raflarda dizili mallarda değil, personel üzerinden dolaştırmaya başladı. Birisini arıyor gibiydi. Göz göze geldiklerinde birbirlerini hemen tanıdılar. Yirmi yıla yaklaşan ayrılığın…

Bu akışın sırrı neydi?

İçinde bir sıkıntı vardı. Sebebini bilmiyordu. Gündüz can sıkıcı bir olay da geçmemişti başından. İşleri hep yolunda gitmişti. Ama yine de sıkıntılıydı. Okuduğu son romanın etkisinde de kalmış olabilirdi. Fazla oturamadı. Evdekilere “Ben gidiyorum.” demesiyle kapıyı açıp kendini dışarı atması bir oldu. Sokakta gezinen insanlara katıldı.  Nereye gittiğini bilmeden bir…

Dördüncü İ’lem: Hevam, balık gibi küçük hayvanların yumurtalarını, haşerat ve nebatatın tohumlarını, pek büyük bir rahmetle, bir lütuf ile, bir hikmetle hıfzeden Sâni’-i Hakîm…

İ’lem Eyyühel-Aziz! Hevam, balık gibi küçük hayvanların yumurtalarını, haşerat ve nebatatın tohumlarını, pek büyük bir rahmetle, bir lütuf ile, bir hikmetle hıfzeden Sâni’-i Hakîm’in hâfiziyetine lâyık mıdır ki, âhirette semere veren ağaçlara çekirdek olacak a’malinizi hıfzetmesin, ihmal etsin? Halbuki sen hâmil-i emanet, halife-i arzsın. Evet her bir zîhayatta bulunan hıfz-ul…