İnsan sebeplere ne ölçüde minnettar olursa “iyyakena’büdü” hitabının hakikatinden o kadar uzaklaşır. Aynı şekilde sebeplerden ne ölçüde fayda umar, medet beklerse “iyyakenestein” hitabındaki manadan yine o kadar uzak kalır. Üstat hazretleri, riya için “şirk-i hafi” yani “gizli şirk” tabirini kullanıyor. Hiçbir mümin Allah’tan başkasına ibadet etmez, ama kullara riya etmek…
Sikke-i ehadiyete nazarları çevirmek ve kalpleri celp etmek için o sikke-i ehadiyet içerisinde rahmet sikkesini ve rahimiyet hatemini koymuştur. Cümlesinden neler anlamalıyız?
Bir hadis-i şerifte, “İnsan ihsanın kuludur.” buyrulur. İnsan eşyayı tefekkür ederken onlardan gördüğü fayda çoğu zaman öncelik kazanır. Bunun içindir ki, bedenimizde görev yapan bütün organlardan, kâinatta bize hizmet eden bütün sistemlere kadar her şeyde bizim için bir rahmet, bir ihsan vardır. İnsan bu faydaları, bu rahmet tecellilerini düşünmekle Rabbine…
Kur-an’ı Kerimin; en dakik bir cüziden bahsetmesinin sebebi, zahir bir surette hatem-i ehadiyetin herkes tarafından görülmesidir. Hakikaten herkes her cüzide bu hatemi okuyabilme özelliğine sahip midir?
Ehad, Allah’ın zâtının birliğini ifade eder. Bütün kâinatı bir saray gibi seyredebilenler o sarayın tümünün bir sultanın mülkü olduğunu rahatlıkla anlar, bazı bölmeleri yahut odaları başkalarına isnat etme hatasına düşmezler. Bu birlik mührü, cüzilerde daha net ve daha rahat olarak okunmaktadır. Şöyle ki, insan bütün galaksiler arasındaki harika ilgiyi okumakta…
Günah işleyen bir kişi günahına bütün varlık alemini ortak eder.
“…Ve Allah’a her an ibadet eden hücrelerini, organlarını ve duygularını isyan menzillerinde gezdirenler, büyük bir cinayet işlemiş oluyorlardı. Muhakkak, bunun cezası çok ama çok çetin olacaktı.” Son iki cümle Yılmaz Bey’in ruhunda büyük bir sarsıntı meydana getirdi. Hissiyatını saklayamadı. “Son ifadeleri irkilerek dinledim. Buna göre ben büyük bir sorumluluk altındayım. İçimden…
“Namaz Kılmayan Cami”
Yazının başlığı Yılmaz beyin çok dikkatini çekti: “Namaz Kılmayan Cami” Pek bir şey anlamamıştı. Caminin namaz kılması nasıl olurdu? Bir şey sormayı da erken buldu. Merakla dinlemeye koyuldu. Yazı şöyle devam ediyordu: “İnsan tek başına ayrı bir âlem… Aklının, kalbinin, hayalinin, hafızasının, organlarının ve his dünyasının kendilerine uygun ibadetleri…
NECDET BEY
Adreste verilen iş merkezine vardığında Salim bey onu dış kapıda bekliyordu. Birlikte dokuzuncu kattaki dergi merkezine çıktılar. Bu temiz ve nezih iş ortamı Yılmaz beyin çok hoşuna gitti. Bir tarafta Topkapı Sarayı, beride boğaz manzarası… Sükûnet ve her taraftan onu çağıran yüzlerce kitaplık bir kütüphane. Salim bey, arkadaşını bu ortama…
Herkes her mertebede iyyakena’büdü ve iyyakenestain diyebilir mi?
Her vicdan Allah’tan başka hiçbir şeyin ibadete layık olmadığını, kör ve sağır esbabın onu bilemeyeceğini, duasını ve niyazını işitmeyeceğini bilir. Bu biliş o vicdanın bir nevi “iyyakena’büdü ve iyyakenestain” demesidir. Şu var ki, sebeplere tesir vermeme, ancak Allah’a tevekkül etme hususunda insanlar birbirinden çok farklıdırlar. Bu konuda insanlar arasında “zerreden…
Hatem-i Rahmaniyetin içerisinde gösterilen sikke-i ehadiyete birkaç örnek verilebilir mi?
Rahmân’ın Rezzâk manasında olduğunu düşünürsek, rızka muhtaç her canlıda Cenab-ı Hakk’ın pek çok isimleri tecelli etmektedir. O canlı böylece ehadiyete bir ayna olmakta, bir sikke-i ehadiyet taşımaktadır. Mesela, o canlı, hayatıyla Hay ve Muhyi isimlerine, yaratılmasıyla Hâlık ismine, bütün organlarının hikmetle yaratılmasıyla Hakîm ismine, şekliyle Musavvir, güzelliğiyle Müzeyyin isimlerine ayna…
İslâm’ın Köprüsü – Zekat
“İnsanların hey’et-i içtimaiyesinde intizam ve asayişi temin eden köprü zekâttır.” İşârât-ül İ’caz Dünya imtihanının beş temel sorusundan biri: Zekât Temel soru diyoruz, çünkü teferruat uçsuz bucaksız. Her emir ve yasak ayrı bir imtihan sorusu. Ayrıca, her insanın bir gün boyunca karşılaştığı bütün hâdiseler birer imtihan sorusudur ki, bunlar bir başkasına…
Bir harf katibini bildirir…
Bir kitaptaki herhangi bir harf de kendine göre bir varlığa sahiptir, kâtibini kendi ölçüsünde bildirir, tanıttırır. Ama o harf, kitapta vazife almakla ayrı bir kemâle ermiş, ayrı bir kıymet kazanmıştır. Kitaptaki onbinlerce kelime kesreti ifade eder, ama onlar artık bir tek isimle yâd edilmeye başlanmışlardır:Kitap Ve o kitabın taşıdığı mânâlardan,…