Allah, hidayeti dilediğine verir.

Arif Bey gençleri candan ve çok samimi bir şekilde karşıladı ve misafir odasına aldı: — Bu ev sizin, dedi. Ben yaşça ağabeyiniz sayılırım, ama konuşmalarımızın, daha çok, bir arkadaş havası içinde geçmesini isterim, diye ekledi. Ama önce bir şeyler yiyelim. Gençler kahvaltı yaptıklarını söylediler. — Öyleyse bir şeyler içelim. Çayım…

İnsan simasında, küre-i arz simasında ve kâinat simasında; niçin diğer isimler değil de hep ism-i Rahmanın tezahürü nazara veriliyor?

İnsan simasında, küre-i arz simasında ve kâinat simasında; niçin diğer isimler değil de hep ism-i Rahmanın tezahürü nazara veriliyor.  Niçin diğer mahlukata göre insan, ism-i Rahmanı tamamıyla gösterir bir mahiyettedir? Vahdet-ül vücudun, mutedil kısmının, “la mevcude illa hu” demesiyle, insanın sima-i manevisinin münasebetini nasıl anlamalıyız?   Ademde, yani yoklukta kalmayıp…

Bir kısım ehli tarikatın اِنَّ اللهَ خَلَقَ اْلاِنْسَانَ عَلٰى صُورَةِ الرَّحْمٰنِ hadis-i şerifini, akaid-i imaniyeye münasip düşmeyen tarzdaki tefsirleri nasıldır?

Üstadımız bu meseleyi açıklarken, Cenab-ı Hak hakkında suretin muhal olduğunu beyan etmekle o gibi kimselerin yanlış telakkilerine de işaret etmiş oluyor. Nurun meşrebi, batıl şeyleri tasvir etmemek ve zihinleri bulandırmamak olduğundan bu konuda fazla izahta bulunmuyor. Biz de aynı düstur üzere hareket etmeye mecburuz. Yine Üstadın bu “suret” kelimesi hakkında…

EL-ĞAFFAR

“Mağfireti, bağışlaması pek çok olan.” “Kullarının günahlarını affetmekle örten.” Taberî “Tekrar tekrar affeden.” (Gazâlî) “Rabbinizden mağfiret isteyin; çünkü gerçekten O, çok bağışlayandır.” (Nuh, 71/10) Günahlarına aldırış etmeksizin, Cennete gireceğinden emin bir halde yaşamak, büyük bir gaflet olduğu gibi, isyanlarına bakarak ‘ben artık mağfiret olunmam’ demek de büyük bir hatadır. Birinci…

Nefs-i emmare, devekuşu gibi aleyhine olan şeyi lehine zanneder

“İ’lem Eyyühel-Aziz! Evham, şübehat, dalâletin menşe’ ve mahzenlerinden biri: Nefis, kendisini kader ve sıfât-ı İlahiyenin tecelliyat dairesinden hariç addeder. Sonra tecelliyata mazhar olanlardan birisinin mevkiinde kendisini farzeder. Onda fena olur. Sonra başlar bazı teviller ile o şeyi de Allah’ın mülkünden, tasarrufundan çıkartır. Kendisinin girmiş olduğu şirk-i hafîye girdirir. Ve şirk-i…

ÖNDER VE GÜNGÖR BEYLER

Pazartesi ve Salı günlerini işleriyle meşgul olarak geçirdi. Bu arada bolca kitap okudu. Ne olacaksa Çarşamba günü olacaktı. Arkadaşlarıyla her hafta Çarşamba günü akşam saatlerinde buluşuyor ve Beşiktaş’taki kahveye gidip tavla oynuyorlardı. Akşama yakın Önder’le Güngör birlikte mağazaya geldiler. Yüksek sesle, merhaba deyip koltuklara kuruldular. Yılmaz beyin merhabası onlarınki  kadar…

Besmelenin, fatihanın fihristesi ve Kur’an’ın mücmel bir hülasası olması, ne demektir?

Bu hülasalığın; kesret içinde tecelli eden ehadiyet hakikati ile münasebeti var mıdır? Var ise nasıldır? Kur’an-ı Kerimde ele alınan konular özet olarak Fatiha suresinde de vardır. Onda birer çekirdek halinde verilen derslerin tafsilatlı şekli Kur’an-ı Kerimdir. Şöyle düşünebilir: Kur’an, Allahın isimlerinden, sıfatlarından bahsetmekte ve Allah’ı insanlara böylece tanıtmakta, onlara marifet…

ADALETİ KAVRAMAK

Her insan, hayatı boyunca başından geçen bütün hadiseler, alâkadar olduğu bütün meseleler ve ruhunda kaynayan bütün düşünce ve hislerle ayrı bir eser sergiliyor. Bu eserin, tamamına beşer olarak sadece kendisi vâkıf. Gel gör ki, o bile eserini kelimesi kelimesine hıfzetmiş değil. Baş sayfalara doğru gidildikçe unuttuğu şeyler çoğalır. Hâl böyle…

EL-MUSAVVİR

“Tasvir eden; her şeye bir suret ve şekil veren.” “Her şekli diğerinden farklı kılan.” “Mahlukatını istediği sıfat ve seçtiği surette yaratan.” “O Allah ki, Hâlık’tır, Bâri’dir, Musavvir’dir. En güzel isimler O’nundur.” (Haşr, 59/24) Varlık âlemini seyrettiğimizde ilk önce suretler âlemi gözümüze çarpar. Bütün bu suretler, mahiyetlere göre şekil almışlardır. Nur Külliyatı’nda…

Şeytana Çarpılanlar

“Kavga kapısını kapamak için, banka kapısını kapayınız.” Sözler İnsan, bir tarafta kalp, akıl ve vicdan; beride dünya, nefis ve şeytan arasında sıkışıp kalmış, ağır bir imtihan geçiriyor. İmtihan ağır, ama kazanabilirse neticesi çok yüksek, çok değerli. Bakara Sûresinin başında, “Kur’an’ın muttakiler için bir hidayet olduğu” beyan edildikten sonra, muttakinin üç…